Türk resim sanatının duayen isimlerinden olan Kayıhan Keskinok, 20 Ocak 1923 tarihinde İzmir'in Karataş mahallesinde dünyaya gözlerini açtı. Cumhuriyet'in ilanı ile aynı yıl doğan sanatçı; toplumsal hafızanın en çarpıcı kesitlerini, destansı mücadeleleri ve zengin halk kültürünü tuvaline aktararak Türk sanat dünyasında derin izler bıraktı. Ülkenin farklı köşelerinde öğretmenlik yaparken yetiştirdiği sayısız genç yetenekle Türk resminin geleceğini şekillendiren usta ressam, 18 Nisan 2015'te Ankara'da hayata gözlerini yumdu.
Çocukluk Yılları, Adana ve Edebiyatla Kesişen Yollar
Eczacı bir babanın ve Uşak'ın köklü halıcı ailelerinden birine mensup son kuşak halıcı bir annenin evladı olan Keskinok, çocukluğunun ilk dönemlerini Uşak'ta geçirdi. Aile, babanın Devlet Demiryolları'nda işe girmesiyle birlikte 1926 yılında bu şehirden ayrılarak Adana'ya göç etti. İlköğrenim hayatını sırasıyla Uşak'ta Gazipaşa, Belemedik'te Karapınar ve Adana'da İsmet İnönü ilkokullarında tamamlayan sanatçının renklerle olan bağı da İnönü İlkokulu sıralarında filizlendi. 1935 yılında adım attığı Adana 1. Ortaokulu'nda, ileride Türk edebiyatının devleşecek ismi Yaşar Kemal ile aynı sınıfı paylaştı. Keskinok, Adana Öğretmen Okulu'ndan 1941'de mezun oldu.
Öğretmenlik diplomasını aldıktan hemen sonra, o dönem Kars'a bağlı olan Iğdır'da bir yıl boyunca mesleğini icra etti. Sanat tutkusu onu Gazi Eğitim Enstitüsü'ne taşıdı. 1942-1945 yılları arasındaki enstitü eğitiminde Malik Aksel, Hakkı İzzet ve Refik Epikman gibi usta isimlerin atölyelerinde fırça salladı. Özellikle Epikman'ın Cezanne estetiğinden beslenen tarzından etkilenerek bu süreçte yoğun şekilde manzara resimlerine yöneldi. Aynı zamanda başkentin zengin kültürel atmosferinden yararlanarak sanat vizyonunu her geçen gün daha da derinleştirdi.
Rıfat Ilgaz'ın Dokunuşu ve Görele Esintileri
Mezuniyetinin ardından Anadolu'nun dört bir yanındaki ortaöğretim kurumlarında resim öğretmenliği yapmaya başlayan Keskinok, Boğazlıyan Ortaokulu'nda görev alırken hayatının en önemli dönüm noktalarından birini yaşadı. Okulda Türkçe öğretmeni olarak görev yapan usta yazar Rıfat Ilgaz'ın tavsiyesi üzerine manzara resimlerini bir kenara bırakarak insanı merkezine alan çalışmalara yöneldi. Ilgaz'ın bu önerisinden sonra peyzajı tamamen bıraktı. 1947 yılında piyade havan topçusu olarak yerine getirdiği vatani görevi sırasında ise hayatına derin bir at sevgisi yerleşti ve bu tutku ilerleyen yıllarda eserlerine de yansıdı.
Askerlik sonrasında Giresun Görele'de öğretmenlik yaptı. Görele'nin kendine has doğası ve canlı sosyal yaşamı, sanatçının figüratif çalışmalara yönelmesinde ve folklorik ögeleri tuvaline taşımasında büyük bir rol oynadı. Resimlerine bu dönemde giren deniz ve dalga motifleri, uzun süre sanatının ana malzemelerinden biri oldu. Ancak okulda düzenlediği bir yılbaşı balosu nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açılan soruşturma, onun Görele'den ayrılmasına yol açtı. Kars Lisesi'ne atanan sanatçı, burada altı ay çalıştıktan sonra kendi isteğiyle Trabzon Lisesi'ne geçiş yaptı.
Trabzon Yılları, Soyut Arayışlar ve Sanatsal Mirası
Sanatçı, 1950'de Neriman Kandazoğlu ile evlendi. Bu evlilikten dört çocukları dünyaya geldi. Aynı yıl göreve başladığı Trabzon Lisesi'nde tam on yıl boyunca genç dimağlara resim sevgisi aşıladı. Trabzon'da yetiştirdiği öğrencilerden otuz kadar isim, gelecekte Türk resim sanatının zirvesinde yer alacak sanatçılar haline geldi. Bu seçkin öğrencilerden bazıları şunlardır:
- Bedri Baykam
- Burhan Uygur
- Mustafa Ata
- Muzaffer Akyol
- Süleyman Saim Tekcan
- Atilla Galatalı
- Memet Asatekin
- Osman Akbau
- Yusuf Katipoğlu
Trabzon'daki öğretmenlik yılları, Keskinok'un sanatsal dilinde de köklü değişimleri beraberinde getirdi. Cezanne tarzı kompozisyonlarını yeniden gözden geçiren ressam, renklerin özgürce kullanıldığı fovist bir anlayışa yöneldi ve zamanla soyut formlara yaklaştı. Trabzon yöresinin efsanelerini, Karadeniz düğünlerini, kız kaçırma hikayelerini ve lunaparkların coşkulu dünyasını tuvallerine işledi. Kentin tarihi Yeşilyurt Oteli'nin lokanta duvarına, Gümüşhane Öğretmen Okulu toplantı salonuna ve Trabzon Lisesi'nden Yetişenler Cemiyeti'ne yaptığı duvar resimleriyle sanatını kamusal alanlara da taşıdı. Kuvayı Milliye Destanı'nı resmettiği görkemli tabloları ve Gezi Parkı olaylarını tasvir ettiği eserleri, toplumsal belleğin önemli belgeleri haline geldi.
Sanatçının hayat boyu büyük bir tutkuyla ürettiği seçkin yapıtları, günümüzde pek çok prestijli kurumda korunmakta ve sergilenmektedir:
- İzmir Resim ve Heykel Müzesi
- Ankara Resim ve Heykel Müzesi
- Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)
- Yugoslavya Potiçelli Kenti Sanatçılar Kolonisi Müzesi