Türk edebiyatının ve düşünce dünyasının köşe taşlarından biri olan Yusuf Has Hacip, XI. yüzyılda Karahanlı Devleti sınırları içinde yaşayan, Doğu Karahanlı hükümdarına sunduğu eşsiz eseriyle tanınan dahi bir yazar, astronom ve filozoftur. Yaklaşık 1017 yılında Karahanlıların önemli kültür merkezlerinden biri olan Balasagun kentinde dünyaya gelen bu büyük düşünür, 1077 yılında Kaşgar'da hayata gözlerini yummuştur. Kaleme aldığı Kutadgu Bilig adlı eseriyle Türk-İslam kültürünün ilk Müslüman dönem başyapıtını ortaya koymuş, Türk edebiyatında hem ilk siyasetname hem de ilk mesnevi yazarı olarak adını tarihe altın harflerle yazdırmıştır.
Balasagun'dan Kaşgar'a Uzanan Derin Bir İlim Yolculuğu
Tarihî kaynaklarda Karahanlılar dönemindeki aydınların yaşamına dair bilgiler oldukça sınırlı olsa da Yusuf Has Hacip'in hayat hikayesi, kendi başyapıtı olan Kutadgu Bilig'deki ipuçlarıyla aydınlanmaktadır. Çu Irmağı vadisinde yer alan Balasagun kentinde doğan yazar, gençlik yıllından itibaren dönemin en üst düzey eğitim imkanlarından faydalanmıştır. Arapça ve Farsçayı mükemmel düzeyde öğrendi. Matematik, astronomi, felsefe ve yönetim alanlarında derinleşti. Ona göre astronomi öğrenmek isteyen bir araştırmacının öncelikle geometri ve matematiğe hakim olması şarttır. Hesap ve ölçü, insanı olgunluğa ulaştıran temel araçlardır. İlim, topluma yön veren ışıktır.
Balasagun'da yazmaya başladığı büyük eserini tamamlamak amacıyla 1068 yılında yollara düşen filozof, Doğu Karahanlı Devleti'nin başkenti Kaşgar'a göç etmiştir. Burada yaklaşık bir buçuk yıl süren yoğun bir çalışmanın ardından eserini tamamlayarak Karahanlı hükümdarı Ulu Kara Buğra Han'a takdim etmiştir. Hükümdar tarafından büyük bir hayranlıkla karşılanan bu çalışma, yazarına saray teşkilatının en saygın makamlarından biri olan Has Hacip (baş teşrifatçı) unvanını kazandırmış ve onu vezir yardımcılığı görevine taşımıştır.
Kutadgu Bilig: Devlet ve İnsan Aklının Alegorik Zirvesi
Kelime anlamı "Kutlu Kılan Bilgi" olan Kutadgu Bilig, mesnevi nazım biçimiyle kaleme alınmış 6645 beyitlik devasa bir öğretici anıttır. Yaratıcıya hamd, Peygamber ve Dört Halife'ye övgülerle kapılarını açan bu eser, temelde dört soyut kavramın insan biçimine büründüğü alegorik bir tiyatro sahnesi gibidir:
- Kün Togdı (Gündoğdu): Adaleti ve hukuku temsil eden adil bir hükümdar.
- Ay Toldı (Aydoldu): Saadeti, kutu ve devleti temsil eden bilge bir vezir.
- Ögdülmiş: Aklı ve anlayışı temsil eden vezirin zeki oğlu.
- Odgurmış: Hayatın sonunu ve akıbeti simgeleyen, dünyadan elini eteğini çekmiş bir zahit.
Bu karakterlerin aralarında geçen felsefi diyaloglar; ahlaktan hukuka, devlet idaresinden ordu düzenine, ekonomiden toplumsal ilişkilere kadar geniş bir yelpazeyi titizlikle inceler. Eser sadece ahlaki öğütler barındırmaz, aynı zamanda dönemin toplumsal yapısını özetleyen ansiklopedik bir rehber niteliği taşır. Yazar, toplumun kılavuzları olarak gördüğü bilim insanlarına ve alimlere ayrıcalıklı bir yer ayırır. Bilgi, karanlık yolları aydınlatan meşaledir.
Türk Düşünce Tarihinde Silinmez Bir Miras
Hayatı boyunca alçak gönüllü bir duruş sergileyen büyük usta, koca eseri boyunca adını yalnızca bir kez, son bölümde yer alan "Kitap sahibi Yusuf, büyük has hacib, kendi kendine nasihat eder" başlığı altında anmıştır. 1077 yılında Kaşgar'da 60 yaşında hayata gözlerini yuman Yusuf Has Hacip'in türbesinin de bu şehirde yer aldığı kabul edilmektedir.
Günümüze kadar ulaşan ve bu muazzam eseri yaşatan üç temel nüsha bulunmaktadır:
- Uygur harfleriyle yazılmış olan Viyana nüshası.
- Arap harfleriyle kaleme alınmış olan Kahire nüshası.
- Yine Arap alfabesiyle yazılan Fergana nüshası.
Modern dönemde eserin ilk bilimsel incelemeleri XIX. yüzyılın sonlarında başlasa da en kapsamlı metin çalışmaları ve günümüz Türkçesine kazandırılma süreci Prof. Reşid Rahmeti Arat tarafından yürütülmüştür. Yusuf Has Hacip, ardında bıraktığı bu abidevi mirasla Türk yazı dilinin ilk Müslüman dönem başyapıtını şekillendirmiş, yüzyıllar boyunca Türk dünyasının siyaset ve bilgelik anlayışını besleyen ana kaynak olmuştur.
