Emel Esin, 1914 yılında İstanbul'da dünyaya geldi ve ömrünü Türk-İslam sanat tarihinin derinliklerini aydınlatmaya adadı. Ailesinden devraldığı entelektüel mirası en üst seviyeye taşıyan araştırmacı, Doğu ve Batı kültürleri arasında güçlü köprüler kurdu. Esin, Cumhuriyet döneminin saygın diplomatlarından Ahmet Ferit Tek ile ünlü romancı Müfide Ferid Hanım'ın kızıdır. Çocuk yaşlardan itibaren çok dilli ve çok kültürlü bir aile ortamında yetişerek araştırmacı kimliğinin temellerini atmıştır. Aldığı nitelikli eğitimlerin ardından uluslararası alanda aranan bir otorite konumuna yükselen yazar, geride paha biçilemez bir kültür mirası bırakarak 26 Şubat 1987 tarihinde vefat etti.
Doğu ve Batı Arasında Akademik Bir Arayış
Esin'in eğitim hayatı, farklı ülkeleri ve çeşitli disiplinleri sentezleyen son derece zengin bir çizgide ilerlemiştir. İlk ve orta öğrenimini İngiltere ile Fransa'da sürdüren araştırmacı, bu dönemde Fransızca, İngilizce ve Almanca dillerini yetkinlikle kazandı. Lisenin ardından bakaloryasını tamamlayarak mimarlık okumak üzere Paris'te bulunan École des Beaux-Arts'a kayıt yaptırdı. Okulun Orta Çağ geleneklerine dayalı katı koşullarına uyum sağlayamayınca eğitimini yarıda bırakmaya karar verdi. Daha sonra anne ve babasının da mezuniyet aldığı Ecole des Sciences Politiques'in tarih bölümüne girerek buradan diploma aldı. Matematik alanındaki merakı neticesinde Sorbonne Üniversitesi'nden yüksek matematik alanında sertifika almaya hak kazandı. Bunun yanı sıra Paris ve Viyana'daki güzel sanatlar akademilerinde mimarlık, resim, mozaik, vitray ve gravür dersleri aldı.
Türkiye'ye dönüşünün ardından eğitim faaliyetlerine ara vermeden Doğu kültürünün kökenlerine inmek için yoğun çaba sarf etti. Arapça ve Farsça dillerini geliştirmek amacıyla Prof. Necati Lugal'den özel dersler almaya başladı. Prof. Dr. Zeki Velidi Togan'dan Orta Asya tarihi, Prof. Dr. Herbert Jansky'den ise Orta Çağ Türkçe metinleri üzerine eğitimler aldı. Paris Üniversitesi'nde savunduğu 'Le Dragon dans l'iconographie Turque' başlıklı teziyle sanat tarihi doktoru unvanını elde etti. Eşinin Moskova büyükelçiliği görevi esnasında Rusça da öğrenen Esin, Doğu ve Batı kaynaklarını orijinal dillerinden okuma kabiliyetine kavuştu.
Fişlerle İnşa Edilen Devasa Bir Miras
Farklı dillerdeki nadide eserleri doğrudan inceleyen araştırmacı, Türk ve İslam sanat tarihi ile arkeolojisi alanında dönemine yön veren ve günümüzde de değerini koruyan çalışmalar gerçekleştirdi. Çalışmalarını herhangi bir resmi kuruma bağlı olmadan tamamen gönüllülük esasıyla yürüten Esin, topladığı akademik bilgileri özenle hazırladığı binlerce çalışma fişine kaydederek sonraki nesiller için eşsiz bir ihtisas koleksiyonu oluşturdu.
Yazın dünyasına ve bilimsel kongrelere aktif şekilde katılan Esin, hem yurt içinde hem de yurt dışında tebliğler sundu. Çok sayıda prestijli dergide makaleleri yayımlanan yazar, hazırladığı ansiklopedi maddeleriyle geniş kitlelere ulaştı. Yazarlığını üstlendiği ansiklopedik çalışmalar ise şunlardır:
- İslâm Ansiklopedisi bünyesinde hazırlanan 'Tirmiz' ve 'Turfan' gibi kritik coğrafi bölgelerin tanıtım maddeleri,
- Türk Ansiklopedisi'nde yer alan Hac, Hacer-i Esved, Hızır, Hz. İbrahim, Kâbe, Medine, Mekke, Medrese, Mescid, Mescid-i Aksâ ve Minare kavramları ile tarihi sanat ekolleri,
- TDV İslâm Ansiklopedisi için kaleme alınan Ahmed Yesevî Külliyesi, Ahsîkes, Almalığ, Amuderya ve Börk çalışmaları.
Kurucuları arasında bulunduğu Türk-Arap İncelemeleri Vakfı ile kültürel iş birliklerine öncülük eden araştırmacı, 1983 yılında Atatürk Kültür Merkezi asli üyeliğine kabul edildi. Uygur, Hakani ve Oğuz Türklerinin kültür ve sanat birikimini incelediği sırada, 26 Şubat 1987 tarihinde hayata veda etti.
Kültüre Adanmış Bir Ömür ve Vakıf
Özel yaşamında ilk evliliğini 1931 yılında gerçekleştiren Esin, Mısır Prensi Vahid Yüsri Paşa ile evlendi. Bu evlilik, eşinin ikinci bir evlilik yapmak istemesi nedeniyle kısa süre içinde boşanma kararıyla noktalandı. Büyükelçi olan babasıyla Tokyo'ya giden araştırmacı, 1941'de Gazi İbrahim Edhem Paşa'nın ailesinden diplomat Seyfullah Esin ile evlendi. Çiftin bu evlilikten çocukları dünyaya gelmemiştir.
Vefatının ardından vasiyeti uyarınca tüm mal varlığı Türk kültürüne hizmet etmesi amacıyla bağışlandı. Bu birikimle, Salacak'taki konağında 28 Aralık 1989 tarihinde Tek-Esin Türk Kültürünü Araştırma ve Geliştirme Vakfı hayata geçirildi. Vakıf bünyesinde korunan zengin kütüphane, araştırmacıların hizmetine sunulmuş nadide bir kültür hazinesidir.
Sanat tarihçisinin geride bıraktığı bu paha biçilemez koleksiyon şu materyalleri barındırmaktadır:
- Türk kültürü ve sanatını aydınlatan 7385 cilt basılı kitap,
- Tarihsel önemi büyük olan 890 adet el yazması eser,
- Farklı akademik disiplinlerde yazılmış 4500 makale ve ayrı basım,
- Alanında uzmanlık içeren 290 süreli yayın ile zengin fotoğraf arşivi.