Musa Eroğlu, 1946 yılında Mersin'in Mut ilçesinde dünyaya gelen ve geleneksel Türk halk müziğini modern kitlelerle buluşturan en önemli bağlama üstatlarından biridir. Çocukluk yıllarını Alevi Tahtacı Türkmenleri'nin zengin kültürel ikliminde geçiren sanatçı, yöresel ezgileri erken yaşta özümsemiştir. Eğitim hayatını ortaokul sıralarında sonlandırdı. Sonrasında Mut Halkevi bünyesinde halk dansları oynayarak sahne dünyasına ilk adımını attı. Genç yaşta TRT Ankara Radyosu bünyesinde çalışmak için şansını denedi. Ancak 1965 yılındaki bu ilk girişimi başarısızlıkla sonuçlandı. Sanatçı, müzikal yeteneğini kanıtlamak ve sesini duyurmak adına çalışmalarına kararlılıkla devam etti. Nitekim 1967 yılında çıkardığı 'İkimiz Toprağa Girelim Elif' isimli ilk plağıyla profesyonel müzik piyasasına adım atmıştır.
Radyo Yılları ve "Muhabbet" Efsanesi
Müzik piyasasında asıl görünürlük kazanması 1970-1971 yıllarına rastlamaktadır. Bu dönemde açılan radyo sınavlarına yeniden katılan sanatçı, jüri karşısında üstün enstrüman becerilerini sergiledi. Sınavı kazanarak radyodaki profesyonel yerini aldı. Radyoda 1980 yılına dek yerel sanatçı unvanıyla görevini sürdürdü. 1970'li yılların sonlarına gelindiğinde ise müzik yönetmenliği alanında da çalışmalar yürütmeye başladı.
TRT radyo sınavında gösterdiği performans sırasında şu geleneksel çalgıları ustalıkla icra etmiştir:
- Tar
- Kemane
- Koltuk davulu
- Bağlama
- Divan sazı
Sanatçının müzikal yolculuğunda 1980 sonrasındaki dönem çok büyük bir dönüm noktası oldu. Arif Sağ ve Muhlis Akarsu ile birlikte başlattığı, ardından Yavuz Top’un da dahil olduğu 'Muhabbet' albüm serisi büyük bir etki yarattı. Geleneksel ezgileri geniş kitlelere sevdirmeyi başaran bu ortaklık, sadece müzikal bir albüm serisi olmakla kalmayıp aynı zamanda halk müziğinin modern kent kültüründe yeniden hayat bulmasına da zemin hazırladı. Musa Eroğlu, özellikle söz yazarı Abdürrahim Karakoç’un kaleme aldığı unutulmaz şiirleri bestelemesi ve seslendirmesiyle tanınır. Sanatçının yorumladığı 'Mihriban' ve 'Unutursun Mihriban'ım' adlı eserler Türk halkının ortak hafızasında derin izler bıraktı. Bunun yanı sıra efsanevi halk şairi Karacaoğlan’ın şiirlerini de başarıyla besteleyerek halk müzicği repertuvarına kazandırdı.
Sanat Eğitimi ve Resmi Görevleri
Musa Eroğlu’nun geleneksel kültüre sunduğu katkılar, devlet organları tarafından da takdirle karşılanmıştır. Kültür Bakanlığı tarafından 1998 yılında kendisine takdim edilen Devlet Sanatçısı unvanıyla onurlandırılan usta sanatçı, bakanlık bünyesinde halk kültürleri ile oyunları üzerine araştırmalar yürüten bir uzman olarak görev aldı. Eğitime de büyük önem veren sanatçı, 1982 yılından itibaren kendi adını taşıyan bir müzik okulu açtı. Bu okulda bugüne kadar 5.000'den fazla öğrenci bağlama ve halk müziği eğitimi aldı. Yaşamı boyunca zaman zaman hukuki süreçlerle de karşılaştı. Sanatçı, Eylül 2003 tarihinde Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne ifade vermek üzere çağrıldı. Özel yaşamında ise dengeli bir aile hayatı kurmaya özen gösterdi. 1966 yılında evlenen usta yorumcunun bu evlilikten ikisi kız, biri erkek olmak üzere üç çocuğu dünyaya geldi.
Doğaya Adanmış Bir Ömür: Musa Eroğlu Ormanı
Musa Eroğlu, müzik kariyerinin ötesinde doğaya ve çevreye duyduğu derin sevgiyle de bilinen bir isimdir. Doğup büyüdüğü toprakları yeşillendirmek amacıyla Mersin’in Mut ilçesinde 900 dönümlük geniş bir arazi kiraladı. Bu arazi üzerinde kendi ismini taşıyan ve tam 100.000 fidan barındıran büyük bir orman oluşturdu. Sanatçı, 2009 yılında verdiği bir mülakatta çocukluğunda yeşilliklerle dolu olan bu doğa harikası bölgenin zamanla ormansızlaştığını görerek derin bir üzüntü duyduğunu ve burayı tekrar eski haline getirmeyi amaçladığını anlatmıştır. Çocukluğundan beri bu araziyi açlandırma hayali kurduğunu vurguladı. Bu büyük hayalini hayata geçirmek adına 1999 yılında resmi mercilere başvuruda bulundu. Araziyi 2000 yılında teslim alarak açlandırma çalışmalarına başladı. Alanın bir bölümünün kayalık olduğunu, 500-600 dönümlük kısmın ise aç dikimine elverişli olduğunu ifade etti. Toprakla buluşturduğu fidanlar zamanla büyüp boy verdi.
Arazide toprakla buluşturulan başlıca aç türleri şunlardır:
- Kavak
- Kızılçam
- Sedir
- Meşe
Meşe açlarının bölgedeki doğal bitki örtüsünü oluşturduğunu belirtti. Dikilen açların yanı sıra 'tömbek' olarak adlandırılan dikenli ardıçlar ile doğal ardıçlar da ormanı süsledi. Dokuz yıl boyunca durmaksızın emek verdiği ormandaki bazı açların kendi boyunu aÿtığını gururla dile getirdi.
