Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinden Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna uzanan tarihi süreçte, bağımsızlık mücadelesinin en kritik virajlarında rol oynamış bir vatansever olan İbrahim Süreyya Yiğit, hem cephede hem de meclis kürsüsünde ülkesine hizmet etmiş seçkin bir devlet adamıdır. 1880 yılında İstanbul'da dünyaya gözlerini açan Yiğit, Trablusgarp Savaşı'ndan Cumhuriyet'in ilanına kadar olan çetin süreçte Mustafa Kemal Paşa'nın en yakınındaki dostlardan biri haline gelmiştir. Hayatı boyunca üstlendiği mülki idarecilik vazifeleri ve parlamentodaki çalışmalarıyla modern Türkiye'nin temellerini atan kahramanlar arasında anılmaktadır. Kırmızı-yeşil şeritli İstiklal Madalyası ile taçlandırılan bu şerefli yaşam, milletin bağımsızlık azminin adeta bir yansımasıdır.
İttihat ve Terakki Rüzgarından Sürgüne Uzanan Yıllar
İbrahim Süreyya Bey, kökleri Kafkasya'ya uzanan asil bir ailenin ferdidir. Rus-Çerkes Savaşı'nın getirdiği büyük göç dalgasıyla Osmanlı topraklarına sığınan Abhaz bir aileden gelen babası, Gümüşsuyu Hastanesi doktorlarından Yarbay Ahmet Servet Bey'dir. Annesi ise yine Çerkes göçmenlerinden Emine Hanım'dır. Babasını henüz çok küçük yaşlardayken yitiren Süreyya Bey, tıp eğitimi için Viyana'da bulunmuş olan dedesi Arif Bey tarafından büyütüldü. Dedesi, Mekteb-i Tıbbiye Nazır Muavinliği ve Meclis-i Umur-ı Sıhhiye Reisliği gibi üst düzey vazifeler icra etmiş donanımlı bir hekimdir. İlk ve ortaöğrenim hayatını, ağabeyi ünlü eğitimci ve yazar Ali Nazima'nın kurduğu Mekteb-i Edep bünyesinde tamamladı. Ardından 1900 yılında Mülkiye Mektebi'ni bitirerek devlet hizmetine adımı attı ve Hariciye Nezareti bünyesinde memuriyete başladı.
Genç memurun hayatı, 1902 senesinde radikal bir yön tayin etti. O yıllarda gizli bir faaliyet yürüten İttihat ve Terakki Cemiyeti ile kurduğu bağ tespit edilince, üç yıl süreyle Sinop'ta kalebentlik cezasına çarptırıldı. 1905'te cezasını bitirip İstanbul'a dönen Süreyya Bey, Karantinalar İdaresi'nde görev aldı. 1908'deki II. Meşrutiyet ilanıyla birlikte İttihatçı geçmişi ona yeni idari kapılar araladı. İlk olarak Orhaneli Kaymakamlığı'na atanan genç bürokrat, idarecilikteki maharetini kısa sürede kanıtlayacaktı.
Mustafa Kemal ile Tanışma ve Cephede Gönüllü Mücadele
İbrahim Süreyya Yiğit'in kaderi, 1909 yılında Vardar Yenicesi kaymakamlığı görevini yürütürken Mustafa Kemal ile tanışmasıyla ebediyen değişti. Bu buluşma, ömür boyu sürecek sarsılmaz bir dostluğun ve ortak bir davanın başlangıcı oldu. Trablusgarp Savaşı patlak verdiğinde, masabaşı görevini geride bırakmayı seçti. Kaymakamlık görevinden istifa ederek cepheye koşan Süreyya Bey, gönüllü bir er olarak muharebeye katıldı. Derne bölgesinde Mustafa Kemal ve Enver Paşa ile omuz omuza vatan topraklarını müdafaa etti. Savaşın ardından 1912'de İstanbul'a dönen tecrübeli idareci, İstanbul Polis Müdüriyet-i Umumiyesi Tahrirat Şubesi Müdürlüğü görevine atandı. Sorumluluğu bununla da sınırlı kalmadı; 1914 yılında Çatalca mutasarrıflığı vazifesini de üstlendi.
Büyük Savaş'ın patlak vermesiyle birlikte sıcak bölgelere gönderilen Yiğit, 1915'te kritik bir öneme sahip olan Gelibolu mutasarrıfı oldu. Buradaki başarısını müteakiben sırasıyla şu mülki amirlikleri üstlendi:
- Kırkkilise (Kırklareli) Mutasarrıflığı
- Karesi (Balıkesir) Mutasarrıflığı
- İzmit Mutasarrıflığı
Kırkkilise'de görev yaptığı dönemde, kimsesiz çocuklar için Darül Muallimin çocuk yuvasının kurulmasına öncülük etti ve buradaki evlatların meslek sahibi olması adına çıraklık okulunun açılması için büyük çaba harcadı.
Millî Mücadelenin Gizli Kahramanı ve Meclis Yılları
I. Dünya Savaş'ının Osmanlı'nın mağlubiyetiyle bitmesinin ardından İbrahim Süreyya Bey, İzmit mutasarrıfı olarak vatan savunmasında hayati bir görev üstlendi. Mustafa Kemal Paşa'dan aldığı gizli talimat doğrultusunda, İzmit ve civarındaki Türk gençlerini teşkilatlandırdı. Bu gizli örgütlenme sayesinde İstanbul ile Anadolu arasında aşılması imkansız, son derece güvenli bir geçiş koridoru inşa etti. Ancak bu vatansever faaliyetleri Damat Ferid Paşa Hükümeti'nin gözünden kaçmadı ve 1919 yılında görevinden uzaklaştırıldı. İstanbul'a dönen Süreyya Bey, Mustafa Kemal'in Şişli'deki evinde toplanan dar kadroya dahil olarak kurtuluş planlarının hazırlanmasında bizzat yer aldı.
Kurtuluş Savaş'ının zaferle taçlanması ve yeni devletin kurulmasıyla birlikte Süreyya Bey, siyasi alanda aktif roller üstlendi. TBMM'nin ilk döneminde Saruhan milletvekili olarak meclise girdi. Sonraki dönemlerde ise Kocaeli halkını temsil etmek üzere mecliste yer aldı. TBMM bünyesinde yürüttüğü milletvekilliği görevleri şu şekildedir:
- I. Dönem: Saruhan Milletvekilliği
- II., III., IV., V., VI., VII. ve VIII. Dönemler: Kocaeli Milletvekilliği
Ülkenin hem kuruluşunda hem de inşasında harcadığı emekler neticesinde Kırmızı-yeşil şeritli İstiklal Madalyası almaya hak kazanan İbrahim Süreyya Yiğit, ömrünü adadığı bağımsız Türkiye idealini görerek 4 Kasım 1952 tarihinde vefat etti.
