Tarihin en önemli sanayi devrimlerinden birine imza atan Alman mucit Nikolaus Otto, modern dünyayı şekillendiren içten yanmalı motorların babasıdır. 10 Haziran 1832 tarihinde Almanya'nın Holzhausen an der Haide kasabasında doğan bu İkizler burcu deha, yüksek azmiyle otomotiv endüstrisinin kapılarını aralamıştır. Babasını genç yaşta kaybetmesi sebebiyle çocukluğu zorluklar içinde geçmiştir. Okul hayatını sürdüremeyerek 1948 yılında, henüz 16 yaşında eğitimine son vermiştir. Hayata tutunmak adına bakkallık, Frankfurt'ta tezgâhtarlık ve ardından pazarlamacılık yapmıştır. Otto, sıradan bir satıcıyken yaptığı gözlemlerle insanlığın geleceğini inşa etmiştir. Köln'e taşındıktan sonra makineler üzerine yoğunlaşan ünlü isim, 28 Ocak 1891 günü 59 yaşında Köln kentinde hayata veda etmiştir.
Bakkallıktan Mucitliğe Uzanan Zorlu Yolculuk
Genç yaşta ticarete atılan Nikolaus Otto'nun kaderi, 1859 yılında karşılaştığı bir teknolojiyle bütünüyle değişmiştir. Fransız mühendis Etienne Lenoir tarafından geliştirilen gaz ve kömürle çalışan motoru ilk kez gören Otto, bu mekanizmaya hayran kalmıştır. Mühendislik eğitimi olmamasına rağmen, içten yanmalı motorlar üzerinde deneysel çalışmalar yapmaya başlamıştır. Yaptığı analizler neticesinde, motorun gaz yerine sıvı yakıtla çalıştırılması halinde çok daha verimli olacağını görmüştür. Bu felsefeden yola çıkarak, 1861 yılında ilk motorunu imal etmiştir.
Yaratıcı zihnini durdurmayan mucit, kısa süre içinde yeni bir karbüratör imal etmeyi başarmıştır. Ancak bu alet için yaptığı patent müracaatı, benzer bir düzenek daha önce geliştirildiği gerekçesiyle yetkililerce reddedilmiştir. Büyük hayal krıklığı yaşamasına rağmen pes etmeyen Otto, çalışmalarını Lenoir'in motorunu mükemmelleştirmeye adamıştır. Genç yaşta eğitim hayatını sonlandıran Otto, geçimini sağlamak adına sırasıyla şu meslekleri yapmıştır:
- Bakkallık
- Frankfurt'ta tezgâhtarlık
- Pazarlamacılık
Lenoir'in yaygın olarak bilinen iki zamanlı motorunun aksine, dört zamanlı bir çevrimle çalışan farklı bir motor tasarımı üzerinde mesai harcamıştır. Nihayet 1862 yılında dört zamanlı motorun ilk çalışan modelini ortaya çıkarmayı başarmıştır. Ne var ki, ateşleme sisteminde yaşanan teknik zorluklar ve büyük engeller yüzünden bu tasarımı geçici olarak bir kenara bırakmıştır.
Dört Zamanlı Motorun İcadı ve Ticari Başarı
Dört zamanlı motor fikrini askıya alan mucit, onun yerine gazla çalışan geliştirilmiş iki zamanlı atmosferik motor üzerine odaklanmıştır. 1863 yılında bu yeni icadı için patent alan Otto, kendisini maddi yönden destekleyecek olan sanayici Eugen Langen ile yollarını birleştirmiştir. Ortaklık meyvesini vermiş ve ikili 1864 yılında Köln'de dünyanın ilk motor üretim firmasını kurmuştur. Bu kuruluş, daha sonra N.A. Otto & Cie. adını almıştır. Ürettikleri yenilikçi motor, 1867 yılında düzenlenen Paris Dünya Fuarı'nda altın madalyaya layık görülmüştür. Kazandıkları bu prestijli ödül, motor satışlarını hızla artırırken şirketin kârını da katlamıştır. Nikolaus Otto'nun ilk atmosferik motoru ise Mayıs 1867 tarihinde eksiksiz biçimde tamamlanmıştır.
