Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinden Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna uzanan tarihi süreçte hem askeri alanda hem de siyaset sahnesinde çok önemli roller üstlenen Mehmet Kâzım Sevüktekin, 1877 yılında İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. 1895'te Harp Okulu'ndan mezun olmasının ardından ömrünü tamamen vatan savunmasına adayan Sevüktekin; cephelerde gösterdiği üstün başarıların yanı sıra parlamentodaki uzun soluklu milletvekilliği hizmetleriyle adını Türk tarihine altın harflerle yazdırmayı başardı. Bu saygın devlet adamı, her iki dönemde de ülkesine sadakatle hizmet etti.
Cepheden Cepheye Kahramanlık Dolu Bir Askeri Kariyer
Genç yaşta adım attığı askeri okul sıralarından 1895 senesinde başarıyla mezun olan Mehmet Kâzım Bey, vatan topraklarının dört bir yanında çetin mücadelelere girişti. İlk büyük sınavını 1897 yılındaki Osmanlı-Yunan Savaşı sırasında takım ve bölük komutanı sıfatıyla veren genç subay, askeri dehasını bu dönemde kanıtlamaya başladı. Savaşın zorlu şartları altında gösterdiği askeri kabiliyetler, onun gelecekteki parlak başarılarının adeta habercisi niteliğindeydi. Ardından patlak veren Balkan Savaşları'nda tabur komutanı olarak kritik vazifeler üstlendi. Birliklerini başarıyla yönetti.
Birinci Dünya Savaşı boyunca ise alay ve tümen seviyesinde komutanlıklar deruhte etti. Bu büyük dünya savaşında üstlendiği sorumluluklar, onun askeri strateji konusundaki yetkinliğini bir üst seviyeye taşıdı. İmparatorluğunun dağılma süreçinde dahi milli mücadele ruhunu kaybetmeyerek, 30 Haziran 1921 tarihinde yönünü Anadolu'ya çevirdi ve Kurtuluş Savaşı'na katıldı. Savaşta tümen komutanlığı yaptı. Vatanın bağımsızlığı yolunda sergilediği üstün gayretlerin ve cephedeki stratejik dehasının neticesinde, büyük zaferin kazanıldığı 1922 yılında mirliva rütbesine terfi ettirilerek paşalık makamına yükseldi. Bu onurlu görevin ardından, 27 Aralık 1927 günü kendi isteğiyle emekliye ayrılarak aktif üniformasına veda etti.
Meclis Kürsüsünde Geçen Hizmet Yılları
Askeri üniformasını çıkardıktan sonra da ülkesine hizmet etmeyi sürdüren emekli paşa, siyaset dünyasına adım atarak meclis çatısı altında mühim sorumluluklar üstlendi. Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde Diyarbakır milletvekili olarak görev aldı. Bu görevini TBMM'nin üçüncü (ara seçim), dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci dönemleri boyunca kesintisiz şekilde devam ettirerek halkın güvenini kazandı. Meclisteki çalışmalarıyla adından sıkça söz ettirdi. Siyasi kariyerinde sadece yasama faaliyetleriyle yetinmeyen Sevüktekin, özellikle savunma sanayisi ve askeri işlerdeki tecrübesini meclise aktarmak adına beşinci ve altıncı dönemlerde Millî Müdâfaa Encümeni Başkanlığı görevini başarıyla yürüttü. Parlamentodaki son durağı ise sekizinci dönemde üstlendiği Mardin milletvekilliği oldu. Kentin haklarını savunmak için meclis kürsüsünde önemli çalışmalara imza attı.
Tarihi Mirası ve Onur Madalyaları
1 Nisan 1949 tarihinde hayata gözlerini yuman Mehmet Kâzım Sevüktekin, arkasında şerefle dolu bir özgeçmiş bıraktı. Vefatının ardından derin bir hüzün bırakan paşanın naaşı, 1988 senesinde alınan özel bir kararla Ankara Devlet Mezarlığı'na nakledildi. Kendisi, hem cephedeki üstün kahramanlıkları hem de sivil hayattaki devlet hizmetleri vesilesiyle pek çok onur belgesi ve nişanla taltif edilmişti. Bu takdirnameler onun askeri gücünü simgeler.
Sahip olduğu madalya ve ödüller şunlardır:
- Yunan Muharebe Madalyası ve Gümüş İmtiyaz Nişanı
- Gümüş ve Altın Muharebe Liyakat Madalyaları
- Kızılay Madalyası
- Alman Birinci ve İkinci Demir Haç Nişanları
- Kırmızı şeritli İstiklâl Madalyası ve Takdirname
Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinde cephede en ön safta yer alan, sivil hayatta ise parlamento sıralarında halkın sesi olan Sevüktekin, Cumhuriyet tarihinin saygın şahsiyetlerinden biri olarak anılmaktadır. Onun bıraktığı miras, gelecek nesiller için daima rehber niteliğindedir.
