Arthur Miller, 17 Ekim 1915’da New York’ta dünyaya gelmiş; toplumsal eleştiriyi ve insan psikolojisini tiyatro sahnesinin merkezine taşıyarak 20. yüzyılın en önemli Amerikalı oyun yazarları arasına girmiştir. Avusturya göçmeni bir fabrikatörün oğlu olan Miller, gençliğinde babasının iflas etmesiyle birlikte ekonomik kırılganlığı ve toplumsal güvensizliği bizzat yaşadı. Bu erken dönem deneyimler, ileride yazdığı eserlerdeki insanın çelişkileri ve toplumun birey üzerindeki baskısı temalarının zeminini hazırladı.
Eğitim Yılları ve İlk Adımlar
Lise eğitiminin ardından bir depoda çalışarak biriktirdiği parayla Michigan Üniversitesi’ne kayıt yaptırdı. Bir süre gazetecilik yapan Miller, üniversite sonrasında New York’a döndü. Adını ilk kez duyuran yapıtı, 1945 yılında yayımlanan “Odak” adlı romanı oldu. Asıl sıçrayışı ise sahneye getirdiği oyunlarla başladı: Henrik Ibsen’in etkisiyle kaleme aldığı 1947 tarihli “Bütün Oğullarım”, New York Tiyatro Eleştirmenleri Ödülü’nü kazanarak Miller’ı sahnenin gözde yazarlarından biri haline getirdi.
Dönemin En Büyük Eserleri
1949’da sahnelenen “Satıcının Ölümü”, Miller için hem sanatsal hem de mesleki bir zırve oldu; oyun Pulitzer Ödülü’nü getirdi ve sürrealizm ile natüralizmi bir araya getiren üslubuyla çağdaş tiyatronun kilometre taşlarından biri sayıldı. 1953’teki “Cadı Kazanı” ise tarihsel bir perdeden çok daha keskin bir gerçekliğe işaret ediyordu: Ortaçağ büyüçülük davalarını işlerken McCarthy döneminin cadavcılığını sert bir dille yerdi. Bu cesur tavır Miller’a pahalıya patlayanlar: Amerikan Aleyhtarları Etkinlikleri Komitesi tarafından kominist iş birliği yapmakla suçlandı, yasalara karşı gelmekten suçlu bulundu. Ancak davayı temyiz eden Miller, nihayetinde aklandı.
1956’da dünyaca tanınan film yıldızı Marilyn Monroe ile evlenen Miller, bu evlilik süresince 1962 yapımlı “Uygunsuzlar” filminin senaryosunu yazdı. İkili daha sonra ayrıldı.
Mirası ve Oyunları
Miller, ABD tiyatrosunda psikolojik gerçekçiliğin baş temsilcisi olarak kabul gördü. İnsanın toplumla çatışmasını, sıradan bireyin trajik boyutlarını ve vicdanı sınayan ahlaki ikilemimleri sahneye taşıdı. Başlıca diğer yapıtları şunlardır:
- Köpriden Görünüş (1955)
- Düşüşten Sonra (1964)
- Vichy Olayı (1964)
- Sana İhtiyacım Yok Artık (1967)
- Bedel (1968)
- Ün (1970)
- Dünyanın Yaratılışı ve Başka İşleri (1973)
- Amerikan Saati (1980)
Uzun süredir kalp yetmezliği, zatürree ve kanserle mücadele eden Arthur Miller, 10 Şubat 2005’te hayatını kaybetti. 89 yıllık ömür boyunca çizdiği insan portreleri, tiyatro sahnesinde kalcı bir miras olarak yaşamayı sürdürmektedir.
