Süleyman Paşa Sarayı'nın Tarihi ve İnşası
Süleyman Paşa Sarayı, Ordu ilinin Ünye ilçesinde Hazinedârzâde Süleyman Paşa tarafından 1808 yılında yaptırılmış tarihi bir saraydır. Hazinedarzade Konağı olarak da bilinen bu yapı, Osmanlı mimarisinin bölgedeki en önemli örneklerinden biridir. Sarayı yaptıran Süleyman Paşa, Canik sancakbeyliği ve ardından Trabzon valiliği yapmış olan nüfuzlu bir Osmanlı devlet adamıdır. Coğrafyacı ve mühendis Xavier Hommaire de Hell’in anılarında belirttiği üzere, Süleyman Paşa kendi döneminde Osmanlı devletinin en güçlü paşalarından biri olarak tanınmaktadır. Fransız sanatçı Jules Laurens tarafından 1847 yılında çizimlerle ölümsüzleştirilen bu saray, büyük bir olasılıkla 1852 veya 1853 yılında meydana gelen büyük bir yangınla tamamen yanarak yok olmuştur.
Sarayın Mimarisi ve İç Mekan İhtişamı
Süleyman Paşa Sarayı; köşklerden, geniş bahçelerden ve ana binasında yer alan büyük salonlardan oluşan geniş bir yapı topluluğuydu. Yapının görkemi, İstanbul Boğazı’ndaki padişah saraylarından geri kalmayacak derecede ihtişamlıydı. Ziyaretçilerin aktardığı bilgilere göre, misafirlerin ağırlandığı köşklerden birinde göz alıcı resimler, Mısır dokumaları, fıskiyeler, altın kaplı parmaklıklar ve büyük divanlar yer almaktaydı. Yapı genel olarak bakımsızlaştığı dönemde bile beyaz mermer çeşmesi, aydınlatması ve göz alıcı altın kaplamaları ile adeta bir peri masalı köşkünü andırmaktaydı. Sarayda yüksek şömineler yer alıyor, avlu ve salonlarında çok sayıda hizmetli görev yapıyordu.
Harem Dairesi ve Bağdat Odası
Sarayın arka kısmında, bahçenin gerisinde korunaklı bir harem dairesi bulunmaktaydı. Dönemin coğrafyacısı Xavier Hommaire de Hell'in nezaketle girmesine izin verilen sekizgen planlı Bağdat Odası, sarayın en özel bölümlerinden biriydi. Bu odanın iç mekanında konforlu divanlar bulunuyor ve Avrupa tarzına yakın etkileyici resimler yer alıyordu. Bağdat Odası, meyve ve çiçeklerden oluşan çelenk biçimli motiflerle son derece zarif bir şekilde süslenmişti.
Yangın Sonrası Dönem ve Günümüze Ulaşan Kalıntılar
Ahşap bir yapı olan Süleyman Paşa Sarayı yandıktan sonra saraydan geriye yalnızca çeşmesi ve havuzu kalabilmiştir. Yapı, deniz kıyısında yaklaşık 4 ila 8 metre yüksekliğindeki kalın duvarların üzerinde yükselmekteydi. 138 metre uzunluğunda olduğu tahmin edilen bu koruyucu duvarların günümüzde sadece deniz tarafındaki kısmı ayaktadır. Ancak sarayın inşa edildiği tarihte de bu duvarların var olduğu, burada eskiden de bir saray ve kale bulunduğu belirtilmektedir. Nitekim 1640 yılında Ünye'yi ziyaret eden ünlü seyyah Evliya Çelebi, deniz kenarında kare şeklinde kâgir bir kalenin varlığından bahsetmiştir. Günümüzde Ünye'de yer alan Saray Camii ve Saray Hamamı da bu saray mensuplarının gittiği yapılar olmaları nedeniyle bu isimlerle anılmaktadır.