1882 yılında Eski Zağra'da dünyaya gözlerini açan Eyüp Durukan, Türk askeri ve siyasi tarihinin en kritik dönemlerine tanıklık etmiş, cephelerden meclis sıralarına uzanan onurlu bir ömrün kahramanıdır. Eğitim hayatını Askerî Topçu Mektebi bünyesinde başarıyla tamamlayarak vatan hizmetine adım atan Durukan, hem sahada hem de bürokraside üstlendiği hayati görevlerle iz bırakmıştır. Çanakkale'den İstanbul'a uzanan geniş bir coğrafyada vatan savunmasının en ön saflarında yer alan bu değerli komutan, askeri dehasını ve vatan sevgisini her dönemde kanıtlamayı bilmiştir. Ömrünün sonuna dek ülkesine hizmet etmeyi şiar edinen Durukan, 28 Haziran 1963 tarihinde aramızdan ayrılmıştır.
Askeri Dehası ve Tahkimat Çalışmaları
Genç bir subay olarak orduya katıldıktan sonra Kaletopçu Mülazım Saniliği rütbesiyle görevine başlayan Eyüp Durukan, teknik donanımıyla kısa sürede dikkatleri üzerine çekti. Askeri üretim tesislerinde sorumluluk alarak Zeytinburnu Fabrikaları Subaylığı görevini yürüttü. Aynı zamanda bilgi birikimini genç nesillere aktarmak amacıyla Askerî Sanat Okulu Öğretmenliği yaptı. Karadeniz Boğazı Batarya Komutanlığı görevini üstlenerek İstanbul'un kuzey savunmasında kritik bir rol oynadı.
Osmanlı İmparatorluğu'nun kritik savunma noktalarının tahkim edilmesinde kendisinin uzmanlığına sık sık başvurulmuştur. Durukan, stratejik öneme sahip birçok bölgede tahkim komisyonlarında aktif üye olarak çalışmıştır. Bu kapsamda görev aldığı kurullar şunlardır:
- Preveze ve Yanya Kaleleri savunma altyapısının güçlendirilmesi komisyonu,
- Selanik ve İzmir Limanları koruma planlarının hazırlanması kurulları,
- Karadeniz ve Çanakkale Boğazları (Bugajları) tahkimat çalışmalarını yürüten komisyonlar.
Bu kritik üyelikler, onun askeri mühendislik ve coğrafi savunma konularındaki derin tecrübesinin en açık kanıtıdır.
Bölgesel güvenliğin inşasındaki üstün başarılarının ardından cephe görevlerine atanan Durukan, Çanakkale savunmasında en çetin muharebelerin yaşandığı dönemde büyük sorumluluklar almıştır. Burada sırasıyla Çanakkale Tabur Komutanlığı, Mıntıka Komutanlığı ve nihayetinde Alay Komutanlığı vazifelerini büyük bir dirayetle yerine getirmiştir. Çanakkale'deki kahramanca mücadelelerin ardından İstanbul Topçu Komutanlığı makamına getirilerek başkentin askeri savunmasının idaresini de üstlenmiştir.
Milli Savunma Bürokrasisi ve Sanayileşme Adımları
Cumhuriyet'in kuruluşu ve sonrasındaki süreçte askeri sanayinin modernleşmesi adına çok hayati görevleri omuzlamıştır. Durukan, Millî Müdâfaa Vekâleti bünyesinde yüksek düzey idari makamlarda bulunarak Türk savunma sanayisinin temellerini atmıştır. Bu dönemde yürüttüğü kritik başkanlıklar ve genel müdürlükler şu şekildedir:
- Millî Müdâfaa Vekâleti bünyesindeki Tecrübe ve Muayene Dairesi Başkanlığı,
- Askeri planlama ve lojistiğin kalbi sayılan Harbiye Dairesi Başkanlığı,
- Teknik ve endüstriyel dönüşümün öncüsü olan Fen ve Sanat Umûm Müdürlüğü,
- Savunma üretiminin en üst mercii olan Askeri Fabrikalar Umum Müdürlüğü.
Bu görevlerde gösterdiği sarsılmaz disiplin, askeri üretimin yerlileşmesi ve ordunun modern teçhizatla donatılması süreçlerine doğrudan katkı sağlamıştır. Durukan, askeri fabrikaların etkinliğini artırarak ordunun gücüne güç katmıştır.
Siyasi Kariyeri ve Meclis Yılları
Askeri üniformasını çıkardıktan sonra da vatanına hizmet etmeyi sürdüren Eyüp Durukan, birikimini siyaset sahnesine taşımıştır. Milletin iradesini temsil etmek üzere Hatay bölgesinden milletvekili seçilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde TBMM VII. ve VIII. Dönem Hatay Milletvekilliği görevlerini başarıyla icra etmiştir. Siyasi yaşamı boyunca Hatay'ın entegrasyonu ve kalkınması için yoğun mesai harcayan tecrübeli devlet adamı, parlamentoda da saygın bir yer edinmiştir.
Onurlarla Dolu Bir Yaşam ve Vefatı
Hem askeri hem de sivil hayatında gösterdiği olağanüstü başarılar, ulusal ve uluslararası alanda taltif edilmesini sağlamıştır. Durukan, Türk ordusuna ve milletine yaptığı büyük hizmetler dolayısıyla en yüksek onur nişanı olan İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmiştir. Bunun yanı sıra, kariyeri boyunca sergilediği üstün liyakat sebebiyle çeşitli Türk ve Alman Nişanları almaya hak kazanmıştır.
Özel yaşamında da örnek bir aile babası olan Durukan, evli olup altı çocuk yetiştirmiştir. Vatanına adadığı uzun ve şerefli yaşam yolculuğunu 28 Haziran 1963 tarihinde noktalayan bu asil vatan evladı, arkasında derin bir askeri miras ve tertemiz bir isim bırakmıştır. Türk milleti, onun hem cephedeki hem de meclisteki hizmetlerini daima minnetle anacaktır.