Halid bin Velid, üstün savaş stratejileri ve hayatı boyunca kaybetmediği yüzü aşkın askeri mücadelesiyle dünya tarihinin en önemli askeri dehaları arasında yer almaktadır. 592 senesinde Mekke'de, Kureyş kabilesinin savaş işlerini üstlenen nüfuzlu Banu Makhzum klanının şefinin oğlu olarak dünyaya gelen bu efsanevi komutan, askeri yeteneklerini çölde aldığı disiplinli eğitimle pekiştirmiştir. Kariyerinin erken safhasında Kureyşlilerin saflarında Müslümanlara karşı savaşarak Uhud Savaşı'nın gidişatını tek başına değiştiren lider, 629 yılında İslam'ı seçmesinin ardından kılıcını bizzat Hz. Muhammed'in hizmetine sunmuş ve fetihlerin başkahramanı haline gelmiştir.
Çöl Geleneklerinden Askeri Dehaya Uzanan Yol
Makhzum ailesinin reisi Velid ile Lübabe'nin evladı olarak doğan Halid, kabilenin ordu işlerinden sorumlu olması sayesinde çocukluğundan itibaren tam bir savaşçı eğitimi almıştır. Geleneğe bağlı kalınarak bebeklik döneminde temiz çöl havasında serpilmesi için kabilelerin yanına gönderilen Velid, altı yaşına kadar buralarda büyümüştür. Küçük yaşlarda geçirdiği ağır bir çiçek hastalığını atlatmayı başarsa da bu zorlu süreçten geriye yüzünde ömür boyu taşıyacağı belirgin izler kalmıştır.
Kendisini genç yaşlardan itibaren askeri alanda yetiştiren efsanevi komutan, savaş sanatlarındaki çok yönlülüğüyle bilinmektedir. Onun askeri yetenekleri şu alanlarda zirveye ulaşmıştır:
- En yetkin olduğu silah olan kargı başta olmak üzere mızrak, kılıç ve ok kullanımı
- Savaş sahasında fark yaratan üstün süvarilik becerileri
- Yakın dövüş sanatlarındaki ustalığı ve mağlup edilemeyen güreşçi yönü
Hz. Muhammed'in peygamberliğini ilan ettiği ilk senelerde siyasi konularda çok fazla görünmeyen Halid bin Velid'in babası ise İslam'ın en büyük muhaliflerinden biriydi. Kardeşinin Bedir Savaşı'nın Müslümanlar tarafından esir alınması sebebiyle içindeki düşmanlık hissi katlanan Halid, ileride askeri şöhretini borçlu olacağı hızlı süvari taktiklerini ilk defa Uhud Savaşı'nda kullanmıştır. Müslüman okçuların ganimet hevesiyle mevzilerini terk etmesini fırsat bilerek geliştirdiği arkadan kuşatma taktiğiyle savaşın seyrini tamamen değiştirmiş ve Kureyşlilerin zafer kazanmasını sağlamıştır. Bu cephenin ardından Müslümanlara karşı son kez Hendek Savaşı'nda mücadele etmiş ve kuşatmanın kaldırılmasıyla bu mücadele belirsizlikle noktalanmıştır.
"Allah'ın Kılıcı" Unvanı ve Doğu Zaferleri
Hudeybiye Antlaşması'nın sağladığı barış ortamının ardından 31 Mayıs 629 tarihinde Medine'ye varan Halid bin Velid, burada İslamiyeti kabul etmiştir. Yeni inancının safında yer aldığı ilk büyük sınavı ise aynı yıl Bizans İmparatorluğu'na bağlı Gassanilerin bir İslam elçisini katletmesiyle başlayan Mute Savaşı olmuştur. Üç bin kişilik İslam ordusunun art arda komutanlarını kaybetmesiyle neredeyse dağılma aşamasına geldiği kritik anda liderliği üstlenen Halid, askerlerinin yerlerini sürekli değiştirerek düşmana yeni destek birlikleri ulaştığı izlenimini vermiştir. Bu üstün strateji sayesinde ordusunun düzenini bozmadan kontrollü bir geri çekilme gerçekleştiren ve o gün savaşırken tam dokuz kılıç eskiten komutan, Hz. Muhammed tarafından bizzat "Allah'ın Kılıcı" (Seyfullah) unvanıyla ödüllendirilmiştir.
Peygamberin vefatından sonra Hz. Ebu Bekir'in en önemli ordu yöneticisi ve yakın danışmanı olan Halid bin Velid, iç karışıklıkların, yalancı peygamberlerin ve isyankar kabilelerin dize getirilmesinde kritik roller üstlenmiştir. 633 yılında 18.000 kişilik gönüllü bir ordunun liderliğinde Pers İmparatorluğu üzerine sefere çıkmış, art arda elde ettiği üç hızlı galibiyetle aşağı Mezopotamya bölgesini tamamen kontrolü altına almıştır. Pers başkenti Ctesiphon üzerine yürümeyi hedeflerken Bizans cephesindeki acil durum sebebiyle Ebu Bekir tarafından Suriye sınırına yönlendirilmiştir. İkinci Halife Hz. Ömer döneminde de orduların sevk ve idaresini üstlenerek Yarmouk, Kudüs ve Kuzey Suriye'yi İslam topraklarına katmış, ayrıca Anadolu ve Ermenistan içlerine kadar başarılı akınlar gerçekleştirmeyi sürdürmüştür.
Görevden Alınışı ve Efsanenin Sessiz Vedası
Anadolu akınları sırasında Kahramanmaraş'ı fetheden Halid bin Velid, kendisi için övgü dolu şiirler yazan ünlü şair ve savaşçı Ash'as'a kendi bütçesinden 10.000 dirhem değerinde büyük bir ödül vermiştir. Bu cömert hediyenin devlet hazinesinden karşılandığına dair ortaya atılan iddialar üzerine kuzeni Halife Ömer tarafından açılan soruşturmada parayı kendi cebinden ödediğini beyan etse de görevinden azledilmekten kurtulamamıştır. Medine'ye giderek Hz. Ömer ile yüz yüze görüşmesine rağmen ordunun başına geri dönemeyen dahi komutan, kariyerini sonlandırarak ömrünün geri kalanını Suriye'nin Humus (Emesa) şehrinde inzivada geçirmiştir. Hayata gözlerini yumduğu 642 yılına kadar burada yaşayan komutanın mezarı, günümüzde de kendi adını taşıyan camide yer almaktadır.
Ölüm döşeğindeyken vücudunda kılıç, mızrak veya ok izi bulunmayan tek bir sağlam nokta dahi kalmadığını belirten komutan, arzuladığı şehitlik mertebesine savaş meydanlarında ulaşamayıp yatakta ölecek olmanın derin hüznünü dile getirmiştir. Askeri kariyerinde yüz civarında savaşa liderlik eden ve bunların hiçbirinde mağlup olmayan efsanevi lider, hızlı at ve deve birliklerine dayanan zırhsız süvari taktikleriyle askeri literatüre öncülük etmiştir. Düşman saflarındaki komutanları ve yüksek rütbeli subayları hedef alarak hasım ordularda psikolojik çöküş yaratma yöntemini de geliştiren isimdir. Bu muazzam askeri dehayı dünya sinemasına tanıtan en önemli yapım ise Mustafa Akkad'ın yönettiği 1976 yapımı "Çağrı" filmi olmuş, burada Halid bin Velid karakterini ünlü oyuncu Michael Forest canlandırmıştır.