Türkiye'de çağdaş dansın temellerini atan Duygu Aykal, 1970'li yıllardan itibaren sahneye koyduğu sıra dışı koreografilerle Türk bale sanatında derin izler bırakmış öncü bir balerin ve koreograftır. 22 Nisan 1943 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelen sanatçı, Ankara Devlet Konservatuvarı'nda aldığı eğitimin ardından modern dansın sınırlarını uluslararası boyuta taşımıştır. Yaşamı boyunca varoluşçu sorgulamaları ve sevginin gücünü sahneye aktaran Aykal, 8 Ocak 1988'de Teksas eyaletinin Lubbock kentinde hayata gözlerini yummuştur. Eserlerinin tamamını Ankara Devlet Balesi dansçılarıyla sahneleyen sanatçı, hem yurt içinde hem de yurt dışında yarattığı modern bale yapıtlarıyla dans dünyasını derinden etkilemiştir.
Köklü Bir Aileden Sanatın Zirvesine
Sanatçı, Selanik göçmeni bir baba olan mimar Mithat Yenen ile Alman asıllı Aliye Yenen'in (evlilik öncesi adıyla Anneliese Rupp) çocuğu olarak altı kişilik kalabalık bir aile ortamında büyüdü. Edebiyat dünyasının güçlü kalemi Sevgi Soysal, akademisyen Gönül Öney ile kardeşleri Kaya, İzzet ve Mine ile aynı yuvayı paylaştı. Sanatla iç içe geçen çocukluğunun ardından Ankara Devlet Konservatuvarı Bale Bölümü bünyesinde akademik eğitimine başladı. Konservatuvardaki eğitimini 1963-1964 sezonunda başarıyla tamamlayarak mezun olan genç sanatçı, aynı dönemde hayatını müzisyen Gürer Aykal ile birleştirdi. Ankara'da gerçekleşen bu evlilikten çiftin üç erkek çocuğu dünyaya geldi. Eşi Gürer Aykal o yıllarda konservatuvarın kompozisyon öğrencisi olmasının yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası bünyesinde keman çalarak müzik kariyerini sürdürüyordu.
Avrupa'da Derinleşen Eğitim ve Modern Dansın Keşfi
Mezuniyetinin hemen ardından dans eğitimini uluslararası bir boyuta taşımak isteyen Aykal, vakit kaybetmeden Almanya'ya gitti. Üç yıl boyunca meşhur Essen Bale Okulu çatısı altında Alman dansçı, koreograf ve bale yönetmeni Kurt Jooss ile modern bale üzerine yoğun pratikler gerçekleştirdi. Almanya yıllarında sadece pratik çalışmalar yapmakla yetinmedi; Albrecht Knust ile Macar kuramcı Rudolf Von Laban tarafından geliştirilen ve dansın yazıya dökülmesini sağlayan labanotasyon (sinetografi) tekniğinde derinlemesine uzmanlaştı. Almanya'daki zorlu devlet sınavını başarıyla geçtikten sonra rotasını İngiltere'ye çeviren sanatçı, 1968 yılında Londra'ya ulaştı. Londra'da üç yıl boyunca efsanevi koreograf Leonide Massine'den özel dersler aldı ve saygın Koreoloji Enstitüsü'nü başarıyla tamamladı.
Sahne Tasarımları ve Unutulmaz Eserleri
İngiltere'deki eğitimi sırasında Türk balesinin kurucu ismi Ninette de Valois'in dikkatini çeken Aykal, onun özel davetiyle İstanbul Festivali için hazırlıklara başladı. Besteci Cengiz Tanç'ın notaları üzerine inşa ettiği ilk çağdaş bale yapıtı Çoğul (1972) ile büyük beğeni topladı. Başarısını sınır ötesine taşıyarak 1973 yılında Londra Kraliyet Balesi bünyesinde Üç Köşeli Şapka adlı eseri sahneye koydu. Bir yıl sonra, ünlü besteci İlhan Usmanbaş'ın müziği eşliğinde yarattığı ikinci büyük eseri Oluşum (1974) ile dansseverlerin karşısına çıktı. Bu özel yapıtta insanın doğayla giriştiği amansız mücadeleyi ve doğayı kendi faydasına dönüştürme sürecini estetik bir dille sahneye yansıttı.
Kurumsal Yapılanma ve Toplumsal Mesajlar
Türkiye'ye döndükten sonra 1973 yılında Ankara Devlet Opera ve Balesi kadrosuna koreograf olarak dahil olan Aykal, kurumsal alanda da önemli sorumluluklar üstlendi. 1975 yılında resmen faaliyete geçen Devlet Halk Dansları Topluluğu'nun kuruluş çalışmalarında aktif görev aldı ve bu topluluğun sanat yönetmenliğini üstlendi. 1978 yılında ise Devlet Opera ve Balesi'nin başkoreograflık makamına getirildi. Bu dönemde Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı'nda dersler verdi. Burada çok sayıda genç yetenek yetiştirdi. Sanatçı, üretken kariyeri boyunca şu önemli koreografilere imza atmıştır:
- Çoğul (1972)
- Oluşum (1974)
- Bulutlar Nereye Gider (1977)
- İnsan-İnsan (1978)
- Biz Siz Onlar
- Uzlaşma
- Sanat Uzun Yaşam Kısa
- İnsan Kıran
Sanatçı, yapıtlarında felsefi derinliği elden bırakmadı. Koreografilerinde özellikle varoluş ve sevgi kavramlarını odağına aldı. Çocuk Hakları Bildirisi'nden ilham alan Bulutlar Nereye Gider eserinde, bireylerin çocukluktan itibaren maruz kaldığı toplumsal sınırlamaları sorguladı. Bir diğer başyapıtı İnsan-İnsan'da ise insan ilişkilerindeki itaat, başkaldırı, yönetme ve yönetilme gibi çelişkileri dansın evrensel diliyle izleyiciye aktardı.