Nejla Ateş, gerçek adıyla Naciye Batır, 7 Mart 1927 tarihinde Romanya'nın Köstence kentine bağlı Kanara kasabasında dünyaya gözlerini açtı. Kırım Tatarı kökenli bu efsanevi Türk dansöz ve sinema oyuncusu, zorlu bir çocukluğun ardından yeteneği sayesinde dünya sahnelerine uzanarak adını altın harflerle yazdırdı. Henüz çocuk yaşta babasını kaybettikten sonra ailesiyle birlikte Türkiye'ye göç etmek durumunda kalan genç sanatçı, bir çorap fabrikasından başlayıp Broadway müzikallerine uzanan büyüleyici ve çalkantılı bir yaşam hikayesine imza attı. Dans dünyasında fñrtınalar estiren yıldız, yeteneğini keşfeden hocaları ve sıradışı azmiyle Doğu ile Batı arasında adeta kültürel bir köprü kurmayı başardı.
Çorap Fabrikasından Parıldayan Sahneler
Naciye'nin çocukluk yılları oldukça çetin geçti. Yol yapım işçisi olan babası, geçirdiği feci iş kazası nedeniyle hayatını kaybetmişti. Bu acı kaybın ardından aile, büyük önder Atatürk'ün Romanya'daki Tatar Türklerini Türkiye'ye getirme girişimi sayesinde yeni bir vatana kavuştu. Türkiye'ye adım attıklarında geçim mücadelesi hemen başladı. Genç Naciye, ailesine destek olmak amacıyla bir çorap fabrikasında işe girdi. Hayatın tüm zorluklarına rağmen onun kaderi, ünlü dansçı Madam Esther ile yollarının kesişmesiyle tamamen değişti. Madam Esther, bu genç kızdaki olağanüstü dans kabiliyetini fark etmekte gecikmedi.
Esther, elinden tuttuğu Naciye'yi dönemin popüler mekanlarından Ses Opereti'ne götürdü. Bu adım, 1942 yılında genç kızın profesyonel sahne hayatına kapı araladı. Ses Opereti bünyesinde sergilediği performanslarla dikkat çeken Naciye'nin şansı kısa sürede açıldı. Buradan Tepebaşı Bahçesi'ndeki revü kadrosuna geçiş yaptı. Burada sahne arkadaşları Tenasüp Onat ve Macar dansçı Marco ile verimli bir çalışma dönemi geçirdi. Akrobatik dans tekniklerinin inceliklerini Marco'dan öğrenerek tarzını zenginleştirdi. Macar partneri dansı bırakınca, ünlü girişimci Rıfat Telgezer'in cambazhanesinde sahne almaya başladı. Bu dönemde sahne adını Nejla Ateş olarak değiştirdi. Başarılı sanatçı, 1947 yılına gelindiğinde ise usta yönetmen Ferdi Tayfur'un imzasını taşıyan 'Kerim'in Çilesi' isimli sinema filminde rol alarak beyaz perdeye de ilk adımını atmış oldu.
Uluslararası Başarılar ve Broadway Rüzgarı
Genç sanatçının yeteneği artık ülke sınırlarına sığmıyordu. Kıbrıs ile başlayan yurt dışı turneleri, Beyrut ve Bağdat'ın ardından Kahire ile devam etti. Roma'yı da büyüleyen sanatçı, sonunda eğlence dünyasının kalbi sayılan Paris'e ulaştı. Paris'in en seçkin müzikhollerinde ve gece kulüplerinde izleyicileri kendine hayran bıraktı. Fransa'daki başarılarının ardından, 1952 yılında aldığı büyük teklifle rotasını Amerika Birleşik Devletleri'ne çevirdi. Yeni kıtada da adeta bir kasırga gibi esen Nejla Ateş, Meksiko dahil olmak üzere pek çok farklı büyük şehirde sahne alarak binlerce izleyiciyi kendine hayran bıraktı. Broadway'in en saygın tiyatrolarından Majestic ve Belasco sahnelerinde kendine yer buldu. Ayrıca, dönemin meşhur müzikali Fanny'de sahne alarak büyük sükse yaptı. Amerika basını ve halkı, onu artık şu lakapla anıyordu:
- Amerika sahnelerinde kazandığı 'The Exquisite Turkish Delight' (Nefis Türk Lokumu) lakabı
- New York'taki ünlü heykeltıraş Albino Manca tarafından yapılan ve 4 Kasım 1954'te Central Park'a yerleştirilen çıplak heykeli
- 'Arslan Yürekli Rişar' (1954) filminde canlandırdığı Faslı dansçı ve 'Sinbad'ın Oğlu' (1955) filmindeki Arap dansçı rolleri
Çalkantılı Aşklar ve Hüzünlü Son
Nejla Ateş, kariyerinde zirveye ulaşsa da özel hayatında ve finansal konularda derin sarsıntılar yaşadı. Menajerinin tüm birikimini kumarda kaybetmesiyle büyük bir maddi kayba uğradı. Bu süreçte yaşadığı çalkantılı aşk ilişkileri de ruh dünyasında derin izler bıraktı. Hayatı boyunca yaşadığı evlilik ve aşk maceraları arasında çok sayıda tanınmış isim yer alıyordu. Bu isimler arasında şunlar vardı:
- Amerikalı milyoner Sheppard William King III
- Ünlü oyuncu George Sanders ve şarkıcı Billy Daniels
- Vücut geliştirme şampiyonu Gerrard Brix ve şarkıcı Bobby Colt
- Aktör Gary Crosby, Suudi Arabistan Prensi Faysal Hegelan ve Prens Ali Han
Bu fırtınalı ilişkiler ve hayal kırıklıkları, Nejla'yı adeta uçuruma sürükledi. Sahnede geçirdiği talihsiz kaza sonucu düşmesi ve uzun süre yatağa mahkum kalması, üst üste binen borçlarla birleşince ağır bunalımlara yol açtı. Amerika, Fransa ve Türkiye medyasında geniş yankı uyandıran bu dramatik dönemde, 30 Kasım 1963 tarihli Hürriyet gazetesinde sanat güneşi Zeki Müren ile yaptığı içten bir röportaj yayımlandı. Ancak içindeki karanlığı aşmakta zorlanan Ateş, Amerika'da bulunduğu sırada iki kez yaşamına son verme girişiminde bulundu. İlkinde sevgilisi Gary Crosby ile yaşadığı sert bir tartışmanın ardından yüksek dozda sakinleştirici aldı. İkincisinde ise kullandığı anksiyolitik ilaçlar yüzünden günlerce süren ateşli bir komaya girdi.
Yabancı topraklarda geçen fırtınalı yirmiden fazla yılın ardından, Nejla Ateş 1965 yılında Türkiye'ye kesin dönüş yaptı. Vatanında sanat hayatına taze bir başlangıç yapmak amacıyla kendi revü topluluğunu kurdu. Bu yeni revünün kadrosunda yer alan akrobat Özer Beyşehir ile hayatını birleştirerek evlendi. Ne var ki, geçmişin getirdiği yorgunluklar bedenini yıpratmıştı. 1967 yılından itibaren ardı ardına gelen kalp krizleriyle mücadele etmek zorunda kaldı. Hayatının son dönemlerini oldukça ciddi sağlık sorunlarıyla ve kalp rahatsızlıklarıyla mücadele ederek geçiren bu efsanevi Türk dansçı, takvimler 19 Eylül 1995 tarihini gösterdiğinde İstanbul'da yaşama veda etti. Nejla Ateş, Türk dans tarihinin sınırları aşan en renkli ve en hüzünlü figürlerinden biri olarak belleklerde yer etti.
