Türk edebiyatının ve sinema kültürünün en etkili isimlerinden biri olan yazar, şair ve düşünür Onat Kutlar, 25 Ocak 1936 tarihinde Alanya'da dünyaya gözlerini açtı. Hayatı boyunca ürettiği özgün eserler ve hayata geçirdiği öncü projelerle kültür sanat dünyasında derin izler bırakan Kutlar, 11 Ocak 1995'te İstanbul'da gerçekleşen hain bir terör saldırısı neticesinde aramızdan ayrıldı. Yazın dünyasında büyülü gerçekçilik akımının ilk tohumlarını atan ve Türk sinemasına uluslararası başarılar kazandıran entelektüel isim, kurduğu dernekler ve yazdığı ödüllü senaryolarla Türkiye'nin sanatsal vizyonunu kökten değiştirdi. Kültürel birikimiyle topluma rehberlik eden sanatçının trajik kaybı, sanat camiasında büyük bir boşluk yaratmıştır.
Edebiyatta Bir Dönüm Noktası: İshak ve Paris Yılları
Kutlar'ın edebiyat serüveni, 1959 yılında kaleme aldığı ve yayımladığı İshak adlı öykü kitabıyla parladı. Eser, 1960 yılında Türk Dil Kurumu Ödülü'ne layık görüldü. Bu başarı onun yazarlık serüvenini taçlandırdı. Ürnülü eleştirmen Fethi Naci'ye göre İshak, dünya edebiyatında büyülü gerçekçilik akımının ilk örneklerinden biri olarak kabul edilmelidir. Sanatçının eğitim hayatı ise oldukça sıra dışı bir seyir izledi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde sürdürdüğü yükseköğrenimini, mezuniyetine ramak kala, son dersin sınavına girmeyerek yarıda bıraktı. Bu kararın ardından, felsefe eğitimi almak amacıyla rotasını Fransa'nın başkenti Paris'e çevirdi. Paris'te geçirdiği iki verimli yılın ardından Türkiye'ye geri dönen Kutlar, bir süre çocuk edebiyatının öncü yayınlarından Doğan Kardeş dergisinde görev alarak çalışmalarını sürdürdü. Hem hukuk eğitimini yarıda bırakışı hem de felsefeye yönelişi, onun entelektüel derinliğinin kapılarını aralayan önemli adımlardan biri oldu.
Türk Sinemasında Bir Devrim: Sinematek ve Senaryolar
Türkiye'de sinema kültürünün gelişmesi ve dünya sinemasının kapılarının aralanması sürecinde Onat Kutlar ismi kilit bir rol üstlenir. Takvimler 1965 yılını gösterdiğinde Kutlar, Türk Sinematek Derneği'ni ve bununla birlikte Yeni Sinema dergisini hayata geçirdi. Ülkedeki sinema algısını derinden etkileyen bu derneğin yöneticiliğini 1965 ile 1976 yılları arasında kesintisiz olarak yürüttü. Bu süreçte Türk izleyicisi dünya sinemasının en seçkin örnekleriyle tanışma fırsatı buldu. Kutlar, sadece bir yönetici değil, aynı zamanda üretken bir senaristti. Yazdığı senaryolarla adını geniş kitlelere duyurdu. Sinema dünyasında derin izler bırakan, yurt içinde ve yurt dışındaki festivallerde sayısız ödül kazanan filmlerin senaryolarını yazdı. Bu yapıtlar arasında öne çıkan ve geniş kitlelerce kabul gören filmler şunlardır:
- Yusuf ile Kenan
- Hazal
- Hakkâri'de Bir Mevsim
Üstün sinema birikimi sayesinde Kutlar, 1985 yılında düzenlenen prestijli Berlin Film Festivali'nde jüri üyesi olarak görev yaptı. Sanatçı, sinemaya katkılarını ayrıca İstanbul Film Festivali Düzenleme Kurulu ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı İcra Kurulu üyelikleriyle de sürdürdü. Onun bu kurumlardaki varlığı, sinemamızın kurumsallaşmasına büyük ivme kazandırdı.
Fransız Devlet Nişanı ve Opera Pastanesi Trajedisi
Sanata ve kültüre adanmış bu üretken yaşam, uluslararası alanda da büyük bir saygıyla karşılandı. Fransız hükûmeti, 1994 yılında Onat Kutlar'ı prestijli L'Ordre des Arts et des Lettres Ödülü ile onurlandırdı. Ancak çok geçmeden o karanlık gün çıkageldi. Tarihler 30 Aralık 1994'ü gösteriyordu. Kutlar, Beyoğlu'ndaki tarihi Opera Pastanesi'ne bırakılan bir bombanın patlaması sonucu çok ağır yaralandı. Aynı hain saldırıda arkeolog Yasemin Cebenoyan da hayatını kaybetti. Hastanede günlerce yaşam mücadelesi veren usta yazar, 11 Ocak 1995 günü hayata gözlerini yumdu. Kutlar'ın cenazesi, İstanbul'un en huzurlu köşelerinden biri olan Aşiyan Mezarlığı'na defnedildi. Menfur saldırının sorumluluğunu ilk günlerde yasa dışı İBDA-C örgütü üstlenmiş olsa da, faillerin yakalanmasıyla birlikte bu hain eylemin bölücü terör örgütü PKK tarafından planlanıp gerçekleştirildiği net bir şekilde ortaya kondu. Yaşama veda ettiğinde ardında derin bir entelektüel miras bırakan değerli yazarın, Gazel Kutlar ve Mazlum Kutlar adlarında iki oğlu bulunmaktadır. Onun ebediyete intikali, Türkiye'nin sanatsal ve düşünsel hayatında yeri doldurulamaz bir boşluk bırakmıştır.