David Émile Durkheim, 15 Nisan 1858 tarihinde Fransa'nın Epinal-Loren bölgesinde doğmuş ve modern sosyolojinin temel taşlarını döşemiştir. Bir Yahudi hahambaşının oğlu olan Durkheim, babasının dini liderlik beklentilerine rağmen akademik felsefeye yönelerek sosyolojiyi pozitif bir bilim dalı haline getirmeyi başarmıştır. Toplumu bireylerin toplamından öte, kendine has kuralları olan bağımsız bir gerçeklik olarak tanımlayarak düşünce dünyasında devrim yapmıştır.
Akademik Yolculuk ve Sosyolojinin Doğuşu
Eğitim hayatına Louis Le Grand Lisesi'nde başlayan Durkheim, buradaki üstün başarısıyla dikkatleri üzerine çekmiştir. Babasının vefatının ardından 1879 yılında seçkin Ecole Normale Supérieure'e girmiştir. Bu seçkin yüksek öğretmen okulundan 1882 yılında başarıyla mezun olmuştur. Öğrenim sürecinde felsefeye yoğun ilgi duyan genç entelektüel, okuldaki arkadaşları ve öğretmenleri tarafından toplumsal meselelere duyarlılığıyla tanınmıştır. O yıllarda Fransa'da sosyoloji eğitimi veren bir kurum bulunmadığı için meslek hayatına felsefe öğretmeni olarak adım atmıştır. Çeşitli liselerde öğretmenlik yaptıktan sonra, 1885 yılında sosyal bilimler ve ahlak felsefesi üzerine araştırmalar gerçekleştirmek amacıyla Almanya'ya gitmiştir. Almanya'da edindiği tecrübeleri kapsamlı akademik raporlara dönüştürerek ülkesine dönmüştür. Hazırladığı bu başarılı raporlar sayesinde henüz 29 yaşındayken, 1887 yılında sosyal bilimler dünyasında gelecek vadeden parlak bir figür olarak kabul görmüştür. Bakanlık kararıyla aynı yıl Bordeaux Üniversitesi'ne toplum bilimi ve pedagoji dersleri vermek üzere öğretim görevlisi olarak atanmıştır. Bordeaux'daki akademik çalışmaları esnasında sosyoloji disiplininin kurumsal temellerini inşa etmiştir. Yine 1887 yılında Louise Dreyfus ile evlilik birliği kurmuştur. Eşi Louise, Durkheim'in yoğun çalışmalarına adeta bir sekreter gibi destek vererek geleneksel ve düzenli bir aile yaşamı sunmuştur. Çiftin bu evlilikten Andre ve Maria isminde iki çocuğu dünyaya gelmiştir.
Toplumsal Kuramlar ve Başlıca Eserleri
Durkheim, 1893 yılında yayımladığı Toplumsal İş Bölümü adlı ünlü yapıtıyla birey ile toplum arasındaki karmaşık ilişkileri mercek altına almıştır. Kitabında, farklı bireylerin nasıl bir araya gelerek düzenli bir toplumsal yapıyı oluşturabileceği sorusuna bilimsel yanıtlar aramıştır. Kısa süre sonra kaleme aldığı Sosyolojik Yöntemin Kuralları eseri, ona asıl entelektüel şöhretini kazandıran temel çalışması olmuştur. Bu kitapta, ahlak, hukuk ve aile gibi temel toplumsal kurumların kökeninin dinde yattığını ileri sürmüştür. Daha sonra kaleme aldığı Dini Hayatın İptidai Şekilleri başlıklı çalışması da bu köken araştırmalarının olgunlaşmış bir meyvesidir. Ona göre sosyal olgular, bireysel bilincin dışında var olan, önceden kurulmuş ve birey üzerinde zorlayıcı baskı uygulayan gerçekliklerdir. Bireylerin toplumsal kurallara ancak eğitim mekanizması aracılığıyla uyum sağlayabildiğini belirtmiştir. Durkheim olayları iki sınıfa ayırır: yemek ve uyumak gibi ferdi psikolojik olaylar ile hukuk, ahlak ve din gibi genel, mecburi kolektif alışkanlıklar. Sosyal düzenin, bireylerden bağımsız bir nehir yatağı gibi aktığını ve yeni nesilleri kendi kalıplarında şekillendirdiğini savunmuştur. Bu kuramları yaygınlaştırmak amacıyla 1896 yılında L'Année Sociologique adlı akademik dergiyi kurmuştur. Birden fazla yabancı dil bilen sosyolog, bu yayın organında Almanca, İngilizce ve İtalyanca metinler üzerine derinlikli eleştiriler ve makaleler kaleme almıştır. 1902 yılına kadar süren Bordeaux döneminin ardından Paris'teki Sorbonne Üniversitesi'ne atanarak çalışmalarına burada devam etmiştir. 1906 yılında pedagoji profesörlüğü unvanını almış, felsefe bölümüne bağlı bu kürsü 1913 yılında resmen Sosyoloji Kürsüsü adını kazanmıştır.
Savaşın Gölgesinde Son Yıllar ve Entelektüel Mirası
Yirminci yüzyılın başlarında Fransa'daki sosyolojik çalışmaların liderliğini üstlenen Durkheim, I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle zorlu bir döneme girmiştir. Savaşın ilk günlerinde yakın dostu Jean Jaurès'in trajik kaybıyla derinden sarsılmıştır. Fransa'ya sadakatle hizmet etmesine rağmen, Yahudi kökeni sebebiyle Alman ajanlığı yaptığı yönünde haksız ithamlarla karşılaşmıştır. Bu psikolojik baskıların üzerine, 1915 yılında Balkan Cephesi'nde savaşan tek oğlu Andre'nin ölüm haberi gelmiştir. Evlat acısını kaldıramayan büyük düşünür, 15 Kasım 1917 tarihinde Paris yakınlarındaki Fontainebleau'da 59 yaşında hayata gözlerini yumuştur. Arkasında geniş bir araştırma okulu bırakan Durkheim'in fikirleri; hukuk, iktisat, tarih, dilbilim ve etnoloji gibi disiplinlerin ufkunu genişletmiştir. Aynı zamanda Türk sosyolojisinin kurucu figürlerinden Ziya Gökalp üzerinde derin bir iz bırakarak ülkemizde sosyolojinin gelişimine yön vermıştir. Türkçeye kazandırılan otuz eseriyle Türkiye'deki sosyal bilim geleneğinde kalıcı bir yer edinmiştir.
Emile Durkheim'ın Türkçeye Çevrilen Başlıca Eserleri
- Toplumsal İş Bölümü (1893)
- Sosyolojik Yöntemin Kuralları (1893)
- İntihar (1897)
- Dini Hayatın İptidai Şekilleri (1915)
- Eğitim ve Sosyoloji (1922)
