Moris Şinasi, 27 Nisan 1855'te Manisa'da, yoksul bir Sefarad Yahudisi ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Asıl adı Moiz (Musa) Eskenazi olan bu Osmanlı doğumlu iş adamı, hiçbir resmi eğitim almaksızın, salt kendi azimiyle Amerika'nın en büyük tütün baronlarından biri konumuna yükseldi. Hayatını şekillendiren pek çok şans eseri ve kararlılık, onu okuması-yazması olmayan bir mezarlık bekçisinden milyonluk bir iş imparatorluğunun sahibine dönüştüreceği kimse, o yıllarda tahmin bile edemezdi.
Manisa'dan İskenderiye'ye: Bir YaŜamın Kırılma Noktası
Moris, 9 yaşında difteri (kuşpalazı) hastalığına yakalandı ve ölümle burun buruna geldi. Şifasını Şinasi adlı Müslüman bir hekimden buldu; aile de bu vefayı onurlandırmak için oğluna aynı adı verdi. 1870'te, üstelik henDz on beş yaşındayken, aileçe çok dar olan gelirlere katkı sağlamak amacıyla Yahudi mezarlığında bekçi olarak işe girdi. Okuma-yazma bilmemesi kısa sürede soruna yol açtı: Bir aile, yaknınlarının mezarını bulmak istediğinde Morris yardımcı olamadı ve işini kaybetti. Ardından denediği diğer işlerde de kalıcı olamadı.
Amerika düşünde kararlanan Moris, abisi Salamon ile birlikte yaya yola çıktı ve İzmir Limanı'nda buldukları bir gemiye kaçak bindi. Gemi Amerika'ya değil, Mısır'ın İskenderiye limanına gidiyordu. İskenderiye'ye ulaştıklarında tütün yüklü başka bir gemide hamal olarak çalışmaya başladılar. Gemi sahibi Yunan asıllı Yahudi tütün tüccarı Grafallo, genç Moiz'in çalışkanlığından etkilenerek onu yanına aldı ve tütün ticaretinin inceliklerini büyuk bir sabırla öğretti.
New York'ta Bir Fabrika, Bir Dönemin Başlangıcı
1890 yılında patronundan aldığı 25 bin dolarla Amerika'ya geçti. 1893'te Şikago Beynelmilel Fuarı'na patentini almış olduğu sigara sarma makinesiyle katıldı. Elle sarılan sigaraların egemen olduğu o dönemde bu makine devrim niteliği taşıyordu ve büyük ilgi çekti. Fuardan elde ettiği kazancı hem borcunu ödemek hem de kendi işini kurmak için kullandı.
1903 yılında ABD ile Osmanlı Devleti arasında imzalanan tütün anlaşması Morris'in önünde yeni ufuklar açtı. Ege tütününü yakından tanıyan ve bölgede geniş bağlantıları olan Moris, kardeşi Solomon'u da Manisa'dan getirterek New York Broadway 120'de Schinasi Brothers Company adıyla bir sigara fabrikası kurdu. Özellikle Manisa ve Akhisar civarından taşıdığı tütünleri, aynı bölgeden getirdiği usta işçilerle işleyerek kısa sürede Türk tipi sigaralarıyla ün kazandı. Schinasi Brothers binası bugün halâ ayağta durmaktadır. Aynı yıl, Selânik'te tanıştığı çış arkadaşının kızı Laurette Ben Rubi ile evlendi; bu birliktelikten Victoria, Juliette, Altina ve Leon adlı dört çocuk dünyaya geldi.
Efsanevi bir basın toplantısında bir gazeteci kendisine okuma-yazma bilmeden bu denli zengin olmasının sırrını sorduğunda verdiği yanıt, Morris'in karakterini özüyle yansıtıyordu: “İyi bir mezar bekçisi olurdum.”
Miras: Manisa'ya Bir Çocuk Hastanesi
1916'da şirketinin tüm haklarını American Tobacco Company'e devrederek iş dünyasından çekildi. Bununla birlikte memleketi Manisa'yı ve çocukluk hastalığı sırasında gördüğü vefayı hiç unutmadı. Hayatının sonraki yıllarında ayırdığı bir milyon dolarlık bütçenin 800 bin dolarıyla Manisa'ya bir çocuk hastanesi yaptırdı:
- Geniş arazisinde çeşitli hayvanlar beslenip sebze-meyve yetiştiriliyordu; amaç hastalara taze besin sağlamaktı.
- Ambulans ve başhekime tahsis edilmiş makam aracı vardı.
- Kalan 200 bin dolarla alınan devlet tahvillerinin yıllık getirisi olan 33 bin dolar, her yıl iki taksitte hastaneye aktarılıyordu.
- Kurduğu vakfın mütevelli heyeti üç yılda bir Manisa'ya gelerek hastaneyi denetledi.
- Fon yönetimi Chemical Bank of New York'a bırakılmış; banka 1996'da Chase Manhattan ile birleşerek fonu devraldı.
Yıllarca Amerika'daki fonun Türkiye temsilciliğini, 1950-1955 yılları arasında New York Konsolosluğu yapan Büyükelçi Necdet Kent üstlendi. 1965 sonrasında enflasyonun baskısıyla zorlanır hale gelen hastane Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı'na devredildi; Manisa Şehir Hastanesi'nin açılmasının ardından ise kapandı ve bina atıl duruma düştü.
Moris Şinasi, 10 Eylül 1928'de New York'ta, 73 yaşında hayata gözlerini yumdu. Mezarlık bekçiliğinden başlayan ve bir kıta aşan hikayesi, Manisa'da hala yaşayan bir hastanenin hatırasıyla var olmayı sürdürüyor.
