Azerbaycan'ın modern tarihindeki en nüfuzlu devlet adamlarından biri olan Haydar Aliyev, ülkesinin kaderini tayin eden kritik hamleleri hayata geçirmiştir. 10 Mayıs 1923'te Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nde doğan Aliyev, yaklaşık otuz yıl boyunca aktif siyasetin merkezinde yer almıştır. Gençlik yıllarında başlayan mücadelesi ona büyük tecrübeler kazandırdı. İşçi kökenli bir ailenin evladı olarak başladığı yaşam yolculuğu, 12 Aralık 2003'te Amerika Birleşik Devletleri'ndeki tedavisi sırasında seksen yaşında son bulmuştur. Ülkenin gelişimine çok yönlü katkılar sağladı.
Siyaset Arenasına Geleneksel Adımlar
Eğitim hayatına Nahçıvan Pedagoji Teknik Okulu ile başlayan Aliyev, burayı 1939 senesinde başarıyla tamamladı. Sonrasında bugünkü Azerbaycan Devlet Petrol Akademisi olan sanayi enstitüsünde eğitimine devam etti. İkinci Dünya Savaşı sebebiyle bu eğitimi yarım kaldı. 1941 yılından itibaren Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti bünyesindeki Halk İçişleri Komiserliğinde görev üstlendi. Aynı zamanda Halk Komiserleri Meclisi bünyesinde de Şube Müdürü olarak görev yürüttü. 1944 yılında ise devlet güvenlik teşkilatlarına tayin edilerek yeni bir döneme adım attı. Güvenlik alanındaki bu zorlu mesai, onun stratejik vizyonunun şekillenmesinde mühim bir rol oynamıştır. Leningrad'da özel yüksek öğrenim gördü. 1957 yılına gelindiğinde ise Azerbaycan Devlet Üniversitesi Tarih bölümünden başarıyla mezun oldu. Başarı basamaklarını hızla tırmandı. 1964 yılında Azerbaycan SSC Bakanlar Kurulu yanındaki devlet güvenlik komitesinde başkan yardımcılığı makamına atandı. 1967 senesinde kurumun başkanlığına getirilen lider, burada tuğgeneral rütbesine kadar yükselme başarısını gösterdi.
Moskova Rüzgarları ve Yol Ayrımı
1969 yılındaki tarihi toplantıda Azerbaycan Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri seçildi. Bu gelişme, onun partinin en üst kademelerinde söz sahibi olmasını sağladı. Sovyetler Birliği genelinde kazandığı büyük itibar, 1982'nin Aralık ayında onu daha üst konumlara taşıdı. Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi Politbüro üyeliğine seçilen Aliyev, bunun hemen ardından SSCB Bakanlar Kurulu Başkanı Birinci Yardımcılığı gibi son derece kritik bir göreve getirilerek gücünü pekiştirmiştir. Bu çatı altında milletvekilliğini yirmi yıl sürdürürken, SSCB Yüksek Sovyeti Başkan Yardımcılığını da beş yıl icra etti. Moskova'da geçen yıllar oldukça yoğundu. Ancak 1987 senesinin Ekim ayında, Mihail Gorbaçov tarafından yürütülen Perestroyka ve Glasnost reformlarına karşı çıktı. Bu politikalara tepki olarak görevinden ayrıldı. 20 Ocak 1990 tarihinde Kızıl Ordu'nun Bakü kentinde gerçekleştirdiği büyük ve kanlı askeri harekat üzerine büyük bir kararlılıkla hareket ederek Moskova'daki Azerbaycan temsilciliğine gidip tepkisini dünyaya duyurmuştur. Moskova'daki Azerbaycan temsilciliğine giderek bu vahim hadiseyi kınayan resmi bir bildiri yayımladı. Bildiride faillerin cezalandırılmasını yüksek sesle talep etti. Dağlık Karabağ sorunu etrafında gelişen süreçte Sovyetler Birliği'nin sergilediği tutumu da açıkça eleştirdi. Beklediği demokratik adımların atılmaması sebebiyle 1991 yılının Haziran ayında Komünist Parti üyeliğinden tamamen ayrıldı.
