Kanadalı hekim ve bilim insanı Sir Frederick Banting, 1923 yılında tıp dünyasını kökten değiştiren insülin hormonunun keşfiyle Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü kazanarak adını tarihe altın harflerle yazdırmıştır. 14 Kasım 1891 tarihinde Ontario eyaletindeki Alliston kasabasında dünyaya gelen araştırmacı, milyonlarca şeker hastasının hayatını kurtaran bu hayati buluşu Toronto Üniversitesi çatısı altında gerçekleştirdi. Kararlılığı ve insanlığa hizmet aşkıyla tanınan Banting, keşfettiği bu mucizevi tedavinin patent haklarını sembolik bir ücretle devrederek tıp etiğinin en asil örneklerinden birini sergilemiştir.
Savaş Alanından Laboratuvara Uzanan Zorlu Yolculuk
Banting, William Thompson Banting ile Margaret Grant çiftinin en küçük evladı olarak çiftlik evinde gözlerini açtı. İlk ve orta öğrenimini doğduğu Alliston kasabasında tamamladıktan sonra, 1910 senesinde ilahiyat okumak amacıyla Toronto Üniversitesi'ne bağlı Victoria College'a adım attı. Ancak ilk yılın sonunda bu alanda başarılı olamayacağını anlayınca yönünü tıp eğitimine çevirdi ve Eylül 1912'de tıp fakültesine geçiş yaptı. Eğitimi sırasında patlak veren Birinci Dünya Savaşı'nda ülkesine hizmet etmek isteyen genç doktor adayı, ilk askeri başvurusunda yetersiz bulunarak reddedilse de pes etmedi. 1915 yılındaki ikinci denemesinde orduya kabul edildi ve Aralık 1916'da askeri cerrahi hekimi olarak mezun oldu.
Büyük savaşın en çetin döneminde İngiltere'deki askeri hastanelerde görev yapan Banting, 1917'de Fransa cephesindeki Cambrai Muharebesi'nde yaralandı. Ağır yaralarına rağmen, üst amiri durmasını emredene kadar tam on altı saat boyunca siperlerdeki diğer askerlerin tedavisiyle ilgilendi. Bu üstün cesareti ve fedakarlığı sayesinde 1919 yılında Askeri Haç madalyasına layık görüldü. Savaşı takip eden yıllarda ülkesine dönen Banting, Toronto'da ortopedi üzerine cerrahi ihtisasını tamamladı. Ardından bir çocuk hastanesinde cerrah olarak çalışmaya başladı. Yaşadığı şehirde özel klinik açma girişimleri sonuçsuz kalınca Ontario'nun Londra kentine yerleşti. Burada hekimlik yaparken aynı zamanda Batı Ontario Üniversitesi'nde yarı zamanlı dersler verdi.
İnsülinin Keşfi ve Tıpta Devrim
1920'li yılların başında pankreas organı üzerine yayımlanan bilimsel bir makale Banting'in dikkatini çekti ve onu şeker hastalığı araştırmalarına yönlendirdi. O dönemde diyabetin, pankreastaki Langerhans adacıkları tarafından salgılanan varsayımsal bir hormonun eksikliğinden kaynaklandığı düşünülüyordu. Toronto Üniversitesi'nde araştırmalarını sürdüren fizyoloji profesörü John James Rickard Macleod'un kapısını çalan Banting, deneyler yapmak için laboratuvar desteği istedi. Profesör Macleod, yaz tatilini geçirmek ücere İskoçya'ya giderken laboratuvarını ve köpeklerle yapılacak deneyleri Banting ile tıp öğrencisi Charles Best'e emanet etti.
İkili, laboratuvarında yoğun bir çalışma sürecine girdi. Daha sonra bu ekibe katılan biyokimyacı James Bertram Collip, elde edilen pankreas ekstraktını saflaştırmayı başardı. Geliştirilen bu saf ekstrakt, henüz on dört yaşındayken şeker hastalığı sebebiyle ölüm döşeğine düşen ve sadece otuz kilo olan Leonard Thompson'a uygulandı. Genç hastanın belirtilerinin hızla kaybolması ve kan şekerinin normale dönmesi, tıp tarihinde yeni bir çağın kapısını aralıdı. Bu muazzam buluş, 1923 yılında Frederick Banting ile John Macleod'a Nobel Ödülü'nü getirdi. Paylaşımcı kişiliğiyle tanınan Banting, ödülün maddi gelirini asistanı Charles Best ile paylaşırken, Macleod da kendi payını Collip ile bölüştü.
İnsanlığa Adanan Bir Ömür ve Havacılık Tıbbı
Nobel zaferinin ardından Toronto Üniversitesi'nde profesörlük unvanı alan Banting adına özel bir kürsü kuruldu. Toronto General Hospital, Hasta Çocuklar Hastanesi ve Toronto Batı Hastanesi'nde onursal danışman hekimlik görevlerini yürüten Banting, Banting ve Best Enstitüsü'nde çalışmalarına yön verdi. Burada yürüttüğü araştırmalar şu önemli başlıklar altında toplanmıştır:
- Silikozis hastalığının nedenleri ve tedavi yolları
- Kanser hücrelerinin gelişim mekanizmaları
- Boğulma vakalarının fizyolojik etkileri
Bilim insanı, buluşunun ticari bir ranta dönüşmesini engellemek amacıyla patent haklarını sadece bir dolarlık sembolik bir ücret karşılığında Toronto Üniversitesi'ne devretti. Kanada Hükümeti de Banting'in araştırmalarına devam etmesi için geniş bir bütçe tahsis etti. Başarıları uluslararası alanda büyük yankı uyandıran araştırmacıya, 1934 yılında Kral V. George tarafından şövalyelik unvanı verildi. Bilim insanı, aynı dönemde İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth'ten de "Sir" unvanı aldı. Aynı yıllarda Kanada ve Londra'daki Royal Society üyeliklerine seçilen bilim insanı, 1930'da kendi adını taşıyan enstitüde çalışmalarını sürdürdü.
İkinci Dünya Savaşı'nın yaklaşmasıyla birlikte Banting, havacılık tıbbına yönelerek Kanada Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne katıldı. Pilotların yüksek irtifada yaşadıkları karartma (senkop) gibi fizyolojik sorunları çözmek amacıyla gizli bir tesiste kurulan Klinik Soruşturma Birimi'nin başkanlığını üstlendi. Burada Wilbur Franks ile ortak çalşarak pilotların yüksek yerçekimi kuvvetine (G-kuvveti) dayanabilmesini sağlayan G-takımı'nın geliştirilmesine katkıda bulundu. Ömrünü bilime ve insanlığa adayan Sir Frederick Banting, 21 Şubat 1941 tarihinde Newfoundland'da gerçekleşen trajik bir uçak kazasında, henüz elli yaşındayken hayata gözlerini yumdu. Büyük bilim insanının anısına, doğum günü olan 14 Kasım tüm dünyada Dünya Diyabet Günü olarak kutlanmaktadır.
