Oşki Manastırı (ya da bilinen diğer adıyla Öşkvank Manastırı), tarihsel Tao bölgesinde, günümüzde Erzurum ilinin Uzundere ilçesine bağlı ve eski adı Oşki olan Çamlıyamaç köyündeki eski bir Gürcü manastırıdır. Yapı topluluğunun 963-973 yılları arasında inşa edilmiş olan ana kilisesi Vaftizci Yahya'ye adanmıştır. Manastırın ismi olan "Oşki" kelimesinin etimolojisine ilişkin iki farklı görüş bulunmaktadır. Kaha Şengelia ve Valeri Silogava'ya göre bu sözcük Megrelce "şka" (ortada olan) kelimesinden türemişken, Merab Çuhua'ya göre Lazca "kuşburnu" anlamına gelmektedir. Katedral anlamına gelen "vank" kelimesinin eklenmesiyle türetilen Ermenice Oşk-vank ismi ise Türkçe kullanılan Öşkvank adının kökenini oluşturur.
Oşki Manastırı'nın Tarihçesi ve Kültürel Önemi
Manastır, Gürcü kralı III. Davit Kuropalati döneminde inşa edilmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda manastırın kurulduğu bölgenin özellikle seçildiği anlaşılmaktadır. Oşki Manastırı, kendi dönemindeki benzer yapıların etkilerini taşısa da, çok daha karmaşık ve geliştirilmiş bir mimari üslup sergiler. Tetrakonk plan şemasıyla tasarlanmış bu benzersiz yapının merkezinde bir kubbe yer alır. Manastır ve kilisenin 1036 yılında kutsal eşyalar ve zengin fresklerle süslendiği bilinmektedir. Eski Gürcü kültüründe son derece önemli bir eğitim merkezi olan Oşki, 10. yüzyılda Gabriel Oşkeli, Stepane Mtbevari ve İoane Çiray gibi birçok önemli din adamı yetiştirmiştir. Manastırda kopyalanan el yazmalarından en çok öne çıkanı ise 978 yılına ait bir İncil'dir. Erzurumlu Ermeni din adamı ve tarihçi Hakob Karnetsi, Tortum vadisinde yer alan Oşki, Hahuli ve İşhani manastırlarının ihtişamını, Konstantinopolis'teki Aya Sofya dışında benzeri bulunmayan yapılar olarak tanımlamıştır.
Görkemli Mimari Özellikleri ve Sanatsal Ayrıntılar
Oşki Kilisesi, dağın sırtına gelecek şekilde ve Tortum Çayının sol tarafında konumlanmıştır. Manastır, bir kenarı uzun dörtgen şeklinde bir plana sahiptir. Yapı kompleksinin güneydoğu kolunda yer alan kilise bölümünün duvarlarında son derece önemli tarihi freskler yer alır. Güney kapısı girişinde, manastırın inşasında emeği geçen kişilerin sıralandığı 12 satırlık tarihi bir yazıt günümüzde halen okunabilmektedir. Miğfer şeklindeki kubbesi 6.86 metre yüksekliğe sahip olup kırmızı ve sarı çinilerle bezelidir. Kubbenin kasnak yüksekliği 6.4 metre, duvarları da içeren yarıçapı ise 5.66 metredir. Kubbenin boğaz kısmında 12 adet pencere yer alırken alt bölümlerinde siyah renkli haç figürleri ve destek sütunlarında çeşitli hayvan ile insan kabartmaları bulunmaktadır. Kilisenin batı haç kolu büyük bir meydana açılmakta ve sütunları dönemine göre oldukça yüksek ölçekli fresklerle süslenmiştir. 11 ve 12. yüzyıl Doğu Ortodoks kiliselerinde geleneksel hale gelecek görkemli kemerlerin kullanıldığı yapıda, Hristiyanlık öncesi dönemi çağrıştıran boğa, kuş ve geyik figürlerine yer verilmesi de dikkat çekici bir detaydır.
Günümüzdeki Durumu ve Koruma Çalışmaları
Tarihi süreç içinde çeşitli değişimler geçiren manastır hakkında Gürcü arkeolog Ekvtime Takaişvili, 1917 yılında kilisenin güney kolunun uzun süre cami, güney ve batı kollarının ise ahır ve samanlık olarak kullanıldığını kaydetmiştir. Yapının korunabilen en iyi kısımları orta bölümü, kubbesi ve kubbe kasnağı olmuştur. 2016 yılında yapılan detaylı araştırmalarda, kilisenin dış cephesinde 18, içerisinde 19 ve stoada 10 olmak üzere toplam 47 adet Gürcüce yazıt tespit edilmiştir. Günümüzde bazı duvarları çökmüş durumda olan kilisede, bu çökmeler esnasında daha önce fark edilmeyen bazı yeni freskler gün yüzüne çıkmıştır. Korumaya alınan freskler günümüzde farklı müzelerde sergilenmektedir. Oşki Manastırı'nın yok olmasını engellemek amacıyla Dünya Anıtlar Fonu (World Monuments Fund) bir koruma projesi başlatmış ve çalışmalar için fon oluşturmaktadır. Aynı zamanda Türkiye ve Gürcistan hükümetleri, bu önemli kültürel mirasın restore edilmesi yönünde ortak çalışmalara başlama kararı almıştır.