Otomotiv dünyasına kendi adını taşıyan efsanevi araçlarla damga vuran Enzo Ferrari, 18 Şubat 1898 tarihinde İtalya’nın Modena kasabasında dünyaya geldi. Gençlik hayallerinin peşinden koşarak ünlü bir yarış pilotu ve başarılı bir iş insanı olan Ferrari, Birinci Dünya Savaşı’nın yıkımlarını ve büyük salgınları geride bırakarak hayalini gerçekleştirdi. Babasının orta ölçekli işletmesinden çıkıp dünya devine dönüşen bu imparatorluk, sıra dışı bir hayatta kalma ve tutku hikayesidir. Ünlü yarışçı, yaşamı boyunca karşılaştığı büyük acılara rağmen 1988 yılında 90 yaşında hayatını kaybedene dek şirketinin başında kalmayı başardı.
Çocukluk Hayallerinden Alfa Romeo Pistlerine
Küçük yaşlarda Enzo’nun geleceğe dair üç farklı düşü vardı:
- Opera sanatçısı olmak,
- Spor muhabirliği yapmak,
- Yarış pilotu haline gelmek.
İlk hayali için pek yeteneği yoktu, ikincisi için ise hiç çaba göstermedi. Ancak yarışçılığa duyduğu o devasa tutku, tüm dünyada adını altın harflerle yazdırmasını sağladı. Tabii bu yolda yürürken karşılaştığı engeller de azımsanacak gibi değildi. 1916 yılında, İtalya henüz Cihan Harbi’nin içindeyken babası ile abisi orduya katıldı. Ne yazık ki ikisi de ülkeyi kasıp kavuran grip salgınında can verdi. Bu yıkım üzerine okulunu yarıda bırakan Enzo, kendisini de cephede buldu. Ordu saflarında geçirdiği birkaç ay boyunca cephe arkasında katırları nallama görevini üstlendi. 1918 yılında tıpkı yakınları gibi tehlikeli bir grip salgınına yakalanan Ferrari, savaştan çok daha fazla ölüme yol açan bu amansız hastalığı yenmeyi başardı.
Terhis edildikten sonra memleketine geri dönen Enzo, bir yandan dul kalan annesinin bakımını üstlenmek diğer yandan da içindeki hız tutkusunu gerçeğe dönüştürmek amacıyla dönemin dev firması Fiat’a başvuruda bulundu. Ne var ki savaş sonrası İtalya tam bir ekonomik buhran yaşıyordu ve işsizlik oranı çok yüksekti. Bu yüzden dev otomotiv firmasından olumsuz yanıt aldı. Pes etmeyen genç, Vespa firmasında test sürücülüğü yapmaya başladı. Katıldığı yarışlarda tüm dikkatleri üzerine çeken başarılı sürücü, 1920 senesinde Alfa Romeo’nun radarına girdi ve orada çalışmaya başladı.
Faşizmin Gölgesinde Gelen Ünvan ve Kendi Markası
Bu dönemde İtalya’da Benito Mussolini iktidara gelmiş ve faşizm hızla yükselişe geçmişti. Ülkesi adına elde ettiği yarış başarılarıyla Mussolini’nin dikkatini çeken Ferrari, Cavaliere dell’ordine della Corona d’Italia ünvanına layık görüldü. Ancak bu parıltılı yaşamın ardında ruhsal sıkıntılar da vardı. 1920’lerin ortalarında yaşadığı derin bir bunalım sebebiyle yarış pistlerinden geçici olarak uzaklaştı. Zor günleri geride bırakıp 1927 senesinde yeniden pistlere dönen azimli sporcu, oğlu Alfredo Dino Ferrari 1932 yılında dünyaya gelene kadar Alfa Romeo markası adına direksiyon sallamayı ve başarılar kazanmayı sürdürdü. Oğlunun dünyaya gelişiyle birlikte aktif yarış kariyerini sonlandırma kararı aldı. Ayrıca dokuz yıl boyunca Alfa Romeo bünyesinde yönetici pozisyonunda görev yapmayı sürdürdü.
Zamanla asıl özleminin kendi ismini taşıyan spor otomobiller tasarlamak olduğunu anladı ve buradaki işinden ayrıldı. Ne var ki tam bu dönemde İkinci Dünya Savaşı patlak verdi. Savaş nedeniyle tüm yarışlar iptal edilince, hayalini erteleyerek silah endüstrisinde üretim yapmaya başladı. Bu süreçte yaşanan bombalı saldırılar sonucu hasar gören fabrikasını Maranello kasabasına taşımak zorunda kaldı.
Zirveden Büyük Kayıplara ve Fiat Ortaklığına
Savaşın ardından efsane doğdu. 1946 yılında Enzo, kendi markasını taşıyan ilk modeller olan Ferrari 250 ve Ferrari 250GT tasarımlarını tamamladı. İtalyan ekonomisinin adeta altın çağını yaşadığı 1950’li yıllarda, İtalyan üretimi mallara olan küresel ilginin ve talebin patlamasıyla birlikte Ferrari markası da bu yükseliş dalgasını arkasına alarak kendi imparatorluğunu zirveye taşıdı. Lakin bu ışıltılı yükseliş, oğlu Alfredo Dino Ferrari’nin vefatıyla son buldu. Evlat acısıyla sarsılan girişimci, eşi Laura’dan boşanarak fabrikaya yerleşti ve orada yaşamaya başladı.
Maranello’daki yaşamında işler giderek karmaşık bir hal aldı. Test pilotlarının geçirdiği ölümlü kazalar nedeniyle çok sayıda davayla boğuşan Ferrari, fabrikada sıkı emniyet tedbirleri almak zorunda kaldı. 1960’lara gelindiğinde İtalya yepyeni bir ekonomik krizin eşiğine geldi. Enflasyonun yükselişi ve işçi grevleri, üreticileri ve özellikle Enzo’yu büyük bir sıkıntıya soktu. Finansal baskılar karşısında 1965 yılında hisselerinin bir kısmını Fiat’a devretti. Kriz derinleşerek sürünce, 1969 senesinde şirket hisselerinin yüzde doksanını Fiat’a satmak mecburiyetinde kaldı. Her şeye rağmen yaşamınđn son anına dek işinin başından ayrılmadı. Her ne kadar 1971 yılında yönetim kurulu başkanlığı görevinden resmen ayrılmış olsa da hayata gözlerini yumduğu 1988 yılına kadar şirketin tüm operasyonel kararlarını ve kontrol mekanizmalarını kendi elinde tutmaya devam etti. Efsanevi lider, 14 Ağustos 1988 tarihinde 90 yaşında hayata gözlerini yumdu.
