Türk siyasi ve entelektüel tarihinin en saygın isimlerinden biri olan gazeteci, yazar ve eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem İpekçi, 15 Şubat 1940 tarihinde İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. Robert Kolej ve Lozan Üniversitesi'nde aldığı nitelikli eğitimle genç yaşta donanımlı bir aydın olarak yetişti. Türkiye'nin hem medya hem de diplomasi kulvarında derin izler bırakan bu seçkin devlet adamı, çok yönlü kişiliğiyle Türk dış politikasına yepyeni bir vizyon kazandırdı. Türk televizyonculuğunun emekleme döneminde TRT Genel Müdürlüğü yaparak tarihi reformlara imza atan Cem, uzun yıllar sürdürdüğü dışişleri bakanlığı görevinin ardından, 24 Ocak 2007 tarihinde hayata veda etti.
Gazetecilikten TRT'nin Dönüşüm Yıllarına
İsmail Cem, sinema dünyasının öncü isimlerinden İhsan İpekçi'nin oğlu, suikasta kurban giden değerli gazeteci Abdi İpekçi'nin ise amca oğluydu. Aile mirası olan entelektüel birikimini, 1959'da İstanbul Robert Kolej'i bitirerek taçlandırdı. Yükseköğrenimini ise 1963 yılında Lozan Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde tamamladı. Ardından çeşitli gazetelerde yazı işleri müdürlüğü ve genel yayın müdürlüğü görevlerini üstlendi. 1971 ile 1974 yılları arasında Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şubesi Başkanlığı görevini yürüterek mesleki örgütlenmede sorumluluk aldı.
Medya dünyasındaki bu deneyimlerinin ardından, 15 Şubat 1974'te TRT Genel Müdürü olarak atandı. Genç yaşta üstlendiği bu zorlu görevde, ülkenin tek televizyon kanalında köklü yenilikler gerçekleştirdi. Kültür ve yayın politikasını daha dinamik ve geniş kitlelere hitap eden bir çizgiye taşıdı. Ancak gerçekleştirdiği bu reformcu adımlar, dönemin muhafazakar çevrelerinde oldukça yoğun tartışmalara yol açtı. Muhalefet partilerinin hedefi haline gelen başarılı yönetici, 1. Milliyetçi Cephe hükümetinin iktidara gelmesiyle 17 Mayıs 1975'te görevinden uzaklaştırıldı. Sonrasında çıkardığı sosyalist eğilimli Politika gazetesi ise 12 Eylül askeri darbesiyle kapanmak zorunda kaldı. Cem, akademik gelişimini de ihmal etmeyerek 1991 yılında Paris Siyasal Bilgiler Enstitüsü'nde Siyaset Sosyolojisi alanında yüksek lisans derecesi aldı.
Siyaset Sahnesi ve Cumhuriyet Tarihinin Unutulmaz Dışişleri Bakanı
1980 askeri müdahalesinden sonra aktif siyasete adım atan Cem, Sosyal Demokrat Halkçı Parti bünyesinde çalışmaya başladı. Halkın büyük takdiriyle 1987 ve 1991 genel seçimlerinde İstanbul'dan parlamentoya girmeyi başardı. Ardından 1995 seçimlerinde de Kayseri milletvekili olarak meclisteki yerini aldı.
Avrupa kulisinde Türkiye'nin sesini duyurmak için yoğun çaba harcadı. Uluslararası arenada üstlendiği önemli görevlerden bazıları şunlardır:
- 1987 yılında seçildiği Avrupa Birliği Parlamenterler Meclisi üyeliği,
- 1989-1991 ve 1993-1995 dönemlerinde yürüttüğü AKPM Sosyalist Grubu Başkanvekilliği görevi,
- 1996 senesinde üstlendiği AKPM ve BAB Asamblesi Türk Parlamenter Grubu Başkanlığı.