Azerbaycan'da Yeni Dönem ve Liderlik Mirası
Siyasi hayatının yeni safhasını şekillendirmek üzere memleketine dönen Aliyev, bir süre Nahçıvan'da kaldı. Nahçıvan'da bulunduğu süreçte Azerbaycan Yüksek Sovyet milletvekili olarak halkını temsil etmeyi sürdürdü. 1991 ile 1993 yılları arasında hem Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi Başkanlığı hem de Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Sovyeti Başkanlığı gibi hayati sorumlulukları bir arada yürüterek zor bir dönemde liderlik sergilemiştir. 1992 yılında düzenlenen tarihi parti kongresinde ise Yeni Azerbaycan Partisi Genel Başkanı seçildi. Ülkedeki krizler 1993 yılında doruğa ulaştı. Bağımsızlıgın tehlikeye girmesi ve iç savaş ihtimalinin baş göstermesi sebebiyle halk, Aliyev'in idareyi ele almasını istiyordu. Davet üzerine Bakü'ye gelen lider, 15 Haziran 1993 tarihinde kritik görevine başladı. 24 Temmuz 1993'te Milli Meclis kararıyla Ebulfez Elçibey'in yerine cumhurbaşkanlığı yetkilerini üstlendi. Aynı yılın 3 Ekim gününde yapılan genel seçimlerde halkın büyük desteğini alarak resmen cumhurbaşkanı seçildi. 11 Ekim 1998'deki seçimlerde de oyların yüzde yetmiş altısını toplayarak bu güveni tazeledi. 2003 yılındaki seçimlerde aday olması istenirken, sağlık durumunun bozulması nedeniyle bu teklifi kabul etmedi. Kendi yerine oğlu İlham Aliyev'e desteğini açıklayarak siyaset sahnesindeki yerini yeni nesle bıraktı. Halk da oğlu İlham Aliyev'i cumhurbaşkanı seçti.
- Dört defa SSCB'nin en prestijli nişanı olan Lenin Nişanı'na layık görülmesi,
- Kırmızı Nişan başta olmak üzere farklı Sovyet nişanları ve iki kez Sosyalist Kahraman ilan edilmesi,
- 13 Nisan 1999'da Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı süleyman Demirel tarafından verilen Atatürk Barış Nişanı,
- 1997 yılında Ukrayna genelinde sunulan Yaroslav Nişanı,
- 2001 senesinde Moskova Devlet Üniversitesi bünyesinde aldığı Fahri Profesörlük unvanı,
- 2003'te Rusya'nın en saygın devlet ödüllerinden Mukaddes Apostol Andrey Pervozvannı Nişanı.
Aliyev'in hayatı boyunca aldığı ödüller onun uluslararası itibarını gözler önüne sermektedir. Dört defa Sovyetler Birliği'nin en yüksek nişanı olan Lenin Nişanı'na layık görüldü. Ayrıca Kırmızı Nişan gibi önemli ödüllere ulaşarak iki defa Sosyalist Kahraman ilan edildi. Sadece Sovyetler Birliği sınırları içinde değil, diğer ülkelerde de büyük takdir topladı. 13 Nisan 1999 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti'nin o dönemki Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından iki ülkenin kardeşliğini pekiştiren en prestijli ödüllerden biri olan Atatürk Barış Nişanı kendisine bizzat takdim edilmiştir. Ayrıca 1997'de Ukrayna'da Yaroslav Nişanı, 2001'de Moskova Devlet Üniversitesi tarafından layık görülen Fahri Profesörlük ve 2003 yılında Rusya Federasyonu'nun en büyük nişanı sayılan Mukaddes Apostol Andrey Pervozvannı Nişanı kendisinin aldığı ödüller arasındadır. Bu büyük devlet adamı, geride bıraktığı derin siyasi mirasla tarihteki yerini almıştır.
.jpg?width=640)