Türk edebiyatına Bodrum sevgisini aşılayan Cevat Şakir Kabaağaçlı, 17 Nisan 1890 tarihinde babasının görev yaptığı Girit'te dünyaya geldi. Edebi dünyada Halikarnas Balıkçısı lakabıyla anılan yazar, sürgün olarak gönderildiği bu sahil kasabasına adeta aşık oldu. Bodrum'a duyduğu derin aşkla kaleme aldığı roman ve hikayeleriyle tanınan yazar, 13 Ekim 1973 günü İzmir'de hayata gözlerini yumdu. Yazarlık kariyerine ek olarak resim, karikatür ve dergi kapak tasarımlarıyla da Türk basınına silinmez izler bıraktı. Roman ve hikaye türünde yazdığı eserlerin yanı sıra çevirileriyle de edebi hayatını zenginleştirdi.
Sanatçı Ruhlu Bir Soylu Aileden Doğuş
Osmanlı İmparatorluğu'nun son köklü hanedanlarından olan Şakir Paşa Ailesi, Cevat Şakir'in yaşamını şekillendiren en önemli unsurdu. Babası Mehmed Şakir Paşa, dönemin saygın diplomatı olarak Girit ve Atina'da sefirlik ve valilik görevlerinde bulunmuştu. Annesi ise Giritli Sare İsmet Hanım'dı. Yazarın amcası olan Ahmed Cevad Paşa, II. Abdülhamid devrinde sadrazamlık vazifesi icra ederken, dedesi Miralay Mustafa Asım Bey ise Şurayı Askerî Dairesi Reisliği gibi devletin en kritik kademelerinde bulunmuş saygın şahsiyetlerdi. Girit'te dünyaya gözlerini açan Cevat Şakir, ailenin en büyük evladı olup Hakkiye, Ayşe, Suat, Fahrünnisa ve Aliye isimli beş kardeşiyle beraber yetişti.
Ailenin tüm fertleri farklı alanlarda sanat yetenekleriyle donatılmıştı. Şakir Paşa Ailesi'nin sanat dünyasına damga vuran diğer üyeleri şunlardır:
- Resim alanında üne kavuşan kız kardeşi Fahrünnisa,
- Gravür alanında ismini duyuran diğer kardeşi Aliye,
- İlk Türk kadın seramikçi unvanını taşıyan yeğeni Füreya Koral,
- Ressam yeğeni Nejad Melih Devrim ile tiyatrocu yeğeni Şirin Devrim.
Cevat'ın doğumundan önce annesinin rüyasında Musa peygamberi görmesi, ona Musa ön adını kazandırdı. Kendisini evladı gibi seven sadrazam amcası Cevat ile babası Şakir'in isimleri de eklenince, nüfustaki tam adı Musa Cevat Şakir olarak belirlendi. Altı çocuklu ailenin bu en büyük oğlu, ilk yıllarını babasının elçilik görevi nedeniyle Atina'da geçirdi.
Atina'dan Oxford'a Uzanan Eğitim Yılları
İlk öğrenimini Büyükada'da alan genç, 1907 yılında Robert Kolej'i başarıyla tamamladı. Edebi dünyayla ilk teması bu şekilde gerçekleşti. Bu metin İngilizceden yapılmış bir çeviriydi. İkdam gazetesinde yayımlanan bu ilk çeviri çalışmasının ardından, genç yazar eğitim hayatını şekillendirecek yeni bir rotaya yön verdi. Aslında İngiltere'de denizcilik eğitimi almayı çok arzulamasına rağmen, ailesinin yoğun ısrarı üzerine Oxford Üniversitesi'nde tarih okumaya karar verdi.
Tarih öğreniminin bitmesiyle birlikte 1913 yılında İtalyan bir hanımla hayatını birleştiren Cevat Şakir, bir süre İtalya'da ikamet ederek resim sanatı üzerine çalışmalar yaptı. İstanbul'a geri döndüğü günden itibaren farklı gazete ve dergilerde düzenli yazılar yayımlayarak Türk basın dünyasında aktif şekilde çalışmaya başladı.
Trajik Dönüm Noktası ve Bodrum Sürgünü
Maddi sıkıntılar yüzünden 1914 yılında Afyon'daki Kabaağaçlı çiftliğine taşınan babası Mehmed Şakir Paşa ile çiftlikte yaşadıkları bir tartışma esnasında Cevat Şakir'in silahından çıkan kurşunla babası hayatını kaybetti. Babasının ölümü üzerine cinayet iddiasıyla yargılanan ve suçlu bulunan yazar, on beş yıllık kürek cezasına çarptırılarak cezaevine gönderildi. Çarptırıldığı ağır cezanın yedi yılını tamamladıktan sonra baş gösteren verem hastalığı sebebiyle tahliye edilerek hürriyetine kavuştu. Serbest kaldıktan sonra geçimini sağlamak adına basın dünyasında yoğun bir çalışma temposuna girdi.
Yazar 1925 yılına kadar geçimini, haftalık dergilerde çeviriler ve yazılar yayımlayarak, resim ve modern tarzda tezhipler yaparak, karikatür çizerek ve renkli dergi kapakları tasarlayarak sağladı. Bu süreçte yaptığı kapak tasarımları sayesinde Türk basınında kapak görselliğinin gelişimine önemli katkılarda bulundu. Dört asker kaçağının kadersizliğini konu edinen bir öykü kaleme alması, onun yeniden yargılanmasına yol açtı.
Hüseyin Kenan takma adıyla yazdığı 'Hapishanede İdama Mahkûm Olanlar Bile Bile Asılmağa Nasıl Giderler' başlıklı öykü yüzünden, memlekette isyan bulundığu sırada askeri isyana teşvik suçlamasıyla İstanbul İstiklal Mahkemesi'nde yargılandı. Mahkeme Başkanı Ali Çetinkaya tarafından idama mahkûm edilmek istendiyse de, Kılıç Ali Bey'in önerisiyle kalebentlikle Bodrum'a sürüldü. Böylece Cevat Şakir'in yolları, ömrünün geri kalanında adıyla özdeşleşecek olan Bodrum ile nihayet kesişmiş oldu.
