Emile Berliner, 20 Mayıs 1851 tarihinde Hannover'de dünyaya gelen ve 19. yüzyılın son çeyreğinde geliştirdiği çığır açıcı buluşlarla modern ses teknolojisinin temellerini atan, Yahudi kökenli ünlü bir Alman-Amerikalı mucittir. Genç yaşında savaştan kaçmak amacıyla göç ettiği Amerika Birleşik Devletleri'nde kiralık bir ahırdan dünya çapında şirketler zincirine uzanan ilham verici bir başarı öyküsü inşa etmiştir. İletişim teknolojilerini kökten değiştiren dehasıyla tanınan Berliner, 3 Ağustos 1929 günü 78 yaşında geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirmiştir.
Almanya'dan Amerika'ya Uzanan Zorlu Yolculuk
Küçük yaşta ailesinin ticaret geleneğine uygun biçimde yetiştirilmeye başlanan Berliner, çıraklık eğitiminin ardından muhasebeci olarak çalışmaya başladı. Ancak takvimler 1870 yılını gösterdiğinde, Prusya ile Fransa arasındaki savaşta silah altına alınmamak için radikal bir karar aldı. Henüz on dokuz yaşındayken tüm ailesini geride bırakarak babasının dostlarıyla birlikte Yeni Dünya'ya göç etti. Washington'da bir esnaf dükkanında geçici olarak çalıştıktan sonra New York'a yerleşti. Burada geceleri Cooper Union Enstitüsü'nde fizik eğitimi alırken, gündüzleri ise geçimini sağlamak adına şişe temizleme gibi vasıfsız işlerde ter döktü.
Genç göçmen, hayata tutunabilmek için kiralık bir at ahırında bile mesai harcadı. Bu sırada dönemin en popüler gelişmeleri olan telefon ve fonograf teknolojileriyle yakından ilgilenmeye başladı. Azmi sayesinde telefon alıcılarını çok daha ileri düzeye taşıyan yepyeni bir cihaz tasarladı. İcat ettiği bu sistem dünyanın ilk gelişmiş mikrofon tiplerinden biri olarak tarihe geçecekti. Bell Telefon Şirketi, Berliner'in geliştirdiği bu kritik patentin haklarını satın aldı. Fakat yıllar sonra, Thomas Alva Edison tarafından açılan ve "Telefon Davaları" olarak bilinen yargı sürecinde ABD Yüksek Mahkemesi bu patentleri iptal etti. 1881 yılında ABD vatandaşlığına kabul edilen mucit, aynı yıl Cora Adler ile dünyaevine girdi ve mutlu evliliklerinden tam yedi çocuk sahibi oldu.
Gramofonun İcadı ve Global Şirketlerin Doğuşu
Alexander Graham Bell'in telefon buluşunu ilk kez bir sergide görüp hayran kalan mucit, ses dalgalarını kaydetme ve daha yüksek ses düzeylerine ulaştırma fikri üzerine yıllarca araştırma yürüttü. 1886 yılında yoğunlaşan bu deneyler, 8 Kasım 1887 tarihinde meyvesini verdi ve Yunanca "kaydedilmiş ses" anlamına gelen gramofon adlı yepyeni aygıtın patentini aldı. Berliner, sesi kaydetmek amacıyla yassı şellak plaklar tasarlayarak ses yivleri üzerinden iğne yardımıyla yeniden üretilmesini sağladı. Ancak bu büyük buluşun, plağın sürekli aynı hızda dönmesini gerektiren ciddi bir mühendislik problemi vardı. Birlikte çalıştığı mühendis Eldridge R. Johnson'ın tasarladığı saat yönünde dönen özel motor bu sorunu ortadan kaldırdı. Buluşun oyuncak şirketleri tarafından basit bir eğlence aracı olarak sınırlı üretilmesine karşı çıkan Berliner, 1895 yılında Washington'da 25.000 dolarlık bir sermaye bulup kendi markasını kurdu.
Kısa sürede büyüyen bu girişim, dünyanın dört bir yanında şubeler açarak ses endüstrisini tekeline aldı. Berliner, şu şirketleri kurarak küresel pazara açıldı:
- The Berliner Gramophone Company (1895 - Washington, ABD)
- The Gramophone Company (1897 - Londra, İngiltere)
- Deutsche Grammophon (1898 - Hannover, Almanya)
- Berliner Gram-o-phone Company of Canada (1899 - Montreal, Kanada)
Gökyüzüne Uzanmak: Dikey Uçuş ve Helikopter Projeleri
Mucitlik kariyeri yalnızca ses teknolojileriyle sınırlı kalmayan Berliner, havacılık dünyasına da büyük ilgi duyuyordu. Özellikle 1907-1926 yılları arasında dikey uçuş yeteneğine sahip hava araçları üzerine çalışmalar yürüttü. New York Times gazetesi, 1 Temmuz 1909 günlü sayısında Berliner'in helikopterini laboratuvarının çevresinde uçurmayı başardığı haberini manşete taşıdı. Mucit ve oğlu Henry Berliner, geliştirdikleri gelişmiş prototipi 16 Temmuz 1922 tarihinde Amerikan ordusuna başarıyla sundular. Oğul Henry Berliner, babasının başlattığı havacılık rüyasını, 1926 yılında kurduğu havacılık firmasıyla bir adım daha ileri götürdü. Şirket daha sonra birleşerek Berliner-Joyce adını aldı.
Ödülleri ve Tarihi Mirası
Bilim dünyasına yaptığı çeşitli katkılar sayesinde Berliner, birçok prestijli ödülün sahibi oldu. Franklin Enstitüsü tarafından 1897'de John Scott Madalyası, 1913'te Elliott Cresson Madalyası ve 1929'da son olarak Franklin Madalyası ile onurlandırıldı. Berliner'in dünyaya kazandırdığı gramofon düzeni ise şu parçalardan oluşmaktaydı:
- Kaydedici iğnenin hareketini tetikleyen hassas diyafram
- Ses dalgalarını yivler halinde barındıran dayanıklı plak
- Diyafram titreşimlerini yükselterek duyulur kılan huni biçimli boru
