Hukuk Eğitiminden Yargı Kürsüsüne Uzanan Yol
Osmanlı İmparatorluğu'nun son derece çalkantılı son döneminde, bugünkü Yunanistan sınırları içerisinde yer alan Serez kentinde 1872 yılında dünyaya gözlerini açan Haydar Bey, Türk siyasi ve hukuki tarihinin en saygın şahsiyetlerinden biridir.
Hukuk onun için bir tutkuydu.
Gençlik yıllarında eğitimine büyük önem veren yetenekli hukukçu, yükseköğrenimini tamamlamak amacıyla payitahta gelerek dönemin en prestijli eğitim kurumu olan İstanbul Hukuk Mektebi'ne girdi.
Bu inançla mektebi başarıyla bitirdi.
Buradaki nitelikli adalet eğitimini başarıyla tamamlayan mebus, mesleki kariyerine ilk olarak doğrudan yargı alanında hizmet vererek adım attı.
Ceza hukuku alanındaki derin bilgisi, yetkinliği ve adil kararlarıyla öne çıkarak Ceza Mahkemesi Başkanlığı mertebesine yükselen devlet adamı, adalet sistemine önemli katkđlarda bulundu.
Aynı dönemde, bağımsız savunmanın en temel direklerinden olan dava vekilliği yani avukatlık mesleğini de büyük bir ciddiyetle yürüterek halkın adalet arayışına rehberlik etti.
Osmanlı Mebusan Meclisi ve Yasama Çalışmaları
Yargı kürsüsünde edindiği tecrübeleri milletin hizmetine sunmak isteyen tecrübeli hukuk adamı, imparatorluğun çalkantılı siyasi ortamında aktif politikaya girmeye karar verdi.
Seçimler onun için yeni mücadeleydi.
Ülkenin kaderini belirleyecek tarihi seçimlere katılarak halkın iradesini temsil etme yetkisini aldı.
Bu kapsamda, dönemin en önemli yasama organı olan Osmanlı Meclis-i Mebûsan bünyesinde mebusluk yaparak adını parlamento tarihine yazdırdı.
Halkın iradesi her şeyin üstündeydi.
Meclisin birinci ve üçüncü dönemlerinde Saruhan mebusu sıfatıyla görev üstlenen başarılı siyasetçi, hem bölgesel meseleleri meclis kürsüsüne taşıyarak halkın haklarını sonuna kadar savundu hem de ulusal politikaların belirlenmesinde aktif roller üstlendi.
İkinci yasama döneminde ise Aydın mebusluğu vazifesiyle parlamentodaki varlığını sürdürün tecrübeli parlamenter, kanun tasarılarının hazırlanmasında ve hukuki reformlarda aktif roller oynadı.
Meclis çatısı altındaki yapıcı muhalefeti, uzlaşmacı kimliği ve vatansever yaklaşımı ile tüm mebusların takdirini ve sayısını kazandı.
Milli Mücadele Yılları ve İstiklal Mahkemesi Üyeliği
Osmanlı Devleti'nin fiilen sona ermesi ve Anadolu topraklarında bağımsızlık mücadelesinin alevlenmesiyle birlikte, tecrübeli vatansever Ankara'da filizlenen yeni idareye katıldı.
Ulusal egemenliği her şeyin üzerinde tutan devlet adamı, kurucu mecliste görev almaktan çekinmedi.
Bu inanç doğrultusunda TBMM I. Dönem Kütahya Milletvekilliği görevini kabul ederek yeni devletin inşasında en ön saflarda yerini aldı.
Savaş yılları zorlu geçiyordu.
Cumhuriyetin kuruluş temellerinin atıldığı o sancılı kurucu dönemde, parlamentonun idari yapılanmasında da aktif sorumluluk aldı.
Meclis bünyesinde Divan-ı Riyaset Katipliği yaparak alınan kararların tutanak altına alınmasında ve yasama süreçlerinin düzenli yürümesinde emek verdi.
Adalet taviz vermez bir güçtü.
Vatanın varoluş mücadelesinin en kritik günlerinde, cephe gerisindeki güvenliği tesis etmek amacıyla Eskişehir İstiklal Mahkemesi Üyeliği vazifesine tayin edildi.
22 Kasım 1920 ile 17 Şubat 1921 tarihleri arasındaki son derece kritik süreçte bu fevkalade mahkemede görev yapan deneyimli devlet adamı, milli davanın hukuki cephesinde tavizsiz bir duruş sergileyerek adını altın harflerle yazdırdı.
Hem meclis kürsüsünde hem de mahkeme kürsüsünde ömrünü milletine adayan bu büyük şahsiyet, 1934 yılında vefat ederek aramızdan ayrıldı.
Üstlendiği Önemli Devlet Görevleri
Haydar Bey'in hem Osmanlı Meclis-i Mebûsan'ında hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki uzun soluklu kariyerinde üstlendiği görevlerin özeti şu şekildedir:
- Hukuk eğitiminin ardından yürüttüğü Ceza Mahkemesi Başkanlığı ve serbest dava vekilliği
- Osmanlı Meclis-i Mebûsan çatısı altında Saruhan ve Aydın mebusluğu
- TBMM 1. Dönem Kütahya Milletvekilliği ile ulusal egemenlik mücadelesine katılım
- Parlamento idaresinde Divan-ı Riyaset Katipliği ve adalet savunmasında Eskişehir İstiklal Mahkemesi Üyeliği
