İsviçreli ünlü yazar ve girişimci Jean Henry Dunant, 8 Mayıs 1828 tarihinde Cenevre'de, varlıklı bir ailenin evladı olarak doğdu. Kızılhaç Teşkilatı'nın fikir babası olan bu vizyoner şahsiyet, ömrünü savaş alanlarındaki acıları dindirmeye adamıştır. Savaş mağdurlarının milliyetine bakılmaksızın tedavi edilmesi gerektiği inancıyla dünya genelinde sivil insani yardımı örgütleyen Dunant, bu girişimleriyle insanlık tarihinde silinmez bir iz bıraktı. Kendi kurduğu harekete tüm servetini yatıran yazar, yürüttüğü bu samimi mücadele sayesinde 1901 yılında ilk Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmüştür. Bu ödül onun en büyük onuruydu.
Dunant, 1849 yılında akademik eğitimini yarıda keserek bir bankada çalışmaya başladı. Gençlik yıllarından itibaren toplumsal meselelere duyarlılık gösteren yazar, Cenevre'deki Sadaka Birliği bünyesinde muhtaçlara ve hastalara maddi ve manevi destek verdi, hapishaneleri ziyaret etti. Henüz 24 yaşındayken, 1852 yılında YMCA hareketinin Cenevre şubesini kurdu. Ücç yıl sonra Paris Evrensel Sergisi gerçekleşti. Burada, arkadaşlarıyla birlikte YMCA Dünya İttifakı'nın kurulmasını sağladı. Kuzey Afrika ve Sicilya'da bir şirketin temsilcisi olarak görev yaparken edindiği izlenimleri, 1858 yılında yayımlanan 'Notice sur la Régence de Tunis' adlı kitabında paylaştı. Cezayir'de kendi işini kurduğu 1856 yılında yerel halkın konukseverliğini gözlemleyen Dunant, Harriet Beecher Stowe'un ünlü eseri Tom Amca'nın Kulübesi romanını okuyarak kölelik karşıtı fikirlerden derinden etkilendi.
Solferino Savaşından Kızılhaç'a Uzanan Yol
Henry Dunant'ın yaşamındaki en büyük dönüm noktası, iş ortaklıkları hakkında görüşmek üzere Fransa İmparatoru III. Napolyon'un peşinden İtalya'ya gitmesiyle gerçekleşti. 24 Haziran 1859 tarihinde, Solferino Savaşı'nın kanlı meydanına ulaştığında hükümdarla görüşemedi. Ancak o gece, savaş alanında tıbbi müdahaleden yoksun halde ölüme terk edilen binlerce yaralı askerin durumuna tanıklık etti. Karşılaştığı bu korkunç manzara karşısında kayıtsız kalamayan Dunant, bölgedeki sivil halkı örgütleyerek din ve ırk ayrımı gözetmeksizin yaralılara yardım etmeye başladı. Castiglione kasabasındaki evleri geçici hastanelere dönüştürdü, sivil kadınların gönüllü hemşirelik yapmasını sağladı ve esir düşen Avusturyalı hekimlerin yaralıları tedavi edebilmesi için izin aldı. Tüm gayretlere rağmen yaklaşık 39 bin askerin hayatı kurtarılamadı.
Cenevre'ye döndükten sonra bu tecrübelelerini kaleme alan yazar, üç yıllık çalışmanın ürünü olan 'Solferino Hatırası' (Un souvenir de Solferino) adlı kitabını 1863 yılında yayımladı. Eser, kısa sürede 12 dile çevrildi. Avrupa genelinde büyük bir yankı uyandırdı. Dunant, eserinde savaşların gerçek yüzünü anlatırken, devletlerin yaralıları korumak adına uluslararası anlaşmalara imza atmasını ve barış dönemlerinde gönüllü yardım derneklerinin kurulmasını teklif etti. Bu planı gerçekleştirmek üzere 7 Şubat 1863'te Cenevre'de beş kişilik bir komite faaliyete başladı. Dunant'ın sekreterliğini üstlendiği bu oluşum, daha sonra 'Uluslararası Kızılhaç Komitesi' adını aldı. Yürüttüğü diplomatik temasların neticesinde, 22 Ağustos 1864 tarihinde 12 devlet tarafından tarihi Cenevre Sözleşmesi imzalandı. Ayrıca, Kızılhaç'ın çalışma alanının doğal afet mağdurlarını ve denizcileri kapsayacak şekilde genişletilmesini talep etti. 1866 yılında yayımladığı bir broşürde ise Yahudilerin Filistin topraklarına yerleştirilmesini önerdi.
