Türk dışişleri tarihinin hüzünlü figürlerinden biri olan diplomat Halil Vedad Uşaklıgil, 1904 yılında İstanbul'da dünyaya gözlerini açmıştır. Edebiyat dünyasının usta kalemi Halid Ziya Uşaklıgil ile Fatma Memnune Uşaklıgil'in evladı olan Vedad, acılarla dolu bir aile ortamında büyüdü. Kendisinden önce doğan kardeşleri Vedide, Sadun ve Güzin'in küçük yaşta vefat etmesi, ailenin üzerindeki gölgeyi derinleştirmiştir. Hayatta kalan kız kardeşi Bihin ile kendisi gibi diplomatlık mesleğini seçen erkek kardeşi Bülend Uşaklıgil ise yaşamlarını sürdürmüşlerdir.
Avrupa Yılları ve Hariciye'ye Giriş
Savaşların ardından şekillenen yeni Avrupa'da ailesiyle birlikte uzun seyahatlere çıkan genç Vedad, eğitim ve yaşamını ağırlıklı olarak Bern ve Paris şehirlerinde sürdürdü. Yurda döndükten sonra Osmanlı Bankası bünyesinde çalışmaya başlayan genç adam, aynı zamanda müzik yeteneğiyle de öne çıkmaktaydı. Kuzeni Latife Hanım vasıtasıyla cumhurbaşkanının dikkatini çeken Uşaklıgil, üstün piyano yeteneği sayesinde Atatürk ile tanışma fırsatı buldu. Bu tanışıklığın ardından, bizzat Atatürk'ün verdiği emir doğrultusunda bankadaki işinden ayrılarak Hariciye Vekaleti kadrosuna geçiş yaptı. Genç diplomat ilk olarak Londra temsilciliğinde görevlendirildi.
Kriz Dönemi, Hukuk Eğitimi ve Dönüş
Bakanlıktaki görevinden uzaklaştırılması, genç diplomatın ruh sağlığını olumsuz etkiledi. Bu buhranlı dönemde boş durmayarak İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi ve buradaki eğitimini başarıyla tamamladı. Diplomasiye geri dönme hakkını kazandıktan sonra sırasıyla Bükreş ve Tiran büyükelçiliklerinde kritik sorumluluklar üstlendi. Arnavutluk Krallığı'nın başkenti Tiran'da başkatip unvanıyla görevini sürdürürken 3 Aralık 1937 tarihinde aldığı ilaçlar sebebiyle intihar ettiği kayıtlara geçen diplomatın, aslında öldürüldüğünü savunan bazı iddialar da mevcuttur. Genç bürokratın cenazesi, 19 Aralık 1937'de İstanbul topraklarına defnedildi.
Edebiyattaki Yeri ve Anısı
Vedad Uşaklıgil'in acı kaybı, edebiyat dünyasında Halid Ziya olarak bilinen babası üzerinde silinmez bir iz bırakmıştır. Tıpkı diğer vefat eden evlatları için yaptığı gibi, Halid Ziya da Vedad'ın anısına Bir Acı Hikâye adlı eserini kaleme aldı. Usta yazar, daha önce kaybettiği diğer çocuklarından Sadun için Kırık Oyuncak hikâyesini ve kızı Güzin için Kırık Hayatlar romanını yazarken, 1942 yılında yayımlanan bu son hatıratını da Vedad'ın aziz hatırasına adamıştır. Yazarın çocuklarının kaybıyla kaleme aldığı başlıca eserler şunlardır:
- Sadun için kaleme alınan Kırık Oyuncak hikâyesi,
- Güzin için yazılan Kırık Hayatlar romanı,
- Vedad'ın hatırasına adanan ve 1942 yılında yayımlanan Bir Acı Hikâye hatıra kitabı.
Edebiyat eleştirmeni Doğan Hızlan, Vedad için yazılan bu son hatıra kitabını yazarın en önemli başyapıtı olarak nitelendirmektedir. Ayrıca diplomatın trajik yaşamı, edebiyat dünyasında tanınan pek çok ismin eserlerine de esin kaynağı olmuştur. Selim İleri, Kırık Deniz Kabukları eserinde doğrudan Vedad'ın hayatını işlemiştir. Vedad'ın yaşadıkları Yıldıray Oğur'un kitabında ele alınırken, Atatürk ve Latife Hanım ile ilişkileri ise Rıza Nur ve İpek Çalışlar'ın eserlerinde yer bulmuştur.
