Ardahan iline bağlı bir ilçe ve bu ilçenin merkezi olan Göle, ortalama 2.018 metre rakıma sahip düz bir ova üzerine kuruludur. Etrafı dağlarla çevrili olan ve geniş bir çukuru andıran bu ova, baharda karların erimesiyle sularla dolup göle dönüştüğü için bu adı almıştır. Ardahan ormanlarının yaklaşık %65'ini bünyesinde barındıran bölge, yemyeşil doğası nedeniyle halk arasında Yeşil Göle olarak da anılmaktadır. Kış aylarında sıcaklığın -30 ile -35 derecelere kadar düştüğü sert karasal iklimiyle bilinen ilçede kar kalınlığı en az bir metreye ulaşmaktadır.
Göle'nin Köklü Tarihi ve Etimolojik Kökeni
Göle adının kökeni, antik çağ krallığı Kolhis'in Gürcücedeki adı olan 'Kolha'dan türeyen ve tarihsel olarak 'Kola' şeklinde anılan kelimeye dayanmaktadır. MÖ 4. yüzyılda İberia Krallığı sınırları içindeki Tzunda Prensliği'ne bağlı olan bölge, yüzyıllar boyunca Gürcüler ile Ermeniler arasında el değiştirmiştir. 9. yüzyılda İberia Kralı I. Aşot tarafından Emevilerden geri alınan topraklar, 11. yüzyılda Büyük Selçukluların, 13. yüzyılda ise Samtshe-Saatabago Gürcü atabegleri devletinin idaresine girmiştir. 16. yüzyılın sonlarında Osmanlı İmparatorluğu'na katılarak Ardahan-i Küçük adıyla tescil edilmiş ve Çıldır Eyaleti'nin bir parçası haline gelmiştir.
Rus Yönetiminden Cumhuriyet Dönemine
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın ardından imzalanan Berlin Antlaşması ile savaş tazminatı kapsamında Rusya'ya bırakılan Göle, bu dönemde idari merkez olarak Okami köyüyle yönetilmiştir. I. Dünya Savaşı'nın sonlarında Rus ordusunun çekilmesinin ardından fiilen bağımsız Ermenistan sınırlarında kalan bölge, 16 Mart 1921 tarihli Moskova Antlaşması ile nihai olarak Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katılmıştır. 1928'de Kars vilayetine bağlı bir kaza haline getirilen ve eski adı Merdenik olan ilçe merkezi, daha sonra bugünkü Göle adını almıştır. İlçe, 27 Mayıs 1992 tarihinde ise Kars'tan ayrılarak yeni kurulan Ardahan iline bağlanmıştır.
Tarihi Miras: Kaleler ve Köroğlu Kalesi
İlçenin tarihi merkezinde eski yerleşim olan Merdenek köyü sınırları içinde bir kale ve üç kilisenin kalıntıları yer almaktadır. Bölgenin en görkemli savunma yapısı ise köyden iki kilometre uzaklıkta, ormanın içinde yükselen Köroğlu Kalesi'dir. Gürcü araştırmacı Konstantine Martvileli'nin aktarımlarına göre Mgeltsihe Kalesi ile yarışacak büyüklükteki bu kale, son derece ince ve nitelikli bir işçilikle inşa edilmiştir. Dağın tepesinde yer alan kalenin surları yaklaşık yarım kilometre uzunluğunda olup, yüksek kuleleri günümüze kadar ayakta kalmayı başarmıştır. Ayrıca ulaşımı oldukça zor olan bu gizemli kalenin içinden bilinmeyen bir noktaya uzanan tarihi bir tünel bulunmaktadır.