Türk askeri ve siyaset dünyasının unutulmaz isimlerinden Eyüp Sabri Akgöl, 1876 yılında Ohri'de doğdu. Ohrili Eyüp Sabri adıyla da tanınan bu önemli şahsiyet, ömrünü tamamen vatanına adadı. II. Meşrutiyet'in ilan edilmesini sağlayan tarihi ayaklanmanın en önemli önderlerinden biri oldu. Mücadele dolu bu hayat, 16 Ağustos 1950'de İstanbul'da son buldu. Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu meclisinde yer alarak Eskişehir, Çorum ve Erzurum milletvekilliği yaptı. Yavuz Selim Kaya tarafından kaleme alınan 'Hürriyet Kahramanı Ohrili Eyüp Sabri Akgöl' isimli eser, onun bu fırtınalı ve mücadele dolu yaşamını tüm detaylarıyla yeni nesillere aktaran en önemli başvuru kaynaklarından biridir.
Rumeli Dağlarında Bir Direniş Efsanesi
Eyüp Sabri Bey, 1894 yılında Harp Okulu'nu başarıyla bitirdi. Mezuniyetinin hemen ardından Dördüncü Ordu bünyesinde Balkanlar'da çete savaşlarına katıldı. Balkan topraklarında edindiği askeri birikim ve tecrübeler, onun vatanseverlik duygularını pekiştirdi. Bu dönemde İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer alarak hürriyet mücadelesinin ilk adımlarını attı. O, artık imparatorluğun kurtuluşunu meşrutiyette gören inançlı bir subaydı.
Padişah Abdülhamid'in yönetimine karşı duran Eyüp Sabri, komutanı olduğu Ohri Redif Taburu ile ayaklandı. Resne Tabur Komutanı Niyazi Bey ile birlikte dağlara çıkarak isyanın fitilini ateşledi. Tarihler 23 Temmuz 1908'i gösterdiğinde büyük bir askeri baskın düzenledi. Manastır'daki karargahı basıp Müşir Tatar Osman Paşa'yı tutuklayarak Ohri'ye götürmesiyle sonuçlanan bu cesur eylem, padişah yönetimi üzerinde muazzam bir baskı yaratarak II. Meşrutiyet'in ilan edilmesini doğrudan sağlayan kıvılcım olmuştur.
İstanbul'da 13 Nisan 1909'da patlak veren 31 Mart Olayı'nı bastırmak için harekete geçti. Selanik'ten yola çıkan Hareket Ordusu içinde aktif bir şekilde görev aldı. Askerlik mesleği ile siyasi faaliyetlerin bir arada yürütülemeyeceğini görerek 10 Mayıs 1910'da ordudan istifa etti. Üniformasını çıkaran Eyüp Sabri, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin genel merkez üyeliğine seçildi. Artık tüm enerjisini cemiyetin siyasi hedefleri için harcamaya başlayacaktı.
Malta Sürgününden Ankara Meclisine
Birinci Dünya Savaşı başladığında, 1914 yılında Teşkilât-ı Mahsusa görevlisi olarak Rumeli'ye gönderildi. Burada yürüttüğü gizli operasyonlar sırasında Fransız kuvvetlerine yakalandı. Tutuklanmasının ardından Akdeniz'deki Malta adasına sürgün edildi ve orada esir tutuldu. Uzun süren zorlu esaret günlerinin ardından nihayet serbest bırakıldı. Vatanına dönen tecrübeli asker, hemen Eskişehir'e geçerek oraya yerleşti.
Milli Mücadele günlerinde, Birinci TBMM'ye Eskişehir milletvekili olarak seçilmeyi başarıdı. Ankara'daki kurucu mecliste halkın sesi oldu. Siyasi çalışmalarının yanı sıra sosyal dayanışmaya da büyük önem verdi. Çocuk Esirgeme Kurumu'nun kurucuları arasında yer alarak kimsesiz çocuklara sahip çıktı. Aynı süreçte, dönemin etkili oluşumlarından Yeşil Ordu Cemiyeti'nin kurucu kadrosuna da katıldı. Ancak 1923 yılında yapılan yeni seçimlerin ardından meclis dışında kaldı.
Cumhuriyet döneminde, 1926 yılında Atatürk'e karşı düzenlenen İzmir Suikastı girişimiyle suçlandı. Eski İttihatçıların da dahil olduğu geniş kapsamlı davada, İstiklal Mahkemesi'nde yargılandı. Yapılan detaylı incelemeler ve duruşmalar sonucunda suçsuz olduğu anlaşıldı ve beraat etti. Akgöl soyadını alarak hayatına temiz bir sayfa ile devam etti.
Parlamentoya Dönüş ve Edebi Miras
Eyüp Sabri Akgöl, siyasi hayatı boyunca mecliste farklı şehirleri temsil etmiştir:
- Eskişehir (Birinci Dönem)
- Çorum (Beşinci, Altıncı ve Yedinci Dönem)
- Erzurum (Yedinci ve Sekizinci Dönem)
1935 yılında siyaset sahnesine güçlü bir dönüş yapan Akgöl, 1950 yılına kadar kesintisiz olarak mecliste halkı temsil etti.
Yaşamı boyunca biriktirdiği anılarını ve gözlemlerini yazarak geleceğe aktardı. Zorlu sürgün yıllarını anlattığı 'Bir Esirin Hatıraları' adlı kitabı büyük ilgi gördü. Ayrıca 'Gaziantep'te İngiliz Tecavüzünün Başlangıcı ve Türk Üserâsına Zulüm ve İşkenceler' eseriyle tarihi gerçekleri gözler önüne serdi. Hem cephe hatlarında ülkesi için çarpışan hem de millet meclisinde halkın haklarını savunan Akgöl, ardında bıraktığı edebi eserler ve tarihi tanıklıklarla Türk siyasi tarihinde silinmez bir iz bırakmıştır.
