Ankara'nın tarihi sokaklarından dünya edebiyat sahnesine uzanan ilham verici bir yaşam hikayesi Moris Farhi. 5 Temmuz 1935 tarihinde Türkiye'nin başkentinde dünyaya gelen yazar, Sefarad Yahudisi bir ailenin ferdi olarak hayata adım attı. Robert Kolej'deki eğitiminin ardından rotasını İngiltere'ye çevirdi. Londra'da aldığı prestijli tiyatro eğitimini takiben sahnelere adım atsa da, asıl kalıcı izlerini güçlü kalemiyle edebiyat dünyasında bıraktı. Uluslararası PEN bünyesinde üstlendiği liderlik rolleri ve kaleme aldığı ödüllü romanlarıyla küresel bir saygınlık kazandı. Hayatını insan hakları ve özgür ifadenin savunulmasına adayan Farhi, 5 Mart 2019'da arkasında eşsiz bir miras bırakarak aramızdan ayrıldı.
Robert Kolej'den Londra Sahnelerine Uzanan Yolculuk
Moris Farhi, Ankara'da köklü bir Sefarad Yahudi ailenin oğlu olarak dünyaya gözlerini açtı. Gençlik yıllarında aldığı nitelikli eğitim, onun entelektüel kimliğinin şekillenmesinde büyük rol oynadı. Lise ve yüksek öğrenim yaşantısını Robert Kolej çatısı altında sürdüren yazar, 1954 yılında bu saygın kurumun Edebiyat Fakültesinden mezun oldu. Aldığı eğitim ve edebiyata duyduğu sevgi, onu daha o yıllarda kelimelerin büyülü dünyasına hazırlamıştı. Mezuniyetinin hemen ardından daha geniş ufuklara yelken açmak isteyen genç Farhi, İngiltere'nin yolunu tuttu. Londra dünya sanatının kalbi konumundaydı. Farhi de bu canlılığı yerinde yaşamak istiyordu. İngiltere'nin en önemli sahne sanatları merkezlerinden biri olan RADA sınavlarını başarıyla geçti. 1956 yılında akademideki eğitimini üstün başarıyla tamamlayarak mezun olan Farhi, yaşamının geri kalan kısmını geçireceği ve edebi çalışmalarını sürdüreceği bu büyüleyici kozmopolit şehirde kalmaya karar verdi. Sanat kariyerine ilk olarak oyunculuk sıfatıyla adım attı. RADA mezuniyetinin ardından Londra'nın hareketli tiyatro dünyasında kısa süreli oyunculuk deneyimleri yaşasa da, sahne önünde olmaktan ziyade sahne arkasında derin hikayeler yaratmanın kendisini çok daha güçlü çektiğini kısa sürede fark etti. Bu içsel keşif, onun aktörlüğe veda ederek tamamen yazarlığa yönelmesine zemin hazırladı.
Kalemin Gücü ve Uluslararası Edebiyat Mücadelesi
Moris Farhi, sadece yazmakla yetinmeyen, yazın dünyasının özgürleşmesi için aktif mücadele eden aydın bir kimliğe sahipti. Hapishanelerdeki meslektaşlarının haklarını savunmayı görev bildi. Usta yazar, Uluslararası PEN bünyesinde önemli görevler üstlendi. Bu süreçte üstlendiği başlıca roller şunlardır:
- Hapishanedeki Yazarlar Komitesi İngiltere Yöneticiliği (1994-1997): Düşünceleri yüzünden tutuklanan meslektaşlarının haklarını savunmak için yürüttüğü görev.
- Yazışma Komitesi Üyeliği (1997-2000): Uluslararası düzeyde ses getiren insani ve edebi projelerin öncülüğüünü üstlendiği kurul.
- Uluslararası PEN Kulübü Başkan Yardımcılığı (2001): Yıllarca süren özverili çalışmalarının ardından layık görüldüğü saygın liderlik makamı.
Yazarlara yönelik baskıları engellemek için çok uğraştı. Edebi birikimini ve toplumsal duyarlılığını birleştirdiği bu dönem, ona dünya çapında saygınlık kazandırdı.
Prestijli Unvanlar ve Ödüllerle Taçlanan Bir Kariyer
Moris Farhi'nin edebiyata ve insan haklarına olan devasa katkıları, resmi kurumlar tarafından da görmezden gelinmedi. Yazarın sınırları aşan bu çalışmaları, ona uluslararası arenada birçok saygın unvan ve ödül getirdi. 2001 yılında, İngiltere Hükümeti tarafından Kraliçe II. Elizabeth adına kendisine MBE unvanı verildi. Hem Türk hem de Yahudi kökenli bir edebiyatçı olarak İngiliz kraliyetinden böylesine saygın bir payeyi alması, onun ulusal sınırları aşarak evrensel bir kültür hazinesi haline geldiğinin resmi ve en önemli tescillerinden biri niteliğindeydi. Yazarın baş yapıtlarından biri olan ve büyük beğeni toplayan romanı Children of the Rainbow, uluslararası arenada çok ses getirdi. Bu eser, yazarın düşünsel derinliğinin ve edebi gücünün bir yansıması olarak kabul edildi. Roman, 2002 yılında İtalya'da Associazione Them Romano tarafından sunulan Amico Rom Ödülü ile taçlandırılırken, hemen ertesi yıl 2003'te Almanya'da Kültür ve Bilimler Akademisi tarafından verilen Akademi Özel Ödülü'ne layık görüldü.
Eserleriyle azınlıkların ve ezilenlerin sesi olan, toplumsal adaletsizliklere cesurca ayna tutan Moris Farhi, edebiyat üretmenin yalnızca sanatsal bir yaratım süreci değil, aynı zamanda insanlığa karşı duyulması gereken vicdani bir sorumluluk olduğunu tüm dünyaya kanıtladı. Ankara'da filizlenen ve Londra'da meyvelerini veren bu yaşam öyküsü, dünya edebiyatının seyrinde önemli bir köşe taşı olmaya devam edecektir.