Adana'nın köklü ailelerinden Damar Arıkoğlu, 17 Kasım 1887'de dünyaya gelerek bağımsızlık mücadelesinde ve parlamenter sistemin inşasında öncü roller üstlenmiş seçkin bir siyaset adamıdır. Millî Mücadele döneminde Çukurova direnişini teşkilatlandıran nüfuzlu devlet adamı, mecliste uzun dönem milletvekilliği yaparak bölgesel kalkınmaya ve tarım politikalarına yön vermiştir. Yaşamı boyunca güney topraklarının ekonomik dönüşümüne etki eden siyasetçi, 8 Nisan 1969 yılında İstanbul'da vefat etmiştir.
Arıkoğlu Süleyman Hacı'nın oğlu olan isim, kökleri Oğuzların Bayat boyuna uzanan bir ailede yetişti. Özel eğitim alarak kendisini geliştiren Arıkoğlu, gençlik yıllarından itibaren birçok önemli kurum ve cemiyette aktif roller üstlenmiştir:
- İttihat ve Terakki Cemiyeti
- Donanma Cemiyeti
- Fukara Perver Cemiyetleri
- Maarif ilk tedrisat idare heyeti
- Ziraat Odası
- Adana Vilayet-i Umumi Meclisi
1913 yılında İttihat ve Terakki'nin Adana kongresinde idare heyetine seçilerek yerel siyasetteki yerini sağlamlaştırdı. Balkan Savaşları sırasında cepheye donanımlı bir askeri taburun sevk edilmesini sağlayan çalışmalarda kritik sorumluluklar üstlendi. Cihan Harbi döneminde ise vatan hizmetini bedelli askerlik hakkını kullanarak tamamladı.
Kurtuluş Mücadelesi ve Meclis Yılları
Güney topraklarının işgal edilmesiyle birlikte direniş meşalesini yakanların ön safında yer aldı. Bölgesel örgütlenmeleri kurarak Kilikya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin yönetim kurulunda vatan savunması için ter döktü. Yürüttüğü bağımsızlık yanlısı faaliyetler nedeniyle Fransız işgal kuvvetlerince tutuklanarak Konya'ya sürüldü. Sürgünde de durmayarak buradaki teşkilatlanma çalışmalarına omuz verdi ve yapılan seçimlerde Adana mebusu olarak parlamentoya girdi. Ancak cephedeki acil vazifeleri sebebiyle Büyük Millet Meclisi'ndeki görevine 1 Temmuz 1920 tarihinde fiilen katılabildi.
Parlamentoda aralıksız yedi dönem boyunca milletin sesi olan siyasetçi, ilk dört dönem Adana, sonraki üç dönemde ise Seyhan milletvekili sıfatıyla çalışmalara katkı sundu. Görev süresi boyunca I. Dönem İktisat Encümeni reisliği ile III. Dönem Ziraat Encümeni reisliği yaptı. Müdâfaa-i Hukuk Grubu üyesi olarak rol oynarken, Şehit Ailelerine Yardım Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer aldı.
Atatürk ile Yakın Dostluk ve İsim Değişimi
Asıl adı Zamir Bey olan vekil, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün sofrasında ağırladığı ve fikirlerine kıymet verdiği yakın dostlarından biriydi. Atatürk, 1934 yılının yaz aylarında Yalova'da, Zamir Bey'in adını 'Arıkoğlu' soyadının taşıdığı temiz manaya daha uygun bir kelimeyle taşlandırmak istedi. Zamir isminin 'ufak tefek' ya da 'işaret' anlamına geldiğini belirten Cumhurbaşkanı, yeni adının 'Damar' olmasını bizzat teklif etti. Bu dostane buluşmada Atatürk, 'Yeni adın Damar olacaktır. Temiz bir ailenin temiz damarı… Çok münasip ve sana yakışacak bir isimdir; çok imreniyorum, kabul ediniz.' diyerek dostuna duyduğu derin takdiri dile getirdi.
Gazi, sonraki günlerde de konunun yasal takibini rica etti ve Şubat 1934'teki Adana seyahatinde bu arzusunu yinelendi. Nihayet Mersin Milletvekili Ferit Celâl ve Adana Belediye Başkanı Turhan Cemal Beylerin mahkemedeki şahitlikleriyle, 27 Şubat 1934 tarihinde alınan yasal kararla Zamir Bey resmen 'Damar Arıkoğlu' adını aldı.
Tarım Politikaları ve Çukurova'daki Mülkiyet Gücü
Toprak sahiplerinin hakları konusunda özgün fikirlere sahip olan Arıkoğlu, o dönem gündeme gelen Toprak Reformu tasarısına karşı görüşler belirtti. Küçük toprakların işlenmesinin güç olduğunu savunarak, tarım arazilerinin bölünmesi yerine birleştirilmesi gerektiğini savundu. Köy nüfusunun şehirlere göç etmesini önlemek amacıyla, kırsal yaşamın cazip hale getirilmesi yönünde somut öneriler hazırladı.
Sosyolog Mübeccel B. Kıray'ın Çukurova bölgesindeki toprak yoğunlaşmasını incelediği saha çalışmalarında Damar Arıkoğlu'na atıfta bulunulmaktadır. Kıray'ın tespitlerine göre siyasetçi, Birinci Dünya Savaşı öncesinde Sakızlı bölgesinde yaklaşık 3.000 dönümlük ucuz arazi satın almıştı. Millî Mücadele yıllarında Atatürk'ün yanında yer alarak Cumhuriyet Halk Partisi'nde vekillik yapması, bölgesel rakiplerine karşı ona büyük siyasi avantaj kazandırdı. Bu nüfuz sayesinde 1920'li yıllarda arazilerini 11.000 dönüme kadar genişletti ve savaştan sonra Ermenilerden kalan bazı devlet arazilerini üç ortakla beraber mülkleri arasına kattı. Yöredeki topraksız köylülerin resmi mülkiyet tapusu edinme imkânı bulamaması, Arıkoğlu'nun arazilerinde ortakçı olarak çalışmalarına yol açtı. Ortakçılığın yerini ırgatlığa bırakmasıyla da Arıkoğlu'nun Çukurova'daki stratejik gücü devam etti. Sekiz çocuk babası olan Damar Arıkoğlu, arkasında derin bir iz bırakarak vefat etmiştir.