Türk sinemasının ve tiyatrosunun en unutulmaz simalarından biri olan Adile Naşit, 17 Haziran 1930 tarihinde İstanbul'da sanatla iç içe büyüyen köklü bir tiyatrocu ailenin kızı olarak dünyaya gözlerini açtı. Tiyatro sahnelerinden televizyon ekranlarına uzanan geniş kariyerinde, canlandırdığı içten anne karakterleri ve hafızalara kazınan neşeli kahkahasıyla tüm ülkenin sevgilisi oldu. Babasının vefatının ardından eğitim hayatını noktalayarak erken yaşta sahnelere adım atan sanatçı, Türk seyircisinin kalbinde derin bir iz bıraktı.
Tiyatroyla Yoğrulan Çocukluk Yılları ve Aile Mirası
Sanatçı, köklü tiyatrocu bir aileden geliyordu. Babası dönemin ünlü komedyenlerinden Naşit Özcan, annesi ise tiyatro oyuncusu Amelya Hanım'dır. Dedesi Kemani Yorgo Efendi ve anneannesi ünlü kantoculardan Küçük Verjin lakaplı sanatçıdır. Ağabeyi Selim Naşit ve 1950 yılında evlendiği ilk eşi Ziya Keskiner de tiyatro alanında kendilerini kanıtlamış isimlerdir. İnternette gerçek adının 'Adela' olduğu iddia edilse de yazar Sibel Öz'ün araştırmalarında bu bilginin yazılı bir dayanağının bulunmadığı görülmektedir. Araştırmalara göre sanatçının anneannesinin annesi Ermeni, anneannesi Verjin Hanım ise Rum asıllıdır.
Adile Naşit'in kişisel yaşamındaki en büyük acı, tek çocuğu Ahmet'in erken kaybıyla yaşandı. Kalbindeki delik sebebiyle ameliyat edilen Ahmet, operasyon sonrasında komaya girerek 16 Haziran 1966'da henüz 15 yaşındayken hayata gözlerini yumdu. Bu kayıp, onun çocuklara yönelmesini sağladı. Temmuz 1982'de eşi Ziya Keskiner vefat etti. Bir yıl sonra Cemal İnce ile gizlice evlendi.
Sahnelerden Beyaz Perdeye Uzanan Sanat Yolculuğu
Babasının ölümünden sonra eğitimine veda eden Adile Naşit, henüz 14 yaşındayken İstanbul Şehir Tiyatroları Çocuk Tiyatrosu'na dahil oldu. Halide Pişkin'in grubunda 'Herşeyden Biraz' oyunuyla İstanbul turnesine çıktı. Sonradan Muammer Karaca'nın tiyatrosuna girdi. Kariyeri boyunca farklı tiyatro topluluklarında aktif olarak görev alan ünlü sanatçı, çeşitli dönemlerde şu oluşumların bünyesinde yer aldı:
- 1948-1951 yılları arasında Aziz Basmacı ve Vahi Öz ile kurulan ortak topluluk,
- Eşi ve ağabeyiyle 1961'de kurduğu, sonradan dağılan Naşit Tiyatrosu,
- 1963 ile 1975 yılları arasında sahne aldığı Gazanfer Özcan - Gönül Ülkü Tiyatrosu.
Tiyatro sahnelerinin yanı sıra 'Hisseli Harikalar Kumpanyası', 'Neşe-i Muhabbet' ve 'Şen Sazın Bülbülleri' gibi unutulmaz müzikallerde sergilediği performanslarla izleyicilerin büyük beğenisini topladı. Sinema dünyasına adım atışı 1947 yılında Seyfi Havaeri'nin yönettiği 'Yara' filmiyle gerçekleşse de, filmlerde yoğun bir şekilde rol almaya başlaması 1970'li yılları buldu. 1976 yılında 'İşte Hayat' filmindeki etkileyici oyunuyla Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'ne layık görüldü. Ertem Eğilmez ve Kartal Tibet gibi usta yönetmenlerin güldürü filmlerinin vazgeçilmez siması olan sanatçı, Hababam Sınıfı serisindeki unutulmaz 'Hafize Ana' karakteriyle adını Türk sinema tarihine altın harflerle yazdırdı. Ayrıca 1978 yılından itibaren Uluslararası Sanat Gösterileri'nin yapımlarında da sahne aldı.
Ekranların Sevilen Masalçı Teyzesi ve Ebedi Mirası
Kendi çocuğunu kaybettikten sonra sevgisini tüm Türkiye'nin çocuklarına adayan Adile Naşit, 1980 yılında TRT Ankara Televizyonu prodüktörlerinden İlhan Şengün'ün yapımcılığını üstlendiği 'Uykudan Önce' programıyla televizyon ekranlarına geldi. Tek kanallı televizyon döneminde çocukların heyecanla beklediği bu programda anlattığı masallar ve öykülerle milyonların gönlünde taht kurdu. Bu program vesilesiyle 'Masalçı Teyze' olarak anılmaya başlayan usta sanatçı, ekran başındaki çocuklara tatlı dille hitap etti. Canlandırdığı sıcacık anne karakterleri ve toplumda uyandırdığı sevgi bağı sayesinde 1985 yılında 'Yılın Annesi' seçilerek onurlandırıldı. 11 Aralık 1987 tarihinde İstanbul'da vefat eden sanatçı, geride doldurulamaz bir boşluk ve milyonlarca yetim kalmış 'kuzucuk' bıraktı.
