Sivas'ın Kangal ilçesine bağlı Minarekaya köyünde 20 Şubat 1948 tarihinde dünyaya gelen Muhlis Akarsu, Türk halk müziğinin gidişatını değiştiren en üretken ve etkili ozanlar arasında yer alır. Nazife ve Bayram çiftinin evladı olarak büyüyen sanatçı, çocukluğunda Alevi-Bektaşi kültürünün deyişleriyle beslenerek bağlama çalmayı öğrenmiştir. Minarekaya köyünde çocukluğu geçti. Genç yaşta adım attığı profesyonel müzik yolculuğunda kırktan fazla plak ve onlarca albüm sığdıran efsane isim, toplumsal sorunları dile getirdiği protest tavrıyla tanınmıştır. Eserleriyle kitleleri peşinden sürükleyen usta sanatçı, 2 Temmuz 1993 tarihindeki acı Madımak Oteli yangınında eşi Muhibe Leyla Akarsu ile birlikte yaşamını yitirmiştir. Akarsu, geride bıraktığı yüzlerce deyiş ve unutulmaz albümleriyle Anadolu insanının kalbinde taht kurmuştur.
Minarekaya'dan İstanbul'a Uzanan İlk Dönem
Çocukluk günlerini doğduğu topraklarda geçiren Muhlis Akarsu, ilköğrenimini köyünde tamamladıktan sonra ailesiyle beraber Malatya'ya göç etti. Maddi yetersizlikler nedeniyle eğitimine devam edemeyen genç yetenek, ortaokul ikinci sınıfta okul hayatına veda etmek zorunda kaldı. Benzer ekonomik zorluklar yüzünden lise ikinci sınıftayken de okuldan ayrılan Akarsu, bu dönemde bölgesinin zengin kültürel geçmişini keşfetmeye başladı. Yörenin kıymetli seyitlerinin ve ozanlarının katıldığı cem törenlerinde Alevi-Bektaşi öğretisini özümseyerek bağlamasıyla buluştu. Bağlama çalmak en büyük tutkusuydu. Çok küçük yaşlarda şiirler kaleme alan ve deyişler yazan Akarsu, müzikal kimliğini bu inanç dünyasında yoğurdu.
Henüz on yedi yaşındayken, 1965 yılında 'İdareli Kullan / Çıkarım Dağlara Ederim Seyran' adlı ilk 45'lik çalışmasını piyasaya sürdü. Sanat dünyasındaki bu ilk adımın ardından Malatya'da askere giden ozan, vatan görevini bando takımında tamamladı. Askerliği sırasında izin günlerinde de boş durmayarak 1968 ile 1970 yılları arasında yedi adet 45'lik plak doldurdu. Askerden döndükten sonra da müzik çalışmalarına hız kesmeden devam eden sanatçı, 1972 yılında Muhibe Leyla Akarsu ile hayatını birleştirdi. Evliliğinin hemen ardından sanat hayatını daha profesyonel bir zemine taşımak için büyük bir kararla İstanbul'a yerleşti. Megakente taşındığı yıl 'Babamdan Kaldı / Demedim Mi' ve 'Akıl Ermez / Duaz-ı İmam' eserlerini müzikseverlerle buluşturdu.
İstanbul Yılları, Albüm Serileri ve Cezaevi Dönemi
İstanbul'a yerleşmesi, Akarsu'nun kariyerinde adeta bir dönüm noktası oldu. 1973 yılında 'Kara Sevda / Günler Gelir Geçer Boşa' 45'liğini çıkaran sanatçı, 1974'teki Kıbrıs Harekâtı için de 'Kalleş Yunan / Türk'ün Sesi' adlı eseri hazırladı. Aynı yıl Edifon firmasından kendi adını taşıyan ilk uzunçalarını çıkardıktan sonra Türküola ile anlaşarak 'Muhlis Akarsu 1' albümünü yayınladı. Bu albümdeki bazı eserler kısa sürede klasikler arasına girdi:
- Karnı Büyük Koca Dünya
- Karlı Dağlar
- Seher Vakti Çıkmış Yolun Üstüne
'Karnı Büyük Koca Dünya' deyişi o dönem Cem Karaca tarafından da seslendirilerek geniş kitlelere ulaştı. 1974 ile 1978 yılları arasında yirmi beşe yakın 45'lik çıkaran Akarsu, bu süreçte 'Muhlis Akarsu 8'e kadar uzanan efsanevi bir albüm serisi oluşturdu. Bu süreçte 'Zam Üstüne Zam Geliyor' ve 'Ne Olacak Bu Milletin Kaderi' gibi parçalarla toplumsal aksaklıkları cesurca dile getirdi. 1970'lerin sonuna gelindiğinde radyo ve televizyon ekranlarının aranan siması haline gelmişti. Şöhreti tüm ülkeye hızla yayıldı.
