İsi Kilisesi'nin Tarihçesi ve Önemi
İsi Kilisesi (Gürcüce: ისის ეკლესია), tarihsel Tao bölgesinde, günümüzde Erzurum ilinin Uzundere ilçesine bağlı ve eski adı İsi olan Altınçanak köyünde Orta Çağ'da Gürcülerden kalma tarihi bir kilisedir. Bölgenin 16. yüzyılın ortalarında Osmanlılar tarafından Gürcülerden ele geçirilmesinin ardından, 1574 tarihli Osmanlı mufassal defterine göre köy nüfusunun 58 Hristiyan haneden oluştuğu kaydedilmiştir. En geç 9. yüzyıla tarihlendirilen bu dini yapı, Gürcü krallığı döneminde inşa edilmiştir. Köy halkının Osmanlı döneminde Müslüman olmasıyla kilise cemaatini yitirmiş ve zaman içinde harap hale gelmiştir.
Zamanla Değişen İşlevi ve Harabe Durumu
Kilise, cemaatini kaybettikten sonra zamanla harap olmuştur. Yapılan araştırmalara göre 1917 yılında büyük ölçüde yıkılmış ve içi toprakla dolmuş olan kilise yapısı, samanlık ve meyve kurutmak amacıyla kullanılmıştır. Günümüzde ise kiliseden kalan duvarlar, sonradan inşa edilmiş olan bir evin duvarlarını oluşturmaktadır. Evin parçası haline getirilmiş olan kalan kısımlar ev sahibi tarafından farklı amaçlarla kullanılmaya devam etmektedir.
Mimari Yapısı ve Yapım Tekniği
İsi Kilisesi, Altınçanak köyünün dış kısmında konumlanmaktadır. Dolgu duvar tekniğinde, kareye yakın kabaca yontulmuş taşlarla inşa edilen yapının kuzey duvarı yıkılmıştır. Kilise, batı kolu uzun tutulmuş trikonchos planlı bir yapıdır. Ancak eksedralar düz duvarlarla sınırlandırıldığından bu plan dışarıdan fark edilmemektedir. Yapının duvar yüzey taşlarının çoğu sökülmüş olup, kiliseden kalan duvarların yüksekliği 3-5 metre arasında değişmektedir.
İç Mekan ve Pencere Detayları
Kilisenin doğusunda üç adet, güneyinde ise bir adet pencere açıklığı bulunmaktadır. Girişi uzun tutulan batı kolunun batı cephesinde yer alır. Batı kolunun iki yan duvarı, dikdörtgen biçimli ikişer duvar payesi ve bunları bağlayan yarım daire kemerlerle derin niş oluşturularak üç bölüme ayrılmıştır. Kilisenin doğu kısmında yer alan eksedra apsis işlevi görmektedir. Doğrudan duvarlar üzerine oturan kubbe, 1917 yılında çökmüş durumdaydı. Kubbe kasnağı kısa ve sekizgendi. Her iki cepheden birinde birer olmak üzere kubbe kasnağında dört pencere bulunuyordu ve apsisi kapatan çatı örtüsü o dönemde yerinde durmaktaydı.