Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk kadın diplomatı unvanını taşıyan Adile Ayda, hariciye ve akademi dünyasında derin izler bırakmış öncü bir şahsiyettir. Kendisi 1913 yılında Rusya'nın Sankt-Peterburg şehrinde hayata gözlerini açtı. 5 Ekim 1992'deki vefatına kadar geçen ömrünü ülkesine hizmet etmeye, diplomatik başarılar kazanmaya ve akademik çalışmalar üretmeye adadı. Ünlü hukukçu Sadri Maksudi Arsal'ın kızı olarak dünyaya gelen bu kıymetli aydın, aldığı güçlü eğitimle Türk kadınının kamusal alandaki gücünü hem yurt içinde hem de uluslararası arenada başarıyla temsil etmiştir. O, karşılaştığı engellere rağmen kararlı duruşundan asla ödün vermedi. Adile Ayda diplomatlığın yanı sıra akademisyenlik, yazarlık ve senatörlük gibi pek çok mühim görevi üstlenerek adını altın harflerle tarihe yazdırmıştır.
Diplomaside İlk Kadın ve İstifa Süreci
Eğitim hayatına babasının görevleri dolayısıyla Avrupa'nın önemli kültür merkezleri olan Berlin ve Paris'te başlayan Adile Ayda, Türkiye'ye döndükten sonra lise eğitimini İstanbul'un köklü kurumlarından Notre Dame de Sion Fransız Lisesi'nde tamamladı. Yükseköğrenimini ise Ankara Hukuk Fakültesi'nde sürdürerek 1932 yılında bu okuldan başarıyla mezun oldu. Aynı yıl Dışişleri Bakanlığı sınavını kazanarak ülkenin ilk kadın diplomatı olmayı başardı. Ancak o dönemde kadın diplomatların yurt dışı temsilciliklerine tayin edilmesini engelleyen bir yönetmeliğin yürürlüğe konulması, genç bürokratın kariyerinde zorunlu bir yön değişikliğine yol açtı. Kendisi bu haksız sınırlamayı kabul etmedi. Onurlu bir duruş sergileyerek 1934 senesinde Dışişleri Bakanlığı'ndaki görevinden istifa etti.
Eğitimcilikten Akademisyenliğe Uzanan Yol
Bakanlıktan ayrıldıktan sonra eğitimcilik yönünü ön plana çıkaran Adile Ayda; Ankara Devlet Konservatuvarı, Maarif Cemiyeti Koleji ve Ankara Kız Lisesi gibi seçkin eğitim kurumlarında Fransızca öğretmenliği yaparak genç nesillerin yetişmesine katkı sağladı. Öğretmenlik yaparken akademik çalışmalarını da sürdüren Ayda, 1941 yılında Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. Mezuniyetiyle birlikte aynı bölümde asistan olarak göreve başladı. Akademik basamakları hızla tırmanarak 1943 yılında doçentlik unvanını kazandı. Başarılı akademisyen, evlenmesi sebebiyle İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne tayin edildikten sonra da çalışmalarına ara vermeden devam etti.
Hariciyeye Geri Dönüş ve Yükseliş Dönemi
Takvimler 1957 yılını gösterdiğinde, kadın diplomatların yurt dışına tayin edilmesini engelleyen kısıtlamanın Dışişleri Bakanlığı tarafından kaldırılması üzerine Adile Ayda, üniversitedeki görevinden istifa ederek çok sevdiği hariciye mesleğine geri döndü. Kendisi bu süreçte pek çok önemli diplomatik görevde bulundu:
- 1958 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu bünyesinde delege olarak Türkiye'yi temsil etti.
- 1959'da Lahey Büyükelçiliği, 1961'de ise Belgrad Büyükelçiliği müsteşarlığı görevlerine getirildi.
- 1963'te Kültür İşleri Genel Müdür Yardımcılığı koltuğuna oturdu.
Genel müdür vekilliği yaptığı 1966 yılında, İtalya devletinden Liyakat Nişanı aldı. Bu başarının hemen ertesinde, 1967 yılında elçi unvanıyla Roma'ya tayin edilerek kariyerinin en verimli dönemlerinden birine başladı.
Etrüskler Üzerine Araştırmalar ve Senatörlük
Roma Büyükelçiliği bünyesinde elçi-müsteşar sıfatıyla görev yaptığı dönemde Adile Ayda, diplomatik mesaisinin yanı sıra bilimsel araştırmalara da ağırlık verdi. İtalya'daki köklü geçmişe sahip Etrüskler üzerine derinlemesine incelemeler yürüttü. Kendisi kaleme aldığı Fransızca ve Türkçe eserlerde Etrüsklerin proto-Türk kavimlerinden biri olduğu tezini savundu. Bu görüşleriyle o dönem akademik dünyada büyük bir yankı uyandırdı. Diplomatik kariyerini başarıyla tamamladıktan sonra siyaset sahnesinde de aktif rol üstlenen Ayda, 1976 ile 1980 yılları arasında Cumhuriyet Senatosu'nda kontenjan senatörü olarak görev yaptı. Türkiye Cumhuriyeti'nin modernleşme ve kadın hakları mücadelesinde adeta bir sembol olan Adile Ayda, bıraktığı zengin mirasla günümüz aydınlarına rehberlik etmeyi sürdürmektedir.