Mersin'in tarihi ilçesi Silifke'de 1885 yılında dünyaya gelen Haydar Arslan, cumhuriyetin kurucu kadroları arasında yer alarak hukukçu kimliği ve devlet adamlığıyla milletine üstün hizmetler sunmuş kıymetli bir Türk siyasetçisidir. Kamuoyunda Haydar Lütfi Bey olarak da tanınan isim, hukuk kariyerini meclise taşıyarak ülkesine uzun yıllar hizmet etmiştir. Kendisi, 20 Nisan 1963 tarihinde hayatını kaybetmiştir. Arslan'ın hayat öyküsü, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan köklü bir adalet ve vatanseverlik mücadelesini gözler önüne sermektedir.
Hukuk Eğitimi ve Osmanlı Coğrafyasındaki Görevleri
Eğitim hayatına büyük önem veren siyasetçi, dönemin en prestijli okulu olan İstanbul Darülfünunu'nun hukuk bölümünü başarıyla bitirdi. Mezuniyetinin ardından imparatorluğun geniş topraklarında adalet dağıtmak amacıyla yola çıktı. Arslan, adliye teşkilatında görev yaparken aynı zamanda bölge halkının sorunlarını yakından gözlemleme fırsatı buldu. Osmanlı coğrafyasının farklı yerlerinde hakimlik ve savcılık yaptı. Sonrasında adalet sisteminde dava vekili olarak çalıştı. Ayrıca memleketi Silifke'de hazine avukatlığı sorumluluğunu üstlenerek hukuk birikimini kendi topraklarına taşıdı.
Arslan'ın adliye teşkilatında yürüttüğü başlıca görevler şunlardır:
- Kosova iline bağlı Yeni Pazar ve Salt ilçelerinde yürütülen Müddeî-i Umûmi (savcı) yardımcılıkları,
- Humus ile Hayfa bölgelerindeki Bidâyet Mahkemesi başkanlıkları,
- Beyrut bünyesinde üstlendiği Sulh Hâkimliği vazifesi.
Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve TBMM Yılları
Vatanın işgal tehdidi altında bulunduğu ve bağımsızlık ateşinin yakıldığı o zorlu yıllarda sessiz kalmayan Haydar Arslan, ulusal mücadelenin yerel örgütlenmelerinde aktif sorumluluklar üstlenerek adını tarihe yazdırmıştır. Bu doğrultuda, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti bünyesine katılarak üye sıfatıyla çalışmalara çok yönlü destek sağladı. Bölgesindeki direniş ruhunu örgütleyen isimler arasında yer alması, onu halkın gözünde güvenilir ve saygın bir temsilci haline getirdi.
Parlamentoda İçel Temsilciliği
Bu büyük güvenin doğal bir sonucu olarak, yeni kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) kapıları kendisine açıldı. TBMM I. dönem parlamentosunda İçel (Silifke) milletvekili seçilerek, cumhuriyetin temellerini atan kadroda yer alma onuruna erişti. Yeni devletin kuruluş aşamasındaki yasal düzenlemelerin hazırlanmasında hukukçu kimliğiyle oldukça etkin ve yapıcı roller oynadı. Yıllar sonra, ülkenin çok partili hayata geçiş sancıları yaşadığı dönemde milletine hizmet etmek amacıyla yeniden aktif siyasete geri döndü. Büyük tecrübesiyle TBMM VIII. dönem seçimlerinde tekrar aday oldu ve bir kez daha İçel milletvekili olarak meclise girmeyi başardı. Ömrünün sonuna kadar ülkesinin hukuki ve siyasi gelişimine katkıda bulunan bu değerli devlet adamı, geride tertemiz bir miras bırakmıştır.