Kişisel İflas, Unutuluş ve Paris Yılları
Dunant, tüm vaktini insani yardımlara adadı. Cezayir'deki ticari işlerini ise tamamen ihmal etti. Yönetim kurulunda yer aldığı bankanın 1867'deki iflası, onun da tüm servetini yitirmesine sebep oldu. Yaşadığı ağır finansal kriz nedeniyle Kızılhaç Komitesi'ndeki sekreterlik görevinden istifa etmek zorunda kaldı ve İsviçre'yi terk ederek Paris'e yerleşti. Fransa'da aristokrat çevrelerin saygısını kazanarak birkaç yıl geçiren Dunant, Fransız Kızılhaç örgütünün kuruluşunda uzmanlığına başvuruldu. 1871 yılındaki Fransa-Prusya Savaşı ve ardından gelişen Paris kuşatması sırasında savaş mağdurlarına destek olmak için yeni bir insani yardım cemiyeti kurdu. Savaş esirlerinin haklarını güvence altına alacak uluslararası bir anlaşma zemini yaratmak üzere Londra ve Brüksel'de konferanslar organize etti. Ayrıca köleliği tamamen kaldırmak adına Berlin'de bir konferans toplanması için yoğun çaba harcadı.
Elde ettiği büyük başarılarının ardından Dunant için uzun sürecek bir yalnızlık ve unutuluş dönemi başladı. Avrupa şehirlerinde mütevazı bir yaşam süren eski iş adamı, ailesinden gelen kısıtlı ödenek ve dostlarının yardımlarıyla ayakta kalabildi. 1875 yılında Heiden kasabasına yerleşti. Burada tam yirmi yıl boyunca inzivaya çekildi. 1890 yılında bir köy öğretmeni tarafınden hayatta olduğu keşedilip dünyaya duyurulsa da bu haber başlangıçta ilgi çekmedi. Yaşadığı ağır sağlık sorunları nedeniyle 1892'de bir düşkünler evine yerleşti ve yaşamının son 18 yılını bu kurumda geçirdi.
Yeniden Hatırlanma ve Nobel Barış Ödülü
Tarihler 1895 yılını gösterdiğinde, İsviçreli gazeteci Georg Baumberg'in kaleme aldığı yazı sayesinde Dunant'ın hayatta olduğu gerçeği dünya kamuoyunda büyük bir sansasyon yarattı. Eski saygınlığına yeniden kavuşan yazara tüm dünyadan tebrik mesajları ve prestijli ödüller gönderildi. Yazar, sunulan tüm imkanları geri çevirdi. Hayatını o sade düşkünler evi odasında sürdürdü. İnsanlığa yaptığı paha biçilmez hizmetlerin bir nişanesi olarak, 1901 yılında ilk kez dağıtılan Nobel Barış Ödülü'nü kazandı. Hayatını cephedeki yaralıların feryatlarını dindirmeye adayan bu büyük hümanist, 30 Ekim 1910 tarihinde Heiden'da 82 yaşında hayata gözlerini yumdu. Vasiyeti uyarınca, Zürih'te hiçbir resmi cenaze töreni düzenlenmeden sade bir törenle toprağa verildi.
Henry Dunant'ın insanlık düşüncesine yön veren ve dünya literatürüne kazandırdığı başlıca eserleri şunlardır:
- Notice sur la Régence de Tunis (1858)
- A Memory of Solferino / Un souvenir de Solferino (1862)
