Mehmet Kâzım Orbay, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinden Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarına uzanan tarihî süreçte, ordunun en kritik kademelerinde görev yapmış seçkin bir Türk askeridir. 11 Mart 1886 günü İzmir'de dünyaya gelen Orbay, 3 Haziran 1964 tarihinde Ankara'da vefat edene dek askerî ve siyasi arenada ülkesine hizmet etti. Cumhuriyet tarihimizin üçüncü Genelkurmay Başkanı olarak orduya liderlik eden komutan, savaş meydanlarındaki cesareti ve kurmay zekasıyla modern ordunun temellerini atan şahsiyetler arasında yer alır.
İmparatorluktan Cumhuriyet Sahnesine İlk Adımlar
Genç yaşta orduya katılan Kâzım Orbay, 1904 yılında topçu teğmeni rütbesiyle Harp Okulu'ndan mezun oldu. Eğitim hayatını hızla sürdürerek 1907'de Harp Akademisi'ni tamamladı ve kurmay subay unvanını kazandı. Meslekî bilgisini geliştirmek amacıyla 1908 ile 1909 yılları arasında Almanya'da piyade ve topçu atış eğitimleri aldı. Yurda döndükten sonra Hareket Ordusu bünyesinde 31 Mart İsyanı'nın bastırılmasında aktif rol üstlendi. Bu başarısının ardından 12 Ekim 1909'da kurmay kıdemli yüzbaşı rütbesine terfi ettirildi. 1909 yılındaki terfisinin ardından, Balkanlar'daki askerî hareketlilikte kritik roller üstlendi. I. Balkan Savaşı patlak verdiğinde Garp Ordusu Karargâhı'nda istihbarat subayı olarak görevlendirildi, ardından 5. Kolordu Kurmaylığına atandı. Bu tecrübelerini daha sonra Mekteb-i Harbiye'de genç subay adaylarına aktararak öğretmenlik yaptı. Birinci Dünya Savaşı yıllarında ise Harbiye Nezareti Başyaverliği gibi yüksek seviyeli bir bürokrasi görevini başarıyla yürüttü. Savaş boyunca bu kritik makamı koruyan Orbay, 1916'da kaymakamlık, 1918'de ise miralaylık rütbelerine yükseldi.
Milli Mücadele ve Ordu Komutanlığı
Anadolu'da yanan bağımsızlık ateşine katılmak için 1920 yılında harekete geçti. Doğu Cephesi'ndeki kurmay başkanlığı görevinde sınır güvenliğinin sağlanmasında etkin oldu. 3. Kafkas Tümeni Komutanı olarak bizzat cepheye giderek Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nde kuvvetlerini sevk ve idare etti. Savaş meydanındaki liderliği ona 31 Ağustos 1922'de mirliva rütbesini kazandırdı. Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte, ordunun yeniden yapılanma süreçlerinde Genelkurmay 2. Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı gibi en tepe idarî makamlarda sorumluluk üstlendi. Orbay, 1935 yılında ferîk-i evvel rütbesine yükselerek ordu müfettişliği yaptı. Nihayet 12 Ocak 1944'te Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Genelkurmay Başkanı olarak göreve başladı. Ancak 1946 yılında Ankara'da yaşanan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran bir cinayet davası sebebiyle görevinden kendi isteğiyle ayrıldı. Oğlu Haşmet Orbay'ın, Sovyetler Birliği elçiliğinde görevli Dr. Neşet Naci Arzan cinayetiyle ilişkilendirilmesi üzerine istifa kararı aldı.
Siyasi Hayatı ve Kültürel Mirası
Askerlikten emekli olduktan sonra da ülkesine hizmet etmeye devam etti. 1961 Anayasası'nın hazırlandığı dönemde Kurucu Meclis bünyesinde devlet başkanı temsilcisi oldu ve Temsilciler Meclisi Başkanlığı yaptı. Daha sonra Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel tarafından kontenjan senatörü olarak TBMM'ye atandı. Uzun yıllara yayılan askerî hizmetleri boyunca gösterdiği üstün başarılar nedeniyle çok sayıda önemli ödülle taltif edilmiştir. Kâzım Orbay'ın layık görüldüğü nişanlardan bazıları şunlardır:
- Kırmızı şeritli İstiklal Madalyası
- 4. rütbeden Osmani ve Mecidi nişanları
- Gümüş ve Altın Liyakat madalyaları
- Alman Kırmızı Kartal nişanı
- 1. Rütbeden Demir Salip ve Kılıçlı Krom Şövalye nişanları
Enver Paşa'nın kız kardeşi Mediha Hanım ile evli olan Orbay, bir çocuk babasıydı. Askerî yeteneğinin yanında Fransızca, Almanca, İngilizce ve İtalyanca dillerine hakim entelektüel bir portre çiziyordu. 1963 yılı sonunda geçirdiği mide operasyonunun ardından sağlığı bozulan Orbay, 3 Haziran 1964'te yaşama veda etti.
