Osmanlı'nın son dönemi ile Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında vatan savunmasında kritik roller üstlenen Alaâddin Koval, 1878 yılında İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. Emeksizzadeler sülalesinden Mustafa Bey'in evladı olan bu kıymetli subay, genç yaşta adım attığı askeri okul sıralarından itibaren ömrünü cephelerde, vatan topraklarını müdafaa etmeye adadı. Balkan Savaşları'ndan Birinci Dünya Savaşı'na, oradan da Milli Mücadele'nin en çetin muharebelerine kadar uzanan geniş bir yelpazede görev yapan Koval, gösterdiği üstün kahramanlıklar ve komuta yeteneğiyle adını Türk askeri tarihine altın harflerle yazdırdı.
Harbiye'den Cephelere Uzanan Yolculuk
Askerlik mesleğine olan tutkusuyla bilinen Alaâddin Koval, takvimler 13 Ocak 1901 tarihini gösterdiğinde Harp Okulu kapısından içeri girdi. Buradaki eğitimini başarıyla tamamlayarak 22 Ağustos 1903'te teğmen rütbesiyle orduya katılan genç subay, askeri dehasını kanıtlamak adına öğrenimine ara vermeden devam etti. Harp Akademisi'ndeki kurmaylık eğitimini de 26 Eylül 1906'da kurmay yüzbaşı rütbesini alarak bitiren Koval, imparatorluğun en zorlu dönemlerinde ardı ardına patlak veren Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı cephelerinde aktif görevler aldı. Bu savaşlardaki tecrübesi, onu ilerleyen yıllarda Anadolu'da başlayacak olan büyük kurtuluş mücadelesinin en güvenilir komutanlarından biri haline getirecekti.
Milli Mücadele ve Büyük Taarruz Kahramanlığı
Anadolu'nun işgale karşı direnişe geçtiği Türk Kurtuluş Savaşı günlerinde, Doğu Trakya bölgesindeki askeri harekatlarda önemli sorumluluklar üstlendi. Komutası altındaki 55. Tümen ile birlikte, 1. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Paşa'nın emri altında vatan topraklarını savunan Koval, askeri disiplini ve stratejik kararlarıyla ön plana çıktı. Başarılarla dolu bu sürecin ardından 1 Mart 1922 tarihinde miralay rütbesine layık görüldü. Hemen akabinde Elcezire Cephesi Kurmay Başkanlığı görevine getirilen tecrübeli asker, aynı yılın nisan ayında ise 41. Tümen Komutanı olarak tayin edildi. Büyük Taarruz'da görev aldı. Savaş meydanlarındaki üstün hizmetlerinden ötürü kırmızı şeritli İstiklâl Madalyası ile ödüllendirildi.
Cumhuriyet Dönemi ve Ebedi İstirahatgah
Zaferin ardından da ülkesine hizmet etmeyi sürdürdü. Sırasıyla 1. Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanlığı ve 1. Tümen Komutanlığı yaptı. Tarih 30 Ağustos 1927'yi gösterdiğinde tümgeneral rütbesine yükselerek paşa oldu. Ardından Piyade Makineli Tüfek Müfettişliği görevine atandı. 8 Ağustos 1930 tarihinde, İstanbul'da katıldığı büyük komuta kursu esnasında vefat etti. Önce Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi. Naaşı, 27 Eylül 1988 tarihinde Devlet Mezarlığı'na nakledildi.
Üstlendiği Kritik Görevler ve Rütbeleri
- 55. Tümen Komutanlığı (Doğu Trakya bölgesi)
- Elcezire Cephesi Kurmay Başkanlığı
- 41. Tümen Komutanlığı (Büyük Taarruz dönemi)
- 1. Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanlığı
- 1. Tümen Komutanlığı
- Piyade Makineli Tüfek Müfettişliği