Büyüyen işlerle birlikte, 1872 yılında fabrika yönetimine tecrübeli bir mühendis olan Gottlieb Daimler'i dahil etmişlerdir. Daimler, motor üretim süreçlerine büyük katkılar sağlamıştır. İki zamanlı motorlar peynir ekmek gibi satılırken, Otto'nun zihninde yarım kalan eski bir rüyası bulunmaktaydı. Geçmişte ateşleme düzeninden ötürü başarısız olan dört zamanlı motora dönmeyi istemiştir. Beş yıl sonra Gottlieb Daimler ve Wilhelm Maybach ile birlikte dört zamanlı çevrim yahut diğer adıyla Otto çevrimi fikrini geliştirmişlerdir. 1876 yılının başlarında ateşleme sistemini iyileştirmeyi başaran mucit, dakikada 180-200 devir yapan dört zamanlı ilk motoru üretmiştir. Mayıs 1876'da gün yüzüne çıkan tasarım, 1877'de patent alarak koruma altına alınmıştır. Dört zamanlı devrimsel motor, büyük verimliliği sayesinde yalnızca on sene zarfında 30.000 adetten fazla alıcı bulmuştur.
Patent Muharebeleri ve Mercedes-Benz'e Giden Yol
Her başarının ardından zorlu engeller gelebilmektedir. Nitekim 1886 yılında gerçekleşen bir patent davası, Otto'nun Alman patent ofisinden aldığı belgeyi geçersiz kılmıştır. Fransız mühendis Alphonse Beau de Rochas'nın 1862'de Fransa'da benzer özelliklere sahip bir icadı patentlediği anlaşılmıştır. Rochas'nın motor tasarımı o yıllarda pratik kullanıma uygun bulunmamış bir kağıt üstü projesiydi. Tamamen bağımsız bir biçimde aynı buluşa imza atan Otto, davanın aleyhinde sonuçlanmasına rağmen firmasıyla imalatı sürdürmüştür. Bu dava endüstrideki yarışı durdurmaya yetmemiştir.
Fabrikada yaşanan gelişmeler hız kesmemiş, ancak görüş ayrılıkları yaşanmıştır. Gottlieb Daimler, bu motorları doğrudan taşıtlarda kullanmakta kararlıydı. Bu hedefe yönelmek adına 1882 yılında Otto'nun firmasından ayrılmıştır. Daimler, 1883'te motor devrini dakikada 700-800 devir bandına yükseltecek gelişmiş bir ateşleme sistemi yapmıştır. Motoru yalnızca hızlandırmakla kalmamış, aynı zamanda büyük ölçüde hafifletmiştir. 1885 yılında bu motoru bir bisiklet üzerine monte ederek tarihin ilk motosikletini hayata geçirmiştir. Bir yıl sonra ise dört tekerlekli ilk otomobili icat etmiştir.
Eşzamanlı olarak, mühendis Karl Benz de Otto'nun geliştirdiği dört zamanlı tasarımdan ilham almıştır. Benz, güç kaynağı bu motora dayanan üç tekerlekli bir otomobil inşa ederek pazara sunmuştur. Daimler de kendi otomobillerinin satışıyla meşgul olmaktaydı. Geçen yılların ardından bu iki dev, güçlerini birleştirme kararı almıştır. Böylece meşhur Mercedes-Benz markasını doğuracak olan Daimler-Benz Şirketi hayat bulmuştur. Nikolaus Otto sahnede devrim yapana dek tüm motor sistemleri yakıtı başka haznede yakan dıştan yanmalı yapılardı. Bugün hâlâ faaliyetine aktif olarak devam eden Deutz AG firması, Otto ve iki arkadaşının 1864'te temellerini attığı N. A. Otto & Cie. şirketinin günümüzdeki yansımasıdır. Otto, bıraktığı bu büyük mirasla otomotiv dünyasının baş köşesindeki yerini korumaktadır.
