Osmanlı'nın son döneminde, 1906 yılında Kosova'nın Osmaniye kentinde dünyaya gelen ve Cumhuriyet tarihinin en saygın bilim insanlarından biri haline dönüşen Enver Ziya Karal, hayatı boyunca tarihçilik, akademisyenlik ve devlet adamlığı rollerini üstlenerek Türkiye'nin modernleşme sürecine yön vermiş seçkin bir şahsiyettir. Genç cumhuriyetin eğitim hamlesiyle Fransa'da yetişen bu değerli aydın, 19 Ocak 1982'de Ankara'da hayata gözlerini yumana dek hem Türk tarih tezlerinin olgunlaşmasında hem de 1961 Anayasası'nın yazım sürecinde kritik görevler üstlenmiştir.
Karal'ın çocukluğu, Balkan coğrafyasının en sancılı savaş yıllarına denk geldi. Babası Ağalı Mehmed Bey ile amcası ve dayısı cephede şehit düşerken, annesi Zeynep Hanım da kolera salgını nedeniyle vefat etti. Savaşın ortasında kimsesiz kalan küçük Enver Ziya, ağabeyi ile birlikte İzmir'e sığınarak hayata tutunmaya çalıştı. Önce Alaçatı, ardından Bursa ve nihayet İstanbul Ortaköy'deki darü'l-eytam okulunda, yani yetimler yuvasında parasız yatılı olarak ilk öğrenimini tamamladı. Zorluklara rağmen derslerinde gösterdiği üstün başarı, ona Edirne Sultani'sinin kapılarını açtı ve buradan 1926 yılında başarıyla mezun oldu.
Fransa'dan İstanbul Üniversitesine Uzanan Akademik Yolculuk
Cumhuriyetin zeki ve çalışkan çocukları yurt dışına gönderme projesi, Karal'ın hayatındaki en büyük dönüm noktası oldu. Devletin açtığı burs sınavını birincilikle kazanarak Fransa'ya, Lyon Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne tarih eğitimi almaya gitti. Burada doktora derecesini alarak 1933 yılında ülkesine dönen genç akademisyen, yeni kurulan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde tarih doçenti olarak göreve başladı. Bilgisi ve enerjisiyle kısa sürede dikkat çeken tarihçi, 1942 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'ne (DTCF) profesör unvanıyla atanarak Tarih Bölümü Başkanlığı koltuğuna oturdu.
Ankara'daki yılları Karal'ın akademik kariyerinin zirve noktasıydı. Burada Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nü kurarak modern cumhuriyetin tarihsel temellerini bilimsel bir disipline kavuşturdu. Eğitime adanmış ömrü, 1960 yılında kendisine takdim edilen ordinaryüs profesörlük unvanıyla taçlandırıldı. DTCF'deki asli görevlerinin yanı sıra İstanbul Harp Akademisi, Yüksek Komuta Akademisi, Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Gülhane Askeri Tıp Akademisi gibi saygın kurumlarda inkılap tarihi dersleri vererek binlerce subay, hekim ve bürokrat yetiştirdi. Fulbright bursu vesilesiyle Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'deki Manchester Üniversitesi gibi uluslararası merkezlerde de misafir profesör olarak Osmanlı tarihi anlattı.
Devlet Adamlığı, Kurucu Meclis ve Tarih Kurumu Başkanlığı
Enver Ziya Karal, sadece sınıf kürsülerinde değil, devletin en kritik karar mekanizmalarında da aktif rol oynadı. 1944-1946 yılları arasında dekanlık, 1949-1951 yıllarında ise Ankara Üniversitesi Rektörlüğü gibi önemli idari sorumluluklar üstlendi. Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde müşavirlik yaparken, diğer taraftan Türk Eğitim Derneği başkanlığı yaptı. Bilimsel birikimini ulusal ve uluslararası düzeye taşımak amacıyla şu prestijli kurumlarda üye veya yönetici olarak çalıştı:
- UNESCO Türkiye Millî Komisyonu
- Türk Dil Kurumu (TDK)
- Türk Tarih Kurumu (TTK)
Tarih bilimine yaptığı devasa katkıların bir sonucu olarak, 1972 yılından vefat ettiği 1982 yılına kadar Türk Tarih Kurumu Başkanlığı görevini layıkıyla yürüttü.
Öte yandan, onun siyasi tarihimizdeki en önemli izi 1961 yılında atıldı. 9 Ocak ile 29 Ekim 1961 tarihleri arasında Kurucu Meclis'te Cumhuriyet Halk Partisi temsilcisi olarak yer aldı. Bu tarihi mecliste, Türkiye'nin demokratikleşme yolundaki en önemli dönüm noktalarından biri olan 1961 Anayasası'nı kaleme alan anayasa komisyonunun başkanlığını yürüttü.
Özel yaşamında da kendisi gibi tarihçi olan Fatma Karal ile hayatını birleştiren akademisyen, 1953 yılında eşiyle birlikte çok özel bir devlet görevi aldı. Karal çifti, Mustafa Kemal Atatürk'ün Selanik'te doğduğu evi titiz bir çalışmayla müze haline getirdi. Hem akademik dünyada hem de cumhuriyet kurumlarında silinmez izler bırakan ordinaryüs profesör, geride devasa bir entelektüel miras bırakarak Ankara'da yaşama veda etti.