Cem, uluslararası diplomasi tecrübesiyle Avrupa Medya Enstitüsü Danışma Kurulu üyeliğinde bulundu. 1996 yılında Demokratik Sol Parti TBMM Grup yönetim kurulu üyeliğine getirildi ve aynı yıl Batı Avrupa Birliği Asamblesi üyesi oldu. 1993'teki cumhurbaşkanlığı yarışına da katıldı ancak bu seçimi kazanamadı.
Hükümet düzeyindeki ilk kabine tecrübesini 1995 yılında kurulan 50. Hükümet'te Kültür Bakanı olarak yaşadı. Ardından Türk dış politikasına damga vuracağı büyük dönem başladı. 30 Haziran 1997'de kurulan 55. Hükümet'te Dışişleri Bakanı olarak atandı. Tam beş yıl boyunca kesintisiz sürdürdüğü bu kritik görevle Cumhuriyet tarihinin en uzun süre görevde kalan dördüncü dışişleri bakanı unvanını kazandı. Ancak Temmuz 2002'de kabineden istifa ederek Yeni Türkiye Partisi'nin (YTP) kurucuları arasına katıldı ve partinin genel başkanlığına seçildi.
Hastalıkla Mücadele, Siyasi Birleşme ve Vefat
Yeni Türkiye Partisi, katıldığı 2002 genel seçimlerinde sandıkta aradığını bulamadı. Yaşanan bu büyük başarısızlığın ardından YTP, 2004 senesinde Cumhuriyet Halk Partisi'ne katıldı. Böylece Cem'in genel başkanlık serüveni sona erdi. Tecrübeli siyasetçi, 29 Ocak 2005 tarihindeki olağanüstü CHP kurultayının ardından genel başkan başdanışmanlığı görevini üstlenerek Deniz Baykal'a danışmanlık yaptı.
Ne var ki amansız bir hastalık, onun aktif siyasi hayatını sonlandırmasına neden oldu. 2004 yılının Nisan ayında, yakın dostu Dr. Mesut Çetinkaya ve sevgili eşinin ısrarlı yönlendirmeleriyle yapılan kapsamlı tetkikler sonucunda kendisine akciğer kanseri teşhisi kondu. Tümörün cerrahi müdahaleye izin vermeyecek kritik bir bölgede yer alması nedeniyle tedavi süreci oldukça zorlu geçti. Bir dönem New York'ta, ardından ise İstanbul'da yoğun tedaviler gördü.
Taburcu olmasının ardından verdiği röportajlarda hastalığa dair durumunun iyiye gittiğini belirtti. Fakat sağ bacağındaki yürüme zorluğu devam etmekteydi. Tedavi sürecinde milli hassasiyetleri de elden bırakmayan Cem, Fransa'nın Ermeni iddialını reddetmeyi suç sayan yasasına karşı sert eleştiriler yöneltti. Fransa'nın bu adımla kendi özgürlükçü geçmişini ve tarihi değerlerini inkar ettiğini vurguladı. Avrupa Birliği ile ilişkileri de gerçekçi bir gözle değerlendirdi. Birliğin serbest dolaşım hakkını vermeyerek Türkiye'yi özel statülü ikinci sınıf bir üyeliğe zorladığını belirtti. Gerçekler ışığında Türkiye'nin tam üyeliğinin bazı üye ülkelerin katı engellemeleri sebebiyle mümkün görünmediğini savundu.
Büyük devlet adamı, kemoterapinin getirdiği yan etkilerden kaynaklandığı tahmin edilen ağır bir akciğer enfeksiyonu geçirdi. Bu teşhisle yatırıldığı İstanbul Cerrahi Hastanesi'nde antibiyotik tedavisi uygulanırken 24 Ocak 2007'de saat 09:50'de yaşama gözlerini yumdu. Eşiyle mutlu bir evlilik sürdüren iki çocuk babası Cem, arkasında unutulmaz bir diplomatik miras bırakıtı.
.jpg?width=640)