Gültekin Oransay, Türkiye'nin ilk müzikoloji doktoru unvanına sahip öncü bir müzikbilimci, dil ve tarih araştırmacısıdır. 9 Eylül 1930 tarihinde Berlin'de dünyaya gelen aydın, Türk müzik kültürünü bilimsel yöntemlerle araştırmak ve ülkedeki ilk müzikoloji kürsüsünü tesis etmek amacıyla yıllarca çalışmıştır. Ege Üniversitesi bünyesinde ülkenin ilk müzik bilim bölümünü kuran akademisyen, 20 Kasım 1989'da İzmir'de hayata veda etmiştir.
Berlin'den Ankara'ya Uzanan İlk Adımlar
Almanya'nın başkenti Berlin'de doğan Gültekin Oransay, mühendis Bekir Sıtkı Bey ile öğretmen Keriman (Karina) Hanım'ın oğludur. Babasının eğitimi dolayısıyla o yıllarda Almanya'da ikamet eden aile, takvimler 1932 yılını gösterdiğinde Türkiye'ye kesin dönüş yaptı. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını başkentte geçiren Oransay, ortaokul ve lise öğrenimini Ankara Koleji çatısı altında başarıyla tamamladı. Buradaki mezuniyetinin ardından Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde yükseköğrenimine adım attı. İçindeki müzik sevgisi ve araştırma tutkusu, onu 1950 senesinde Ankara Devlet Konservatuvarı Kompozisyon Bölümü'ne yönlendirdi. Konservatuvarda Türk müzik tarihinin en önemli isimlerinden ders alma şansı yakaladı. Ahmet Adnan Saygun, Necil Kâzım Akses ve İlhan Usmanbaş gibi devleşen bestecilerin öğrencisi olarak kendisini her geçen gün biraz daha geliştirdi. 1954 yılında konservatuvardaki eğitimini tamamlayan genç müzisyen, aynı dönemde okul kütüphanesinde görev yapan Melahat Oransay ile hayatını birleştirdi. Sevda ve Ayşe adını verdikleri iki kız çocuğu sahibi olan çift, ömür boyu sürecek ortak bir mesleki yol arkadaşlığının da temelini atmış oldu.
Avrupa Akademisinde Bir Türk Müzikolog
Evlendiği yıl müzikolojinin kalbinin attığı Münih'e doğru yola çıkan araştırmacı, Münih Üniversitesi'nde doktora eğitimine başladı. Buradaki yılları sadece müzik teorisiyle sınırlı kalmadı. Kültürel birikimini zenginleştirmek adına Yakındoğu bilgisi ile Sami dillerinden Arapça ve Süryaniceyi, bunun yanı sıra klasik Latinceyi de akademik dağarcığına ekledi. Batı'nın bilimsel metotları ile Doğu'nun tarihi kaynaklarını harmanlayan Oransay, geleneksel müziğimizin şifrelerini çözmeye odaklandı. Nihayetinde 1962 yılında, "15. ve 19. Yüzyıllar Arasında Geleneksel Türk Sanat Müziğinde Melodik Çizgi ve Makam Kavramı" başlıklı kapsamlı tezini tamamlayarak doktor unvanını kazandı. Bu başarı, onu Türkiye'nin ilk, tüm Orta Doğu coğrafyasının ise ikinci müzik doktoru yaparak tarihe geçirdi.
Vatanına döndükten sonra bürokraside ve eğitim kurumlarında kritik sorumluluklar üstlendi. Ankara Devlet Konservatuvarı müdürlüğü ve öğretmenliği, Ankara İl Radyosu Transkripsiyon Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Şube Müdürlüğü gibi görevlerde bulundu. Eşiyle birlikte Anadolu'nun müzikal haritasını çıkarmak amacıyla Kars ve Gaziantep illerine giderek verimli derleme ve araştırma çalışmaları gerçekleştirdi.
"Küğ" Kelimesinden Akademik Kürsülere
Müziğin sadece icra edilen bir sanat değil, aynı zamanda bilimsel terimlerle ifade edilmesi gereken bir disiplin olduğuna inanan Oransay, dil çalışmalarına büyük önem verdi. Müzik kelimesinin yerine öz Türkçe "küğ", besteci yerine ise "bağdar" kelimelerinin kullanılmasını hararetle savundu. Onun bu özgün önerisi, dönemin birçok çağdaş bestecisi tarafından da ilgiyle karşılandı ve benimsendi. Oransay'ın önerdiği bu özgün terimleri o dönem çalışmalarında kullanan önemli besteciler şunlardır:
- İlhan Baran
- Muammer Sun
- Sarper Özsan
- Yalçın Tura
- İlhan Usmanbaş
Kültürel mirası kayıt altına almak adına 1963'te Türk Küğ Belgeliği'ni, ertesi yıl ise Küğ Yayınları'nı hayata geçirdi. Bu çabalarını 1965 yılından itibaren "Balama" ve "Küğ" dergileriyle taçlandırarak entelektülel çevrelerde derin izler bıraktı. Akademik kariyerine Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk-İslam Sanatı kürsüsünde asistan olarak devam eden Oransay, burada Türk Din Musikisi derslerini başlattı. Ali Ufki Bey'in çalışmalarını ve dini musikiyi incelediği teziyle 1971'de doçentliğe yükseldi ve kurulan bağımsız kürsünün başkanlığını üstlendi. Türkiye'deki ilk müzik bilim bölümü olan Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bilimleri Bölümü'nü kurarak Türk akademisine en büyük miraslarından birini bıraktı. Yaşamı boyunca müzikoloji alanına yeni fikirler ve özgün çözümler sunan bu değerli araştırmacı, Türk müzikbiliminin öncü meşalesi olarak anılmaktadır.