Çağdaş Türk müziğinin ve sinema dünyasının köşe taşlarından biri olan, kulaklarımızdan silinmeyen unutulmaz ezgilerin mimarı besteci Yalçın Tura, cumhuriyet dönemi sanat hayatımızın en parlak sayfalarını yazdı. Asıl adı İsmail Yalçın Kaya olan usta sanatçı, 23 Mart 1934'te İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. Küçük yaşlarda başlayan müzik tutkusunu felsefe eğitimiyle harmanlayan Tura, özellikle Türk sinema klasiklerine ve tiyatro sahnelerine hayat veren besteleriyle sanatseverlerin gönlünde taht kurdu. Efsanevi yazar Haldun Taner'in kaleme aldığı Keşanlı Ali Destanı müzikalinin müziklerini besteleyerek adını Türk tiyatro tarihine altın harflerle yazdıran duayen besteci, yarım asrı aşan kariyerinde çok sayıda başyapıta imza attı.
Notadan Felsefeye Uzanan Bir Başarı Öyküsü
İstanbul'un tarihi semti Beyazıt'ta, 1941 yılında ilkokul sıralarına adım atan genç Yalçın, eğitim hayatına 47. Okul'da başladı. Bu ilk adımın ardından ilköğrenimini Göztepe 5. İlkokulu'nda başarıyla tamamladı. Yeteneği ve çalışkanlığıyla dikkat çeken Tura, 1954 yılında ülkenin en prestijli eğitim kurumlarından Galatasaray Lisesi'nden mezun oldu. Müziğe olan ilgisi küçük yaşlarda keman ve piyano çalmayı öğrenmesiyle filizlenmişti. Lise yıllarında bu ilgiyi akademik bir disipline dönüştürdü. Dönemin efsane isimlerinden Seyfettin Asal'dan keman eğitimi aldı. Ayrıca Demirhan Altuğ ile ünlü besteci Cemal Reşit Rey'den müzik teori ve armoni dersleri alarak yeteneğini taçlandırdı. Entelektüel birikimini artırmak amacıyla üniversitede farklı bir alana yöneldi. 1960 yılında İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü'nden mezun olarak akademik dünyada da derin bir iz bıraktı.
Yeşilçam'ın Görsel Dünyasını Notayla Buluşturan Sanatçı
Usta besteci, 1955 ile 1976 yılları arasında bağımsız bir sanatçı olarak üretkenliğini en üst seviyeye çıkardı. Bu dönemde Türk sinemasının ve tiyatrosunun en seçkin eserleri için besteler yaptı. Sinema tarihimize yön veren elliyi aşkın film ve dizi projesinin müzikleri onun imzasını taşımaktadır. Zihnimizde yer eden pek çok unutulmaz melodinin arkasında onun dehası yatmaktadır. Tura'nın melodileriyle hayat bulan bazı sinema klasikleri çarpıcı örnekler sunar:
- Aşk-ı Memnû
- Yılanların Öcü
- Toprak Ana
- Taşbebek
- Umutsuzlar
Bu ölümsüz filmler, onun melodileri sayesinde izleyicinin hafızasına kazandırdı. Yirmi yılı aşan bu yoğun süreçte sinemanın duygu dünyasını eşsiz bir titizlikle inşa etti.
Müzikolojiye Adanan Bir Ömür ve Akademik Başarılar
Yalçın Tura, sadece bir besteci değil, aynı zamanda müziğin kuramsal yönünü aydınlatan önemli bir bilim insanıdır. 1976 yılında İstanbul Devlet Türk Müziği Konservatuvarı bünyesinde öğretmen olarak göreve başladı. Bu kurum 1982'de İstanbul Teknik Üniversitesi'ne bağlandığında, burada müzikoloji bölümünü kurarak tarihi bir hamle gerçekleştirdi. Yenilikçi vizyonuyla kurduğu bu bölümün 1988 yılında başkanı oldu. İlerleyen yıllarda, 1997 ile 2001 yılları arasında konservatuvar müdürlüğü görevini üstlendi. Akademik kariyerini 2001 yılındaki emekliliğiyle noktaladı. Ancak onun müzikolojiye katkıları durmaksızın devam etti.
Dimitri Kantemiroğlu'nun Kantemiroğlu Edvarı olarak bilinen Kitab-ı İlmi'l-Musıki alâ Vechi'l-Hurufat adlı devasa çalışması üzerinde 1976 yılında çalışmaya başladı. Bu tarihi eseri günümüz Türkçesine çevirerek Batı notalarıyla aslına uygun biçimde yayımlama girişimi büyük bir sabır gerektiriyordu. Bu büyük emek, 2001 yılında Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanarak bilim ve sanat dünyasına kazandırıldı. Çeşitli bilimsel toplantılarda sunduğu bildirileri ile akademik yazılarını Türk Musıkisinin Mes'eleleri adlı eserinde bir araya getirdi. Sanatçının müzik felsefesi oldukça nettir. O, müziğin temel hedefini şu kelimelerle ifade etmektedir: Canlı ritmik bir doku, renkli orkestrasyon, kişisel bir ezgi çizgisiyle harmanlanmış rafine bir armoni ve karmaşık bir kontrpuan.
