Kral Hüseyin — tam adıyla Hüseyin bin Talal — 14 Kasım 1935'te Amman'da dünyaya geldi. Babası Kral Talal, annesi Zeyn el-Şeref bint Talal olan Hüseyin, gençlik yıllarını yoğun bir eğitim sürecinde geçirdi. Mısır'ın İskenderiye kentindeki Victoria College'den sonra İngiltere'ye geçerek Harrow School'da ve ardından Kraliyet Askeri Akademisi Sandhurst'ta okudu. 17 yaşında tahta çıkan bu genç hükümdar, Ortadoğu tarihinin en çalkantılı dönemine hükmedecekti.
Tahta Çıkış ve Erken Dönem
Dedesi Kral Abdullah, genç Hüseyin'i adeta yanından ayırmıyordu. Uluslararası görüşmelerin birçoğuna katılan Hüseyin, İngilizce bilmeyen dedesine zaman zaman tercümanlık bile yaptı. 20 Temmuz 1951'de Mescid-i Aksa'da cuma namazı kılınırken Abdullah silahlı saldırıya uğradı; Hüseyin o trajik anın tam yanı başındaydı. Babası Talal, 6 Eylül 1951'de tahta oturduğunda Hüseyin veliaht prens ilan edildi. Ancak Talal, kısa süre sonra şizofreni tanısıyla görevden alındı. 11 Ağustos 1952'de Ürdün Parlamentosu yeni bir kral olduğunu duyurdu; Hüseyin bu haberi Lozan'dayken annesiyle birlikte öğrendi. Babası Talal, İstanbul'a gönderildi ve hayatını kaybettiği 7 Temmuz 1972'ye dek orada kaldı.
Naiplik dönemi sona erdiğinde, 2 Mayıs 1953'te Irak'taki kuzeni Kral II. Faysal'la aynı gün gerçek manada tahta oturdu. Önünde ağır bir tablo vardı: 1948'den bu yana sığınan Filistinli mülteciler, Mısır'daki Hür Subaylar Darbesi'nin körüklediği Panarabizm akımları, komşu devletlerle gerilimli ilişkiler ve hemen yanı başındaki İsrail varlığı bunların başında geliyordu.
Savaşlar, Krizler ve Denge Politikası
1958'de kuzen Kral II. Faysal ile birlikte Arap Federasyonu'nu kurdu. Hedef, Cemal Abdünnasır'ın Birleşik Arap Cumhuriyeti'ne karşı bir denge oluşturmaktı. Ne var ki Abdünnasır yanlısı subaylar aynı yılın temmuzunda Bağdat'ta kanlı bir darbe gerçekleştirdi; II. Faysal öldürüldü, federasyon dağıldı. Bu gelişme Hüseyin üzerinde derin izler bıraktı.
Altı Gün Savaşı (1967), saltanatın en ağır yenilgisini beraberinde getirdi. 30 Mayıs 1967'de Kahire'ye giderek Abdünnasır'la savunma anlaşması imzalayan Hüseyin, birkaç gün sonra İsrail'in hava saldırısıyla başlayan çatışmaya sürüklendi. Savaş sona erdiğinde Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Mescid-i Aksa İsrail denetimine geçmişti. Bu yenilginin gölgesinde Ürdün'e sığınan Filistinlilerin bir bölümü silahlı örgütlenmeye gitti. Hüseyin harekete geçti. Kara Eylül adıyla tarihe geçen 1970-71 operasyonlarında Pakistan'dan destek de alındı; çatışmalarda en az 25 bin kişi hayatını kaybetti, FKÖ ise merkezini Beyrut'a taşıdı.
1973'teki Yom Kippur Savaşı öncesinde İsrail Başbakanı Golda Meir'le yaptığı gizli görüşmeler Arap dünyasında sert tepkilere yol açtı. Savaş başladıktan bir hafta sonra Golan Cephesi'ndeki Suriye birliklerine destek için asker sevk etti. Körfez Savaşı sırasında ise Irak karşıtı cepheden uzak durarak Saddam Hüseyin lehine arabuluculuk girişiminde bulundu; bu tutum uluslararası itibarını ciddi biçimde zedeledi.
1989'da Batı Şeria üzerindeki Ürdün egemenlik iddiasından resmen vazgeçti. ABD Başkanı Bill Clinton'ın da devreye girmesiyle sürdürülen müzakereler meyvesini verdi. 25 Temmuz 1994'te Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı İzak Rabin ile Washington Bildirgesi imzalandı. Dört ay süren görüşmelerin sonunda 26 Ekim 1994'te Ürdün ile İsrail arasındaki tarihî barış antlaşması yürürlüğe girdi.
Son Yıllar ve Aile
1998 baharında kanser olduğunu öğrenen Hüseyin, altı ay boyunca Amerika Birleşik Devletleri'nde kemoterapi tedavisi gördü. Ocak 1999'da ülkesine döndü. 24 Ocak 1999'da, 1965'ten bu yana veliaht prens olan kardeşi Hasan bin Talal'i bu görevden azletti; ertesi gün büyük oğlu Abdullah'ı (Kral II. Abdullah) veliaht prens ilan etti. 7 Şubat 1999'da, 64 yaşında Amman'da hayatını kaybetti. Dedesi Abdullah ve babası Talal'ın kabirlerinin de bulunduğu Raghadan Sarayı'ndaki kraliyet mezarlığına defnedildi.
Hayatı boyunca dört evlilik yapan Hüseyin'in on bir çocuğu oldu. İlk eşi Şerife Dina binti Abdülhamid ile yalnızca iki yıl birlikte kaldı; bu evlilikten Prenses Aliya dünyaya geldi. İkinci eşi Antoinette Avril Gardiner, evlendikten sonra Muna adını aldı; 11 yıl süren bu birliktelikten Abdullah (Kral II. Abdullah), Faysal, Ayşe ve Zeyn doğdu. Üçüncü eşi Aliye Bahaeddin Tokan, 9 Şubat 1977'de hayatını kaybetti; bu evlilikten Ali ve Haya dünyaya geldi. Son eşi Lisa Necib Halaby ise Ürdün'e kraliçe olarak geldikten sonra Nur adını aldı ve Hüseyin'in ölümüne dek yanında kaldı. Bu evlilikten Hamza, Haşim, İman ve Raye doğdu.
