Yılmaz Odabaşı, 15 Ağustos 1962 tarihinde Diyarbakır'da dünyaya gelen, 1980 kuşağının en çok tanınan ve eserleri geniş kitlelerce bestelenen Kürt kökenli Türk şair, yazar ve gazetecisidir. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarında farklı şehirleri soluyan şair, ilk öğrenimini Diyarbakır, Ankara, Kayseri ve Gaziantep illerinde tamamladı. Ortaöğrenimini ise doğduğu kentte yer alan Diyarbakır Lisesi'nde bitirdi. Henüz lise yıllarındayken, 1970'lerin sonundaki hareketli öğrenim eylemlerinde etkin roller üstlenerek toplumsal mücadelenin içine girdi. 1980 senesinde yükseköğrenim için adım attığı İzmir Hukuk Fakültesi'ndeki eğitimi, Türkiye'nin karanlık günlerinden biri olan 12 Eylül Darbesi ile yarıda kaldı. Darbenin ardından tutuklanan genç yazar, o dönemin en ağır koşullarına sahne olan Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde tam bir yıl boyunca tutsak kaldı.
Zorlu Gençlik Yılları ve Cezaevi Dönemi
Demir parmaklıklar ardındaki sürecin sonrasında edebiyata sığınan Odabaşı, yazı hayatına hızlı bir giriş yaptı. Yazko Somut gazetesinin yanı sıra Nitelik, Yamaç, Yarın, Dönem ve Oluşum gibi süreli yayınlarda düşüncelerini ve mısralarını paylaştı. Ancak özgürlük mücadelesi kolay olmayacaktı. 1984 yılına gelindiğinde, büyük umutlarla kaleme aldığı ilk şiir kitabı güvenlik güçlerince toplatıldı. Bu sansürün peşi sıra kendisi de kısa süreliğine demir parmaklıklar arkasına gönderildi. Cezaevinden çıktıktan sonra edebiyat yolculuğunu sürdüren yazar; Gökyüzü, Yeni Olgu, Dönem, Ortaklaşa, Oluşum ve Yarın dergilerinde üretmeye devam etti. 1985 senesinde doğduğu topraklara, Diyarbakır'a geri dönme kararı aldı. Burada ilk şiir kitabını adeta hafızasından ve notlarından yeniden inşa etti. Kitabını aynı yıl yayımlamayı başardı. Eş zamanlı olarak kentin entelektüel hayatına katkı sunmak adına Aydınlar Dilekçesi'ni Diyarbakır'da imzalatmaya açtı. Türkiye insan hakları tarihinin en önemli kurumlarından biri olan İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) kuruluş aşamalarında aktif görev aldı.
Edebi Çizgisi ve Bestelenen Şiirleri
İlk edebi denemelerinden itibaren şiirimizdeki 80 kuşağı içinde son derece kendine has, sevilen ve çok okunan bir isim haline geldi. Edebi kimliği, Ahmed Arif'in o meşhur dağlı ve epik haykırışı ile Attila İlhan'ın şehirli lirizmini ustalıkla harmanlayan yalın ama imgelerle yüklü yapısıyla biçimlendi. Bu benzersiz stil, 1980'lerden 2000'li yılların başına dek yeni yetişen okur nesilleri üzerinde son derece güçlü ve kalıcı bir tesir bıraktı. Yılmaz Odabaşı, Türk edebiyatında şiirleri en fazla bestelenen şairlerin başında gelmektedir. Özellikle merhum sanatçı Ahmet Kaya ile yolları kesişen şairin, "Yakarım Geceleri", "Diyarbakır Hasreti" ve "Dağlarda Ölmek İsterim" gibi unutulmaz eserlerin de aralarında bulunduğu yaklaşık kırk şiiri notalarla buluştu. Odabaşı'nın kaleme aldığı mısralar sadece Ahmet Kaya tarafından değil, aynı zamanda şu değerli müzisyenler ve gruplar tarafından da yorumlandı:
- Onur Akın (Şairin 2000 yılında çıkan ünlü kitabı "Ey Hayat" ile aynı adı taşıyan albümü yapmıştır)
- Edip Akbayram
- Grup Yorum
- İlkay Akkaya
- Ferhat Tunç
- Sevcan Orhan
- Suavi
- Hayko Cepkin
Eserlerinin ünü ülke sınırlarını da aşmıştır. Şiirleri Farsça, İngilizce, Almanca, Fransça, Arnavutça ve Kürtçe gibi dünya dillerine çevrilerek uluslararası alanda karşılık buldu. Avrupa Konseyi sponsorluğunda Munster Literature Centre tarafından İngilizceye aktarılan "Everything But You" adlı kitabı basıldı. Benzer şekilde, İran'ın başkenti Tahran'da yer alan Riva Yayınları tarafından "Bileklerimde Bayat Bir İntihar" isimli Farsça seçki eseri okurlarla buluştu.