Çok Sesli Müziğin Farklı Renkleri: Operadan Baleye Zengin Besteler
Yalçın Tura'nın yaratıcı dehası sadece sinema perdeleriyle ya da müzikal sahneleriyle sınırlı kalmadı. Klasik müzik literatürüne kazandırdığı zengin orkestra, oda müziği, opera ve bale eserleriyle de sanatsal derinliğini gözler önüne serdi. Çok sesli müziğe getirdiği modern soluk, geleneksel Türk melodileriyle Batı'nın armoni yapısını kusursuzca birleştirdi. Sanatçının 2009 yılında sahnelenen iki perdelik Karacaoğlan operası ile üç perdelik Sevmek Nedir? melodramı, sahne sanatlarındaki ustalığının en somut kanıtları arasındadır. Aynı zamanda 1987-1988 yılarında bestelediği Yaratılış balesi, dansın ritmini Türk tınılarıyla harmanlamıştır.
Orkestra ve koro alanında da anıtsal çalışmalara imza atan Tura, beş adet senfoni bestelemiştir. Bu senfonilerden dördüncüsü, T.C. Kültür Bakanlığı tarafından kendisine özel olarak ısmarlanmıştır. Sanatçı ayrıca edebiyatımızın güçlü kalemlerinden Turan Oflazoğlu'nun dizeleri üzerine Üç Şiir kantatını kurgulamıştır. Klasik edebiyatımızın zirvelerinden esinlenerek hazırladığı Şeyh Galip'e Saygı ve Niyâzî-i Mısrî'nin İlahileri gibi eserlerle tasavvufi derinliği çok sesli orkestrasyonla buluşturdu. Viyolonsel, keman, viyola ve gitar için yazdığı konçertolar ise enstrümantal müziğe kattığı üstün teknik gücü sergilemektedir. Solo çalgılar için bestelediği piyano sonatları ve kanun veya arp için yazdığı Dalgaların Oyunu gibi eserler, enstrümanların sınırlarını zorlayan niteliktedir.
Altın Portakal'dan Onur Madalyalarına: Ödüllerle Dolu Bir Yaşam
Duayen sanatçı, müziğe yaptığı üstün hizmetler sebebiyle ulusal ve uluslararası arenada sayısız ödüle layık görüldü. Kariyeri boyunca hem sanatsal üretimini sürdürdü hem de idari görevlerde sorumluluk aldı. Fransa'da SACEM (Besteciler ve Müzik Yayıncıları Derneği) icra komitesi üyeliğinde bulundu. Türkiye'de ise MESAM (Türkiye Musikî Eseri Sahipleri Meslek Birliği) bilim kurulu başkanlığı görevini yürüttü. TRT bünyesinde jüri ve danışma kurullarında yer aldı. Ayrıca Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı hazırlık komitesinde danışmanlık yaparak Türk Müziği başkanlığı görevini üstlendi.
Sanatçının başarılarla dolu kariyerinde aldığı başlıca ödüller şunlardır:
- 1958 - Gazeteciler Sinema Armağanı (Zümrüt filmi)
- 1970-1971 - TRT Müzik Ödülleri kapsamında kazanılan 13 ödül
- 1980 - SACEM Genç Senfoni Bestecilerini Teşvik Ödülü ("Enginlerden... Yücelerden" eseriyle)
- 1983 - Altın Portakal En İyi Film Müziği Ödülü (Bir Yudum Sevgi filmi)
- 1984 - Türk Milli Kültür Vakfı Televizyon Armağanı (Küçük Ağa dizisi)
- 1997 - Altın Portakal En İyi Film Müziği Ödülü (Sen de Gitme filmi)
- 2001 - 20. Uluslararası Film Festivali Onur Ödülü
- 2005 - Sinema Yazarları Derneği Yaşam Boyu Onur Ödülü
- 2009 - Altın Portakal Film Festivali Yaşam Boyu Onur Ödülü
- 2010 - 38. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali Onur Ödülü
- 2015 - Sevda And-Cenap And Müzik Vakfı Onur Ödülü Altın Madalyası
Tura'nın ilham veren yaşamı, Sevda And-Cenap And Müzik Vakfı tarafından Şefik Kahramankaptan kalemiyle "Ezgiselliğin Doruklarında: Yalçın TURA" adıyla kitaplaştırıldı. Babasının izinden giden oğlu Hasan Tura da günümüzde başarılı bir kemancı ve besteci olarak müzik dünyasında varlığını sürdürmektedir. 92 yaşındaki usta sanatçı, ürettiği çok sesli opera, bale, orkestra eserleri ve unutulmaz film müzikleriyle çağdaş Türk müziğinin zirvesindeki yerini korumaktadır.
