Fransız edebiyatının önemli isimlerinden biri olan ve Türk dostu kimliğiyle tanınan Claude Farrère, 27 Nisan 1876 tarihinde Fransa'nın Lyon kentinde dünyaya geldi. Asıl adı Charles Frederick Bargone olan yazar, Osmanlı'nın son döneminden Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarına uzanan süreçte Türk halkının haklı mücadelesini Avrupa kamuoyuna duyurarak derin bir iz bıraktı. Deniz subayı kökenli yazar, cephe hatlarında ve diplomatik arenalarda sergilediği cesur tavırlarla Türklerin bağımsızlık savaşına eşsiz bir entelektüel destek sağladı.
Askeri Geçmişten Edebi Başarılara Uzanan Yol
Asker bir ailenin evladı olan Claude Farrère'in babası Fransız ordusunda deniz albayı rütbesiyle görev yapıyordu. Babasının izinden gitmeyi seçen genç Charles, Deniz Okulu eğitiminin ardından 18 yaşında Deniz Akademisi'ne adım attı. Askeri kariyerinde hızla yükseldi. 1899 yılında teğmenliğe terfi etti. Denizlerdeki görev süreci, ona farklı kültürleri tanıma ve egzotik coğrafyaları gözlemleme fırsatı sundu. Ancak içindeki yazarlık tutkusu askeri disiplinin önüne geçmeye başladı. Nitekim 1905 senesinde kaleme aldığı Les Civilisés (Uygarlaşanlar) isimli ilk önemli romanı, prestijli Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü. Bu büyük başarının ardından, edebiyata tamamen yoğunlaşabilmek amacıyla 1919 yılında binbaşı rütbesindeyken ordudan istifa etti. Edebi üretkenliğini sürdüren yazar, 1920'de Fransız devlet tiyatrosu sanatçılarından Henriette de Rogers ile hayatını birleştirdi. Sanatçı kimliğini deniz aşırı seyahatlerle besleyen romancı, 1935 yılında ise Fransız Akademisi üyeliğine seçilerek edebi gücünü tescilledi.
Ateş Çemberinde Bir Türk Dostu ve İzmit Görüşmesi
Yazarın Türkiye ile kurduğu bağ, sadece turistik gezilerden ibaret değildi. İlk kez 1902 yılında, ünlü yazar Pierre Loti'nin kaptanlık yaptığı bir gemiyle İstanbul'a gelen Farrère, burada iki buçuk yıl görev yaptı. Bu süre zarfında Türk kültürüne derinden bağlandı. Hayatı boyunca Osmanlı ile Cumhuriyet dönemlerinde ülkemizi tam 11 kez ziyaret etti. II. Meşrutiyet döneminde de İstanbul'a bulunan romancıya, 1910 yılında Osmanlı Devleti tarafından Mecidiye Nişanı takdim edildi. Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde Fransa ile Osmanlı karşı cephelerde yer alıyordu. Paris, Türk karşıtı propagandaların merkezi haline gelmişti. Farrère, sırtında Fransız subay üniforması ve göğsünde Mecidiye Nişanı ile Légion d'Honneur madalyalarıyla kürsüye çıktı. 1917 yılındaki o tarihi Paris konferansında, Türklerin asil ve adil bir millet olduğunu haykırarak kendi ülkesinin politikalarına karşı çıktı. Türklerin sadece vatanlarını savunduğunu belirten bu tarihi hitap, salondakiler tarafından ayakta alkışlandı. Kurtuluş Savaşı döneminde de bu desteğini sürdüren yazar, Fransız hükümetinin tutumunu sert bir dille eleştirdi. Bu milli mücadeleye duyduğu hayranlık nedeniyle 18 Haziran 1922 tarihinde İzmit'te Mustafa Kemal Paşa ile bir araya gelerek tarihi bir görüşme gerçekleştirdi. Türk milleti bu büyük sadakati unutmadı. 1922 yılında Sultanahmet'te bir caddeye Klodfarer Caddesi adını verdi.
Doğu Esintileri Taşıyan Eserleri ve Kültürel Mirası
Otuz civarında esere imza atan Claude Farrère, romanlarının yanı sıra hikâyeler, seyahat günlükleri ve tiyatro oyunları da kaleme almıştır. Eserlerinin hatırı sayılır bir kısmı doğrudan Türk tarihini ve kültürünü konu alır. Japonya'dan aldığı özel davet üzerine bu ülkeye de seyahat eden yazar, fantastik öykü türünde de başarılı örnekler sundu. Yazın dünyasında edindiği dostluklara sadakatiyle bilinen Farrère, öykülerini yakın çevresine ithaf etme alışkanlığına sahipti. 21 Haziran 1957 tarihinde Paris'te 81 yaşında hayata gözlerini yumdu. Bu cesur kalem, Türk edebiyatında ve toplumsal hafızasında silinmez bir yer edinmiştir.
Claude Farrère'in Öne Çıkan Eserleri
Yazarın özellikle Doğu dünyasını ve Türkiye'yi işlediği popüler yapıtları şunlardır:
- Les Civilisés (Uygarlaşanlar) - Goncourt ödüllü ilk romanı.
- La Bataille (Savaş) - Büyük üne kavuşmasını sağlayan eserlerden biri.
- L'Homme qui Assassina (Öldüren Adam) - Konusunu Türkiye'den alan ünlü romanı.
- Les Quatre Dames d'Angora (Ankaralı Dört Bayan) - Ankara temalı yapıtı.
- Roxelane (Hürrem Sultan) - Türk tarihinden esinlendiği eseri.
- La Dernière Porte (Son Kapı) - Türkiye sevgisini yansıtan geç dönem eserlerinden biri.
- L'extraordinaire Aventure d'Achmet Pacha Djémaleddine (Ahmed Cemaleddin Paşa'nın Harikülâde Maceraları)
- Les Petites Alliées
- La Dernière Déesse
- Le Dernier Dieu
- Les Condamnés à Mort
- Thomas L'Agnelet
- La Marche Funèbre
- Les Hommes Nouveaux
