Eğitimi ve askerî kariyeri
Hüseyin Zekâî Paşa, 1860'ta Üsküdar'da doğdu. İlköğreniminin ardından Kuleli Askerî İdadisi'ne girdi. Aralarında Hoca Ali Rıza'nın da bulunduğu birkaç öğrenci arkadaşıyla birlikte okul yönetimine başvurarak özel bir resim atölyesi kurulmasını sağladı ve bu atölyede Osman Nuri Paşa ile Süleyman Seyyid'in öğrencisi oldu. Mezuniyetin ardından Mekteb-i Harbiye'ye geçti. Öğrenciyken Boğaziçi'ndeki donanma gecelerinden birini canlandıran bir resim yaptı; resim Sultan Abdülhamid'in beğenisini kazandı. 1883'te mezun olunca teğmen rütbesiyle Şeker Ahmet Paşa'nın yanında hünkâr yaverliğine getirildi.
Saraydaki görevleri
Bu yıllarda Askerî İnşaat Komisyonu başkanlığını üstlendi. Alman İmparatoru II. Wilhelm'in Suriye gezisi sırasında eski yapıtlar uzmanı olarak imparatora eşlik etti. Şeker Ahmed Paşa'nın ölümü üzerine 1906'da saray ressamlığına ve yabancı konuklar teşrifatçılığına getirildi. Bugünkü Askerî Müze'nin kuruluş çalışmalarına katıldı. 1908'de 1. Tugay Komutanlığı'ndan emekli oldu. Ölümüne kadar Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı Sanayi-i Nefise Encümeni üyeliğini sürdürdü.
Resim anlayışı
Avrupa'da resim eğitimi görmedi; ancak orada öğrenim görmüş ressamların yapıtlarını yakından inceleyerek Batılı bir anlayışla çalıştı. İlk dönem resimleri fotoğrafik denebilecek bir gerçekçilik taşıyordu. Bu yıllardaki yapıtları, örneğin Yıldız Sarayı Bahçesinden Peyzaj, ince boya hamuru ve duru renkleriyle on dokuzuncu yüzyıl manzara geleneğine bağlıydı. 1910'dan sonra katıldığı Galatasaray sergileri, onun Osmanlı Ressamlar Cemiyeti ile ilişki kurmasını sağladı. Bundan sonra fotoğrafik gerçekçiliğin yerine daha kalın fırça vuruşlarının öne çıktığı izlenimci bir anlayışa yöneldi. Cami ve Ayasofya Camisi Hünkâr Mahfili gibi en önemli yapıtlarında gerçekçi ve izlenimci yaklaşımı birleştirdi. Manzaranın yanı sıra portre ve figür de çalıştı. Yapıtları İstanbul, İzmir ve Ankara devlet resim ve heykel müzeleriyle Dolmabahçe ve Topkapı saraylarında yer alıyor.
Konağı ve yazarlığı
Üsküdar Doğancılar'daki konağında dönemin sanatçılarıyla toplantılar yaptı ve İstanbul'u ziyaret eden Paul Signac'ı burada ağırladı. Sami Yetik, konağı ziyaretini anlatırken atölyenin Türk eşyalarıyla süslü olduğunu ve kendisine bir müzede bulunuyormuş izlenimi verdiğini aktarır. Zekâî Paşa eski Türk eserlerine meraklı bir koleksiyonerdi. Yazarlık yönü de vardı; 1914'te Mübeccel Hazineler, 1919'da Bedayi-i Asar-ı Osmaniye adlı kitapları yayımlandı. 1919'da öldü.
Kaynakça: Bu biyografi, Vikipedi'deki Hüseyin Zekai Paşa maddesinden yararlanılarak hazırlanmıştır. Metin CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
