Zeynel Abidin Özmen, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında valilik, milletvekilliği ile Maarif Vekilliği yapmış nüfuzlu bir devlet adamıdır.
Kendisi 1890 yılında Niğde'de dünyaya gelmiştir.
Köklü aile bağları ve aldığı Mülkiye eğitimi, onun idari basamakları hızla tırmanmasını kolaylaştırmıştır.
Vatan topraklarının işgal edildiği buhranlı yıllarda milli mücadeleye katkı sunarken esaret yaşamış, cumhuriyetin ilanından sonra ise kritik idari reformlara öncülük etmiştir.
Özellikle eğitim alanında gerçekleştirdiği kalıcı yapısal değişikliklerle modern eğitim sisteminin temellerini atan şahsiyetler arasında kendine yer edinmiştir.
Ömrünün son yıllarını yine devlete hizmetle geçiren tecrübeli idareci, 20 Ağustos 1966 tarihinde Mudanya'da yaşamını yitirmiştir.
Savaş Yılları ve Esaret Günleri
Niğde'nin tanınan sülalelerinden olan Güllü Ahmet Oğulları'ndan Hasan Efendi'nin oğlu olan Özmen'in anne tarafı da Sungurbey Camii banisi Sungur Bey soyuna dayanmaktadır.
İlk eğitimini doğduğu şehirde tamamlayan genç Zeynel Abidin, lise eğitimi için İstanbul'a giderek eğitimine burada devam etmiştir.
1910 yılında mezun olduğu Mülkiye Mektebi onun parlak bürokrasi kariyerinin kapılarını sonuna kadar aralamıştır.
Mezuniyetinin hemen ardından Maliye Nezareti bünyesinde memuriyete adım atmış, ardından Konya ve Niğde vilayetlerinde maiyet memuru olarak çalışmıştır.
Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde ise idari görevlerini geride bırakıp yedek subay olarak cepheye koşmuştur.
Savaş sonrasında Malkara Kaymakamlığı yaptı.
Ardından Bursa Vilayeti Emniyet Müdürü olarak görevlendirildi.
Ancak Mudanya Kaymakamlığı görevini ifa ettiği esnada işgalci Yunan kuvvetleri tarafından casusluk yaptığı gerekçesiyle gözaltına alınmış ve yargılanmak üzere İzmir'de kurulu bulunan işgal mahkemesine sevk edilmiştir.
Müebbet hapis cezası alarak Yunanistan'daki esir kamplarına gönderilen bürokrat, esaret altında zor günler geçirmiştir.
Esaret dönemi nihayet son bulmuştur.
14 Şubat 1923 tarihinde serbest bırakılarak büyük bir vatan hasretiyle Türkiye topraklarına ayak basmıştır.
Valilikten Eğitim Bakanlığına Uzanan Yol
Yurda dönüşünün ardından Yalvaç, Birecik ve Kilis ilçelerinde kaymakamlık yaptıktan sonra Mülkiye müfettişliği görevine atanmıştır.
Üstün başarıları neticesinde 1926 yılında henüz genç yaşta Bitlis Valisi olarak atanmıştır.
İdari yeteneği sayesinde Muş, Antalya ve Bursa gibi önemli şehirlerde de valilik koltuğuna oturmuştur.
Bursa Valisi iken Aydın milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında yasama çalışmalarına katılmıştır.
Cumhuriyet idaresi, onun idari birikiminden faydalanmak üzere kendisini 9 Temmuz 1934 tarihinde Maarif Vekilliği makamına getirmiştir.
Bakanlığı döneminde eğitim dünyasında devrim niteliğinde adımlar atmıştır.
Özellikle 15 Haziran 1935 tarihli Siyasal Bilgiler Okulu Kanunu'nu hazırlayarak Mülkiye'nin çehresini tamamen değiştirmiştir.
Köklü eğitim kurumunun İstanbul'dan Ankara'ya taşınmasını ve burada son derece çağdaş, modern ve kurumsal bir yapıya kavuşturulmasını temin ederek Türkiye'nin idari kadrolarının yetişmesinde hayati bir rol oynamıştır.
Bakanlık görevini 11 Haziran 1935 tarihine kadar sürdürmüştür.
Aynı yıl meclisteki görevinden de ayrılmıştır.
Genel Müfettişlik Yılları ve Dersim Dönemi
Bakanlık görevinden ayrılmasının hemen ardından Doğu Anadolu'daki hassas dengeleri yönetmek amacıyla Diyarbakır merkezli Birinci Genel Müfettişlik görevine getirilmiştir.
1943 yılına kadar sürdürdüğü bu görev boyunca bölgedeki asayiş ve devlet otoritesinin tesisi için olağanüstü yetkiler kullanmıştır.
Özellikle 1937 ve 1938 yıllarında vuku bulan tarihi Dersim olayları sırasında devletin bölgedeki en yetkili karar vericilerinden biri olmuştur.
Dönemin fevkalade şartlarında adeta olağanüstü hal valisi yetkilerine sahip olan idarecinin aldığı kararlar geniş kitleleri etkilemiştir.
Bu tarihi süreçte sergilediği sert yönetim tarzı ve aşırı güç kullanımı içeren uygulamaları günümüzde de tartışılmaya devam etmektedir.
Döneme tanıklık eden Necip Fazıl ve Canip Yıldırım gibi şahsiyetlerin yanı sıra pek çok araştırmacı da onun kararlarını yetki sınırlarının aşılması bakımından eleştirmektedir.
Cumhuriyet tarihinin en hassas dönemlerinden birinde görev yapan idarecinin aldığı radikal kararlar, arşiv belgelerine ve yerel anlatılara dayanarak günümüzde halen tarihçiler tarafından farklı yönleriyle mercek altına alınmaktadır.
Zorlu Doğu görevinin ardından Trakya Genel Müfettişliği makamına atanarak idari kariyerini batı sınırlarına taşımıştır.
Bu teşkilatların lağvedilmesi üzerine Afyonkarahisar valiliğine getirilmiş ve bu görevden 15 Haziran 1950 tarihinde emekliye ayrılmıştır.
Hayatı boyunca çok sayıda farklı coğrafyada idari sorumluluklar üstlenmiştir.
Kariyeri boyunca üstlendiği başlıca idari görevler şunlardır:
- Bitlis Valiliği (1926)
- Muş, Antalya ve Bursa Valilikleri
- Aydın Milletvekilliği
- Maarif Vekilliği (Milli Eğitim Bakanlığı)
- Diyarbakır ve Trakya Genel Müfettişliği
- Afyonkarahisar Valiliği
Tecrübeli devlet adamı, emeklilik günlerini geçirdiği Mudanya'da 20 Ağustos 1966 tarihinde vefat etmiştir.
