İsveç'in küçük bir köyünden Hollywood sahnelerine uzanan rüya gibi bir hayat hikayesi düşünün. İşte Ann-Margret Olsson, tam 85 yıllık yaşamı boyunca bu büyüleyici masalı gerçeğe dönüştürmeyi başaran ender isimlerden biri oldu. 28 Nisan 1941 tarihinde İsveç'in Valsjöbyn köyünde Anna Regina ve Carl Gustav Olsson çiftinin kızı olarak dünyaya geldi. Bu küçük kızın kaderi Amerika'da şekillenecekti. Henüz beş yaşındayken, 1946 yılının Kasım ayında annesiyle birlikte Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etti. Anne-kız, Chicago yakınlarında bulunan Winnetka bölgesine yerleşerek yeni bir hayata başladılar. Annesi burada bir cenaze evinde resepsiyonist olarak çalışarak ailesinin geçimini sağlamak için büyük mücadele verdi. Küçük Ann-Margret ise dans derslerine Marjorie Young School of Dance okulunda başladı. 1949 yılında Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlığına kabul edildi. New Trier High School Lisesi'nden mezun olduktan sonra Northwestern Üniversitesi'ne girse de, içindeki sahne aşkı onun bu eğitimi tamamlamasını engelleyecekti.
Las Vegas Işıltısı ve Beyaz Perdeye İlk Adım
Northwestern Üniversitesi'nde öğrencilik yıllarını sürdürürken, 1960 yılının Kasım ayında hayatını tamamen değiştirecek o dönüm noktasıyla karşılaştı. Kampüsteki bir müzikalde şarkı söylerken, ünlü aktör George Burns'ün dikkatini çekmeyi başardı. Burns, bu genç yeteneği hemen Las Vegas'a davet etti. Sahne ışıklarının altındaki büyüleyici duruşu, 1961 yılında RCA Victor şirketiyle ilk profesyonel plak kayıt anlaşmasını yapmasının önünü açtı. Aynı yıl 20th Century Fox stüdyosuyla yedi senelik dev bir sözleşme imzaladı. Kameralar karşısındaki ilk sınavını ise efsanevi yönetmen Frank Capra'nın Pocketful of Miracles adlı sinema filminde Bette Davis'in kızı rolüyle verdi. Genç yıldızın yeteneği ve güzelliği, kısa sürede dönemin en büyük yapımcılarının ve yönetmenlerinin dikkatini çekmeyi başarmıştı. Nitekim 1964 yılında sinema tarihinin unutulmazları arasına girecek olan bir yapımda rol aldı. Kült müzikal komedi filmi Viva Las Vegas'ta, efsanevi rock'n roll kralı Elvis Presley ile başrolü paylaştı. Bu filmdeki harika performansı, onu Hollywood'un en çok aranan ve konuşulan kadın oyuncularından biri haline getirdi. Hemen ardından 1965 yılında The Cincinnati Kid filminde Steve McQueen gibi bir dev isimle kamera karşısına geçti. 1966 yılına gelindiğinde ise Murderers' Row filminde Dean Martin ile başrolü paylaştı.
Avrupa Macerası ve Hollywood Zirvesi
1966 yılına kadar aralıksız çalışan Ann-Margret, kariyerinde ani ve cesur bir karar aldı. Hollywood'un yoğun temposundan biraz uzaklaşmak amacıyla İtalya'ya giderek film çalışmalarına ara verdi. 1970 yılına kadar süren bu Avrupa molası, onun sanatını daha da olgunlaştırdı. Amerika'ya geri döndüğünde, sinema dünyasında çok daha güçlü ve karakter odaklı rollerle izleyicinin karşısına çıktı. Anthony Quinn, Anthony Hopkins, Walter Matthau, Gene Hackman, Glenda Jackson ve Roy Scheider gibi dev aktörlerle yan yana oynayarak unutulmaz performanslara imza attı. Dönüşünün ilk büyük işi, 1970 yapımı R.P.M. / Bunalım filminde Anthony Quinn ile başrol oynamak oldu. Ancak sinema kariyerinin en büyük taçlandırması, 1975 yılında rol aldığı Tommy adlı müzikal filmle gerçekleşti. Nora Walker Hobbs karakterine hayat verdiği bu yapımdaki başarısı, ona 1976 yılında Altın Küre Ödülü'nü getirdi. Sanatçı, 33. Altın Küre Ödülleri'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kucakladı. Beyaz perdenin yanı sıra tiyatro sahnelerinde de devleşen yıldız, 1983 yılında Tennessee Williams'ın ölümsüz eseri Arzu Tramvayı'nda oynadı.
Yarım Asırlık Aşk ve Olgunluk Dönemi Başarıları
Ann-Margret'in özel hayatı da tıpkı kariyeri gibi Hollywood'un en çok konuşulan hikayeleri arasında yer almaktadır. 1962 yılında ünlü yapımcı Burt Sugarman ile bir birliktelik yaşadı. Ancak hayatının aşkını, 8 Mayıs 1967 tarihinde Las Vegas Riviera Otel'de dünya evine girdiği aktör Roger Smith'te buldu. İkilinin bu evliliği, sanat dünyasında parmakla gösterilen uzun soluklu bir birliktelik oldu. Sanatçı, 1990'lı yıllarda da üretkenliğinden hiçbir şey kaybetmeden yoluna devam etti. 1992 yılında Kenny Ortega'nın yönettiği Newsies adlı müzikal dramada Christian Bale ve Robert Duvall gibi isimlerle beraber rol aldı. 1993 yılında vizyona giren Grumpy Old Men / İki Hınzır Adam filminde Jack Lemmon ve Walter Matthau ile başrolleri paylaştı. 2017 yılına gelindiğinde ise Going in Style / Son Macera filminde Morgan Freeman ve Michael Caine ile izleyiciyle buluştu. Aynı zamanda müzik dünyasında zengin bir diskografi bıraktı. Güzelliği, enerjisi ve bitmeyen sanat aşkıyla Ann-Margret, sinema tarihinin altın sayfalarında parıldayan bir ikon olmaya devam ediyor.
Sanatçının müzik kariyeri boyunca çıkardığı önemli albümlerden bazıları şunlardır:
- 1961 — And Here She Is...Ann-Margret
- 1962 — On the Way Up
- 1963 — Bachelor's Paradise
- 1969 — The Cowboy and the Lady
- 2001 — God Is Love: The Gospel Sessions