İçeriğe Atla
Hz Ömer fotoğrafı
Anasayfa Varlık

Hz Ömer Kimdir?

Hz. Ömer kimdir? Mekke'de 584 yılında doğan adalet simgesi İslam halifesi, fethettiği topraklar ve yaptığı köklü devlet reformlarıyla tarihe yön vermiştir.

Diğer adlar: Ömer bin Hattab, Hz. Ömer, Hz Ömer, el-Faruk

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

Hz Ömer Hakkında

Mekke topraklarında 584 yılında dünyaya gelen Hz. Ömer, İslam tarihinin en etkileyici ve dönüştürücü liderlerinden biri olarak kabul edilir. Müslümanların ikinci halifesi sıfatıyla devleti yöneten bu büyük şahsiyet, adaleti ve askeri dehasıyla tarihe yön vermiştir. Sert mizacının ardındaki engin merhameti ve teşkilatçı yapısıyla çöllerden yükselen bir medeniyetin sınırlarını Asya'dan Afrika'ya kadar genişletmiştir. Hem savaş meydanlarında hem de idari mekanizmalarda gerçekleştirdiği köklü devrimler, onu İslam dünyasının en unutulmaz isimleri arasına taşımıştir. Medine'de 644 yılındaki hain bir suikastla son bulan altmış yıllık ömrü, adaletin yeryüzündeki simgesi haline gelmiştir.

Mekke'den Medine'ye Uzanan Dönüşüm

Çocukluğunda babası Hattab'ın sert disiplini altında çöl sıcağında deve güderek büyüyen ve dinlenmek istediğinde dahi şiddete maruz kalan Ömer, bu zorlu yıllarda edindiği muazzam sabñr ve çelikten iradeyle geleceğin en adaletli devlet başkanı olmuştur. O dönemde çok az insana nasip olan okuma yazma becerisini küçük yaşlarda edindi. Gençlik yıllarında ise güreş, binicilik ve dövüş sporlarında gösterdiği başarılarıyla öne çıktı. Kusursuz hitabeti ve güçlü duruşu sayesinde babasıyla birlikte kabileler arası anlaşmazlıklarda hakemlik rolünü üstlendi. Ticaret kervanlarıyla Bizans ve Sasani topraklarına seyahat ederek farklı kültürleri ve düşünce dünyalarını yakından inceleme şansı buldu.

İslamiyet'in doğuşu, onun hayatındaki en büyük kırılma noktasını oluşturdu. Mekke müşrikleri tarafından Hz. Muhammed'i öldürmekle görevlendirilen Ömer, yolda eniştesi ve kız kardeşinin de Müslüman olduğunu öğrendi. Öfkeyle onların evine gittiğinde duyduğu Taha ve Hadid surelerinin ilk ayetleri, yüreğindeki katılığı bir anda eritti. Bu ilahi kelamın etkisiyle kelime-i şehadet getirerek İslam safına katıldı. O andan itibaren inancını gizlemeden, en sert baskılara göğüs gererek Mekke meydanlarında açıkça savundu. Kendisine hak ile batılı ayıran anlamına gelen el-Faruk lakabı bizzat peygamber tarafından verildi.

Adalet ve Fetihlerle Şekillenen Hilafet Devri

Hz. Ebu Bekir'in vefatının ardındain hicri dönemde hilafet makamına geçen Hz. Ömer, devleti cihanşümul bir güce ulaştırdı. Bizans İmparatorluğu'na karşı kazanılan Yarmuk ve Ecnadin gibi görkemli zaferlerin yanı sıra Sasani topraklarında elde edilen Kadisiye ve Nihavend başarıları, onun stratejik zekasını ortaya koyarken İslam medeniyetinin sınırlarını da benzeri görülmemiş bir hızla genişletmiştir. Bu geniş sınırları yönetmek amacıyla ülkeyi idari birimlere ayırdı ve eyaletlere valiler atadı.

Askeri başarıların yanında devleti kurumsallaştıran devrimlere imza attı. Adalet işlerini yürütmek için bağımsız kadılık makamını tesis ederek yargı ile idareyi ilk kez birbirinden ayırdı. Beytülmal adıyla anılan devlet hazinesini kurdu ve toplanan gelirleri Müslümanlar arasında adilane bir şekilde bölüştürdü. Toplumsal düzeni korumak amacıyla belediye denetimlerini gerçekleştiren hisbe teşkilatını kurarak esnafın hile yapmasını engelledi. Ayrıca posta teşkilatını modernize etti, ilk nüfus sayımını gerçekleştirdi ve muhtaç çocuklara düzenli maaş bağlattı. Medine sokaklarında asayişi sağlamak üzere bekçilik sistemini devreye soktu. İslami takvimin başlangıcı kabul edilen Hicri takvim de onun döneminde uygulamaya konuldu.

Hz. Ömer döneminde hayata geçirilen başlıca kurumsal yenilikler şunlardır:

  • Yargı işlerini idareden ayırarak bağımsız kadılık makamının kurulması
  • Devlet gelirlerinin toplandığı ve adilce bölüştürüldüğü Beytülmal'ın oluşturulması
  • Esnaf denetimini sağlayan hisbe adlı belediye teşkilatının faaliyete başlaması
  • Toplumsal asayiş için gece bekçiliği uygulamasının hayata geçirilmesi

Mütevazı Bir Yaşam ve şehadetle Kapanan Perde

Devasa bir imparatorluğunu yönetmesine rağmen Hz. Ömer, son derece sade ve yoksul bir hayat sürdü. Kendi geçimini ticaretle sağlayan halife, lüks elbiselerden kaçınır ve çoğu zaman yamalı kıyafetlerle halkın arasında dolaşırdı. Onu tanımayan yabancılar, devletin lideri olduğunu asla anlayamazdı. Akrabalarından hiçbirine devlet kademelerinde görev vermeyerek kayırmacılığı önledi. Cömertliğiyle de örnek olan Ömer, Hayber'deki payına düşen kıymetli araziyi satılamaz ve miras bırakılamaz şartıyla vakfederek İslam tarihinin ilk vakıf belgesini düzenledi.

Özel hayatında birçok evlilik gerçekleştiren halifenin çok sayıda çocuğu oldu. Peygamber efendimiz ile evlenen kızı Hafsa da dahil olmak üzere Abdullah, Zeyd, Asım ve Ubeydullah gibi evlatları tarih sayfalarında yer aldı. İslam hukukunun (fıkıh) temel usullerinin gelişiminde öncü bir rol oynayan Hz. Ömer, hadis rivayeti hususunda son derece titiz davrandı ve ömrü boyunca 539 hadis nakletti. Adalet sancağını en yüksekte tutan bu ulu çınar, 1 Kasım 644'te vergi indirim talebi reddedilen Fars asıllı Ebû Lü'lü tarafından sabah namazında saldırıya uğradı. Vücuduna aldığı ağır hançer darbeleri sonucu üç gün sonra, 3 Kasım 644 tarihinde 60 yaşında Medine'de şehit düştü.