İbrahim Tatlıses, 1952 yılında yedi çocuklu yoksul bir ailenin ilk ferdi olarak Şanlıurfa'da dünyaya geldi. Babası ciğerci Ahmet Tatlı, doğumunda cezaevinde bulunduğundan Tatlıses babasını ilk kez demir parmaklıkların ardında gördü. Annesi Leyla ile geçen çocukluk yıllarının ardından aile İstanbul'a göç etti. Burada inşaat işçiliği, demir ustalığı ve leblebicilik yaparak hayatını kazanan genç İbrahim'in yaşam yolu, sesiyle karşılaşan bir Adanalı sinemacının yönlendirmesiyle köklü biçimde değişti. Türk halk müziği ve arabesk türünün en önemli yorumcularından biri hâline gelen sanatçı, halkın kendisine yakıştırdığı "İmparator" lakabıyla bugün de anılmaktadır.
Şöhretin Yükselişi
İstanbul'a yerleştikten sonra müzisyen Yılmaz Tatlıses'le tanışan İbrahim, onun tavsiyesiyle soyadını Tatlı'dan Tatlıses olarak değiştirdi. Müzik çevrelerince çok özel bulunan sesi, onu kısa sürede İstanbul sahnelerine taşıdı. 30 Haziran 1976'da Kilis'teki Kartalbey İlköğretim Okulu'ndan dışarıdan bitirme yoluyla ilkokul diplomasını alan Tatlıses, müzik piyasasına 1977'de "Ayağında Kundura" albümüyle girdi. "Sabuha", "Dom Dom Kurşunu" ve "Bir Mumdur" türküleri halk tarafından büyük sevgiyle benimsendi; popülerliklerini uzun yıllar boyunca korudu.
1 Mayıs 1987'de kendi plak şirketi Tatlıses Müzik'i kuran sanatçı, seksenli yıllarda "Allah Allah", "Kara Zindan" ve "Fosforlu Cevriyem" albümleriyle milyonluk satış rakamlarına ulaştı. Dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın teşvikiyle 1989 yılbaşı gecesi "Beyaz Gül Kırmızı Gül" şarkısıyla TRT ekranlarına çıkması, Tatlıses'i televizyon dünyasıyla resmî olarak buluşturdu. Doksanlı yıllarda tarzını arabesk yönünde genişleterek "Ah Keşkem", "İki Gözüm İki Çeşme" ve "Yar Diline" gibi parçaları yorumlayan Tatlıses, Yunanistan'dan Suudi Arabistan'a, Almanya'dan Afganistan'a uzanan geniş bir coğrafyada milyonlarca hayran edindi.
Sinema, İş Dünyası ve Siyaset
Müzikteki çıkış, Tatlıses'i Yeşilçam'a da taşıdı. 1978'de "Ayağında Kundura" filmiyle beyazperdeye adım atan sanatçı, onlarca yapımda rol aldı. Hayatı boyunca örnek aldığı Yılmaz Güney'e benzetilmekten onur duyduğunu bizzat dile getiren Tatlıses, güçlü sahneleriyle dönemin aranan isimlerinden biri oldu. 1979'da "Kara Yazma" filminde bir araya geldiği Perihan Savaş'la sürdürdüğü birliktelikten Melek Zübeyde adında bir kız çocuğu dünyaya geldi.
İş dünyasındaki varlığını da güçlendiren Tatlıses; gıda, müzik prodüksiyonu, turizm, havacılık ve yayıncılık alanlarında büyüyen bir şirketler grubunun sahibi oldu. Tatlıses Lahmacun, Tatlıses Turizm ve Tatlıses Otelleri bu yapının öne çıkan bileşenleridir. Siyasete de ilgi duyan sanatçı, 2007 seçimlerinde Genç Parti'den İstanbul 3. Bölge'den milletvekili adayı oldu; partisinin barajı aşamaması üzerine parlamentoya giremedi. 2011'de AKP'ye adaylık başvurusunda bulundu, aday gösterilmeyince Şanlıurfa'dan bağımsız olarak yarışmaya koyuldu; seçimden kısa süre önce adaylığını geri çekti.
Suikast Girişimi ve Sonraki Dönem
4 Mart 2011 gecesi Maslak'ta uzun namlulu bir silahtan açılan ateş sonucu başından yaralanan İbrahim Tatlıses, acilen hastaneye kaldırıldı ve iki ameliyat geçirdi. İki hafta boyunca yoğun bakımda kalan sanatçı, 28 Mart 2011'de yoğun bakımdan çıkarıldı. Nisan başında tedavisini sürdürmek üzere Almanya'ya götürülen Tatlıses, iyileşmesinin ardından 2 Haziran 2011'de "TC İbo" adlı özel uçakla Türkiye'ye döndü; Maltepe'deki Darüşşafaka Rehabilitasyon Merkezi'nde konaklamaya başladı.
Hastanede yattığı dönemde Ayşegül Yıldız'a evlenme teklif eden sanatçı, 27 Eylül 2011'de hastane odasında gerçekleştirilen nikâh töreniyle Yıldız'la hayatını birleştirdi. Bu birliktelikten Elif Ada (d. 9 Nisan 2013) adında bir kız dünyaya geldi; çift 29 Kasım 2013'te boşandı. Farklı beraberliklerinden dünyaya gelen toplam beş çocuğuyla kalabalık bir aile tablosuna sahip olan Tatlıses, onlarca albüm ve filmin mirasını taşıyan bir kültür figürü olarak Türk sanat tarihindeki yerini korumaktadır.