Sanatında Davut Sulari, Mahzuni Şerif, Feyzullah Çınar ve Aşık Daimi gibi dev isimlerden derin izler taşıyan Akarsu, geleneksel bağları koparmadan Pir Sultan Abdal ve Kul Himmet'in deyişlerini yaşattı. 1980 yılında 'Büyürsen Vururlar Seni' albümünü çıkaran ozanın hayatı, 12 Eylül askeri darbesiyle sarsıldı. Politik duruşu ve şarkı sözleri nedeniyle yargılanan Akarsu, üç yıl hapis cezasına çartırıldı. 1981-1983 yılları arasındaki cezaevi sürecinde plak şirketi onun daha önce yayınlanmamış kayıtlarını dinleyicilerle buluşturdu. 'Vururlar Seni Sivaslı Kardaşım' ve 'Bahar Seli Gibi' gibi albümler sanatçı demir parmaklıklar arkasındayken müzik marketlerdeki yerini aldı.
Muhabbet Serisi, Eşsiz Birliktelikler ve Madımak Faciası
1983 yılında özgürlüğüne kavuşan Muhlis Akarsu, hemen stüdyoya girerek Arif Sağ ve Musa Eroğlu ile bir araya geldi. Üç usta ismin ortak projesi olan 'Muhabbet 1' albümü, modern Türk halk müziğinde gerçek bir devrim olarak kabul gördü. Büyük bir ilgiyle karşılanan bu çalşmanın ardından bir yıl sonra aynı kadroyla 'Muhabbet 2' yayınlandı. Bu albüm de çok beğenildi. Üçüncü albümle birlikte ekibe Yavuz Top'un da dahil olmasıyla zenginleşen Muhabbet serisi, modern halk müziğinin en değerli başyapıtı haline geldi. Solo projelerine de aralıksız devam eden Akarsu, 1985 yılında dostu Mahzuni Şerif ile '2 Saz 2 Söz' adında bir düet albüm hazırladı. Bir yıl sonra ise Ali Ekber Çiçek ve Mehmet Erenler ile 'Gönülden Gönüle' albümüne imza atarak turnelerle sesini tüm dünyaya duyurdu.
Üretkenliğini 1990'lı yılların başında da koruyan ozan, 'Dam Üstüne Çul Serer' ve 'Karlı Dağlar' albümleriyle hayranlarının beğenisini topladı. 1993 yılının Temmuz ayında, Pir Sultan Abdal Kültür Festivali kapsamında sahne almak üzere eşiyle birlikte memleketi Sivas'a seyahat etti. Kültür etkinliğinin ikinci günü olan 2 Temmuz 1993 tarihinde, konakladıkları Madımak Oteli'nin radikal dinci gruplar tarafından ateşe verilmesi sonucu yaşanan korkunş katliamda eşi Muhibe Leyla Akarsu ile beraber feci şekilde hayatını kaybetti. Sivas'taki dinleti onun son konseriydi. Arkasında tamamlanamayan koca bir ömür bıraktı. Vefatının ardından müzik şirketleri tarafından yayınlanan 'Sivas Ellerinde Ömrüm Çalınır' albümü, halkın bu büyük ozana duyduğu derin özlemin ve saygının adeta bir simgesi haline geldi.