Gazetecilik Yılları, Sürgünler ve Ödülleri
Yılmaz Odabaşı, edebi çalışmalarının yanında etkin bir gazetecilik kariyeri de yürüttü. Medya dünyasına ilk adımını 1981 yılında kısa süreliğine Akajans'ta çalışarak attı. 1986'da Ulusal Basın Ajansı (UBA) Diyarbakır temsilciliğini üstlendi. Bir yıl sonra Ortadoğu Haber Ajansı bünyesinde haber müdürü olarak görev yaptı. Takvimler 1992 yılını gösterdiğinde ise 2000'e Doğru dergisinin Diyarbakır büro şefliğini ve Turkish Daily News gazetesinin güneydoğu temsilciliğini üstlenerek bölgesel gelişmeleri yakından takip etti. 1993 senesinde Aydınlık gazetesinde köşe yazarlığı ve Diyarbakır temsilciliği görevlerine getirildi. Mesleki faaliyetleri ve kaleme aldığı yazılar nedeniyle hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldı. 1994 yılında Yargıtay tarafından onanan on aylık cezasını tamamlamak üzere Ankara Ulucanlar Cezaevi'ne girdi, ardından Ankara Haymana Kapalı Cezaevi'ne nakledildi. 1998'de yazdığı bir köşe yazısı ve 2000'de yayımlanan bir eseri sebebiyle toplamda bir buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu süreçte sırasıyla Bursa E Tipi Cezaevi ve Tekirdağ Saray Kapalı Cezaevi'nde hapis yattı. Hak ihlalleri nedeniyle soluğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) alan yazar, Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı açtığı davayı 2005 yılında kazandı.
Köşe yazarı kimliğiyle Özgür Gündem (1992), günlük Aydınlık (1993-1994), Siyah Beyaz (1995), Cumhuriyet Gazetesi ve ekleri (1996-1999), Radikal ve Radikal İki (1998), Birgün (2004) ile Meydan (2005) gazetelerinde toplumsal meseleleri ele aldı. Hayatı boyunca pek çok prestijli ödüle layık görülen Odabaşı'nın aldığı ödüller şunlardır:
- 1987 ve 1989'da Tayad Şiir ve Hikâye Ödülleri
- 1991 ve 1996'da iki defa Adana Altın Koza Film Öyküsü Ödülü
- 1992'de Petrol-İş Sendikası Şiir Yarışması İkincilik Ödülü ile Cahit Sıtkı Tarancı Şiir Ödülü
- 1994'te Çağdaş Gazeteciler Derneği tarafından verilen araştırma-inceleme dalında "Yılın Gazetecisi" ödülü
- 1995'te Sabri Altınel Şiir Ödülü
- 1999'da Orhon Murat Arıburnu Şiir Özel Ödülü
- 1991 ve 1999 yıllarında iki kez New York merkezli Human Rights Watch "Baskıya Karşı Cesaret" Ödülü
- 1996'da PEN Onat Kutlar Film Öyküsü Ödülü ve İsveç PEN Onur Ödülü
2000 yılından itibaren ise aldığı ilkesel karar gereşi hiçbir edebi yarışmaya katılmamış ve seçici kurullarda yer almayı reddetmiştir.