Türk kütüphaneciliğininin ve belgeleme çalışmalarının öncü isimlerinden Mehmet Türker Acaroğlu, 21 Eylül 1915 tarihinde Bulgaristan'ın Razgrad kentinde dünyaya geldi. Hayatı boyunca bibliyografya, kütüphanecilik, araştırmacılık ve çeviri alanlarında derin izler bırakan yazar, 3 Ekim 2016'da İstanbul'da 101 yaşında hayata gözlerini yumdu. Deliorman bölgesinin kültür ikliminde başlayan yaşam serüveni, Türkiye Cumhuriyeti'nin modern bilgi ve belge arşivlerinin kurulmasında kritik bir role büründü. Genç yaşta adım attığı yayın dünyası ve sonrasındaki öğretmenlik yılları, onun bilgi düzenleme tutkusunu besleyen temel taşlar oldu.
Razgrad'dan İstanbul'a Uzanan Eğitim Yolculuğu
Acaroğlu, ilk ve rüştiye eğitimini doğduğu şehir olan Razgrad'da tamamladı. 1930 yılında Sofya'ya giderek gazeteci Mahmut Necmettin Deliorman'ın yeni harflerle çıkardığı Deliorman Gazetesi'nde çalışmaya başladı. Burada kâtiplik yaparken bir yandan mürettiplik mesleğini öğrendi. Dönemin Sofya Elçisi Tevfik Kamil Koperler'in desteğiyle 1931'de Türkiye'ye eğitim amacıyla geçiş yaptı. Sırasıyla Balıkesir Necati Bey Erkek Öğretmen Okulu ve Adana Erkek Öğretmen Okulu'nda eğitim gördü. 1937 senesinde mezun oldu.
Mezuniyetinin ardından ilk öğretmenlik deneyimini Erzurum'un Pasinler ilçesine bağlı Baldicivan köyünde kazandı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü giriş sınavlarında başarı göstererek okulun Türkçe-Edebiyat Bölümünde iki yıl boyunca okudu. Ankara Erkek Lisesi ve Ağrı Karaköse Ortaokulu'ndaki kısa süreli görevlerinin ardından İkinci Dünya Savaşı nedeniyle askerlik görevi uzadı. 14. dönem yedek subay eğitimi için gittiği İstanbul'da, savaş koşullarını düzenleyen özel yasa gereği uzun süre askeri görevde kaldı. 1943 yılında terhis olduktan sonra Kars'ın Sarıkamış ilçesinde Türkçe öğretmenliği ve müdür yardımcılığı yaptı. Daha sonra Ankara'ya tayin olarak Ankara Üniversitesi Hungaroloji Enstitüsü'nde derslere başladı. Fakat memurların yükseköğrenim görmesini yasaklayan kanun sebebiyle okulla ilişiği kesildi. Yılmayan araştırmacı, Adnan Ötüken tarafından açılan kütüphanecilik kurslarına katılarak Uzman Kütüphaneci unvanını kazandı. Kursu başarıyla bitirdikten sonra ihtisas çalışmasını da tamamlayarak bu alanda derinleşti.
Kütüphanecilikte Çığır Açan Fransa Dönemi
Kütüphanecilik mesleğine gönülden bağlanan Acaroğlu, Milli Kütüphane Hazırlık Bürosu bünyesinde gönüllü faaliyetlerde bulundu. Aynı zamanda Türk Kütüphaneciler Derneği'nin kurucu yönetim kurulunda aktif sorumluluklar üstlendi. Milli Kütüphane'nin kuruluş yasasının çıkmasıyla kurumun atanan ilk iki uzman kütüphanecisinden biri oldu. Devlet bursuyla 1950 yılında yüksek kütüphanecilik ve dokümantasyon alanında uzmanlaşmak üzere Fransa'ya gönderildi.
Paris'te geçirdiği iki yıl boyunca hem Devlet Dokümantasyon Teknikleri Enstitüsü'nde eğitim gören hem de akşamları Yüksek Kütüphanecilik Okulu'na devam eden yazar, ülkemize döndüğünde derleme müdürlüğü görevine atanarak edindiği tüm tecrübeleri uygulamaya koymuştur. Yaz tatillerinde Sorbonne Üniversitesi bünyesindeki Fransız Uygarlığı programını bitirdi. Ayrıca Fransa Arşivleri'nde ilk defa düzenlenen Arşivcilik Stajı'ndan sertifika almaya hak kazandı. Bu süreçte Alliance Française bünyesinde Fransızca öğretmenliği yapabilmesini sağlayan bir diplomayı da heybesine ekledi.
Edebiyata Adanan Koca Bir Asır ve Geride Kalanlar
Yurda dönüşünün ardından 1952 yılında Basma Yazı ve Resimler Derleme Müdürlüğü görevine getirildi. Bu kurumda kesintisiz 22 yıl boyunca özveriyle çalıştı. 1953 yılında UNESCO temsilcisi M. Rauc'a çevirmenlik yaptı. Aynı yıl, normalde büyük ekiplerle hazırlanan Türkiye Bibliyografyası'nı tek başına tamamlayarak büyük bir mesleki başarı gösterdi. Memuriyeti esnasında eğitimini sürdürerek Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nden yüksek idarecilik diploması aldı. Kendi isteğiyle 1974 yılında emekliye ayrıldı.
Acaroğlu'nun zengin entelektüel dünyası, bildiği dillerle de şekillenmiştir. İleri düzeyde Fransızca, Bulgarca ve Rusça konuşabilen araştırmacı, aynı zamanda Macarca ve Latince metinleri çözümleyecek düzeyde dil bilgisine sahipti. 1947 yılında hayatını Şükran Acaroğlu ile birleştiren duayen kütüphanecinin bu evlilikten iki kız çocuğu dünyaya geldi. Yaşamı boyunca bilginin korunması, tasnif edilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması için mücadele veren bu ulu çınar, geride Türk kütüphaneciliğinin kurumsal kimliğini bıraktı. Kütüphanecilik alanındaki yenilikçi yaklaşımları, modern dokümantasyon teknikleri ve ürettiği bibliyografya çalışmaları günümüde de araştırmacılara rehberlik etmeye devam etmektedir.
Öne çıkan bazı nitelikleri ve çalışmaları şu şekildedir:
- Derleme Müdürlüğü: 22 yıl boyunca Türkiye'deki basılı eserlerin arşivlenmesini yönetti.
- Dil Yetkinliği: Fransızca, Bulgarca ve Rusça dillerine hakimiyetiyle uluslararası kaynakları Türkçeye kazandırdı.
- Bibliyografya Uzmanlığı: Türkiye Bibliyografyası'nın hazırlanmasında ve kurumsallaşmasında tek başına çalıştı.
- Akademik Çalışmalar: Telif ve çeviri olarak toplamda 88 adet kitap ve bilimsel yayına imza attı.