Türk siyasetinin ve hukuk dünyasının saygın isimlerinden biri olan Cevat Turan Önder, 1929 yılında Erzurum'un Oltu ilçesinde dünyaya gelmiştir. Cumhuriyet döneminin ilkeli devlet adamlarından biri olarak kabul edilen Önder, parlamento çatısı altında hem Erzurum'u hem de Ankara'yı uzun yıllar başarıyla temsil etmiştir. O, inandığı değerler uğruna makamını elinin tersiyle itebilen yürekli bir vatanseverdir. Adı, dürüstlükle ve vatan sevgisiyle özdeşleşmiştir. Türk siyasi hayatına yön veren önemli krizlerde üstlendiği rollerle hafızalara kazınan deneyimli siyasetçi, 17 Aralık 1984 tarihinde başkent Ankara'da hayata gözlerini yumuştur. Geride bıraktığı tertemiz isim ve onurlu mücadele geçmişi, bugün de Türk demokrasisinin önemli sayfaları arasında yer almaktadır.
Kahramanlık Mirasıyla Büyüyen Bir Yaşam
Önder'in hayata bakışı ve karakter yapısı, doğup büyüdüğü Oltu topraklarının mücadeleci ruhuyla doğrudan ilişkilidir. O, Oltu Millî İslam Şurası Reislerinden Şakirzade Ahmet Bey'in torunu ve Nazım Bey'in evladıdır. Ailesi, Türk milletinin bağımsızlık savaşı verdiği o zorlu yıllarda işgalci güçlere karşı göğsünü siper etmiştir. Bu mücadele, onun karakterini şekillendirdi. Hem dedesi Ahmet Bey hem de babası Nazım Bey, Ruslara ve Ermenilere karşı sergiledikleri üstün kahramanlıklardan ötürü takdir toplayan isimlerdir. Her iki vatansever de cephedeki bu olağanüstü hizmetleri dolayısıyla bizzat Gazi Mustafa Kemal imzalı beratlarla ödüllendirilmişlerdir. İşte böyle onurlu bir soyun mirasçısı olarak büyüyen Önder, ilk eğitim adımlarını Oltu ilçesinde atmıştır. Ardından ortaöğrenimini Erzurum'da, liseyi Erzurum ve İzmir'de bitirdi. Yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde başarıyla tamamlayarak diplomasını alan bu azimli genç hukukçu, memleketine adalet ve toplumsal refah getirmek amacıyla yorulmadan çalışacağı uzun bir kariyere adım atmıştır.
Çok Yönlü Mesleki Kariyer
Hukuk eğitiminin ardından hayata atılan Cevat Önder, kariyeri boyunca tek bir alana sıkışıp kalmamış, farklı sektörlerde tecrübe edinmiştir. Sadece avukatlık cübbesini giymekle kalmamış, aynı zamanda ticaretle de uğraşmış ve tüccarlık yapmıştır. Ayrıca kamu hizmetinde memur ve genç nesilleri yetiştiren bir öğretmen olarak da sorumluluk üstlenmiştir. Türkiye'nin iktisadi kalkınmasında önemli roller üstlenen kurumların idari kadrolarında da aktif şekilde görev almıştır. Bu kapsamda yürüttığü başlıca görevler şunlardır:
- T.C. Merkez Bankası: Finans sektörünün kalbi olan bu güzide kurumun Müdürler Kurulu Üyeliğinde bulunmuştur.
- Devlet Yatırım Bankası: Türkiye'nin kalkınma projelerini fonlayan bankanın Yönetim Kurulu Üyesi olarak hizmet vermiştir.
- Türkiye Çimento Sanayii T.A.Ş.: Ülkenin sanayileşme hamlesinde kilit rol oynayan şirkette Yönetim Kurulu Üyeliği yapmıştır.
Cevat Önder, evli ve üç çocuk babası olarak sürdürdüğü bu yoğun yaşamında, her zaman toplumsal fayda üretmeyi amaç edinmiştir.
Parlamento Yılları ve İlkeli İstifa Protestosu
Önder'in asıl büyük ve unutulmaz mücadelesi siyaset sahnesinde gerçekleşmiştir. Siyasi arenaya 1961 genel seçimlerinde adım atan deneyimli politikacı, Erzurum'dan milletvekili seçilerek meclise girmiştir. 1961, 1965 ve 1969 seçimlerinde Erzurum halkının büyük desteğini alarak üç dönem üst üste bu kenti temsil etmiştir. 1973 seçimlerinde ise başkent Ankara'dan milletvekili seçilmeyi başararak parlamentodaki dördüncü dönemine adım atmıştır. Toplamda 1961 ile 1977 yılları arasında dört dönem milletvekilliği yapmıştır. Siyasi partilerin yönetim kademelerinde de etkin olan Önder, Adalet Partisi çatısı altında 1962 ile 1969 yılları arasında tam 7 yıl Genel İdare Kurulu Üyeliği görevini yürütmüştür. Daha sonra ise Demokratik Parti bünyesinde 1971 ile 1977 yılları arasında 6 yıl Genel Başkan Yardımcılığı koltuğunda oturmuştur.
Demokrasi Sınavı ve Bakanlık Adaylığı
Siyasi tarihimize geçen en sarsıcı olaylardan biri, 1963 yılının Mart ayında yaşanmıştır. Adalet Partisi Genel Merkezi ile meclis binasının fiili saldırıya uğraması üzerine, Erzurum Milletvekili Cevat Önder çok sert ve tavizsiz bir duruş sergilemiştir. Kendisine tevdi edilen halk emanetini canı pahasına korumayı ilke edinen Önder, bu vahim durumu protesto etmek amacıyla milletvekilliğinden istifa ettiğini duyuran tarihi bir telgraf çekmiştir. Şerefi ve haysiyeti korunamayan bir mecliste görev yapmayı reddettiğini haykıran bu telgraf, dönemin siyaset dünyasında büyük yankı uyandırmıştır. Bu radikal çıkışının ardından, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin manevi şahsiyetine hakaret ettiği iddiasıyla hakkında Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açılmıştır. Yargılama sürecinin sonunda adalete olan inancı sarsılmayan hukukçu kökenli siyasetçi, hakkındaki tüm iddialardan tamamen beraat etmiştir. Hukukun üstünlüğü bir kez daha kanıtlanmıştı.
İlkeli politik çizgisinden taviz vermeyen Önder, 1969 yılında mensubu olduğu Adalet Partisi'nden ihraç edilmiştir. Yaşanan bu gelişmenin ardından inandığı ilkeler doğrultusunda yürümeye kararlılıkla devam eden Önder, kendisi gibi düşünen bir grup siyasetçi arkadaşıyla bir araya gelerek Türk siyasi tarihinde iz bırakacak Demokratik Parti'nin kuruluşuna öncülük etmiştir. Yeni partisinde üst düzey sorumluluklar üstlenen tecrübeli devlet adamının adı, 1972 yılında kurulan Ürgüplü Hükûmeti'nde Millî Eğitim Bakanı olarak geçmiştir. Ancak Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın 13 Mayıs 1972 tarihindeki kararıyla bu kabine onaylanmamış ve bakanlık görevi fiilen gerçekleşmemiştir. Önder, ömrü boyunca savunduğu yüce demokratik değerlerden ve cumhuriyet ilkelerinden hiçbir koşulda sapmadan, 1984 yılındaki vefatına kadar aziz Türk milletine ve mensubu olduğu hukuk camiasına büyük bir sadakatle hizmet etmeyi sürdürmüştür.
